Davalı Kurum vekili, 27.09.2017 havale tarihli dilekçesi ile hükmün yargılama giderlerine ilişkin kısmında vekalet ücretinin davacıdan alınarak "davalı tarafa verilmesine" dair kısmının "davalılara" olacak şekilde tahsisini talep etmiştir.Mahkemece, 13.10.2017 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 305. maddesinde hükmün tavzihi düzenlenmiştir.
Buna göre hükmün tavzihi yoluna, bir hükmün yeterince açık olmaması, birbirine aykırı fıkralar içermesi yahut icrasında tereddütler uyandırması halinde, icrası tamamlanıncaya kadar, hükümdeki gerçek anlamın ortaya çıkarılması amacıyla başvurulabilir. Mahkemece tavzih adı ile hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Somut olayda, yerel mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına dair hükmünün üçüncü fıkrasında vekalet ücretinin davacıdan alınarak "davalı tarafa" verilmesine karar verdiği, davalı Kurum vekilinin tavzih talebinin 13.10.2017 tarihli ek karar ile reddedildiği anlaşılmış olup davalı işverenin ve davalı Kurumun davayı vekilleri aracılığı ile takip ettikleri dolayısla davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerektiği halde yazılı şekilde verilen kararın bu hali ile infaz kabiliyetinin bulunmadığı ve tereddüt yaratacağı anlaşıldığından tavzih talebinin kabul edilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve 13.10.2017 tarihli Ek Karar bozulmalıdır.SONUÇ: 13.10.2017 tarihli Ek Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.