KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/15587 E., 2012/8507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, reyon görevlisi olan davacının kasa görevlisinin bulunmadığı sırada onun şifresini kullanarak bir şişe kolayı ücretini kasaya ödemeden geçirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece eylemle ceza arasında orantılılık bulunması gerekeceği ve olaya konu ürünün ekonomik değeri dikkate alındığında işveren açısından haklı değil geçerli nedenin varlığı sözkonusu olacağından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu'nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davalıya ait market işyerinde 20.1.2006 tarihinden beri reyon
görevlisi olarak çalışan davacının 28.8.2009 tarihli fesih bildirimi ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun 'un 25-II-e bendine göre fehsdildiğinin bildirildiği anlaşılmaktaıdr.
Davacının kasa görevlisinin şifresini kullanarak ücretini ödemeden kasadan geçirerek bir şişe kolayı aldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Konu ile ilgili yapılan ceza soruşturmasında olayın kasiyerin bilgisi dahilinde gerçekleştiği ve ürünün parasının ödendiği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı tarfından bu karar karşı yapılan itirazın Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiği görülmüştür. Olayın en önemli tanığı olan kasiyerin işveren tarafından beyanın değiştirildiğini ve olayın bilgisi dışında gereçekleştiğinin yazıldığını, ceza dosyası ile mahkemede ise davacının yemek saatine yakın yanına gelerek kola almak istediğini söylediğini kendi kasasında işlem yapabileceğini söylediğini ve yemekten sonra parasını ödediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının uzun süreden beri işyerinde çalışması, aldığı kolanın ekonomik değeri ve özellikle kasiyer olan tanığın mahkeme ve ceza dosyasındaki beyanları, kasaların kamera kayıtları ile sürekli denetleniyor olması birlikte değerlendirildiğinde davacının kötü niyetle hareket etmediği anlaşılmaktadır. Bu davranışı nedeniyle fesihte ölçülülük ilkesinin dikkate alınması gerekmektedir.
Bu ilkeye göre davranışı nedeniyle fesih, ancak sözleşmeyi sona erdirmeye oranla daha hafif bir çare söz konusu olmadığında gerekli olur.
Olayda gerçekleşen eylem işyeri kurallarına aykırılık teşkil etmekte ise eylemin gereçekleşme biçimi, davacının daha önceden olumsuz bir davranışının bulunmaması ve ürünün ekonomik değeri dikkate alındığında fesih işlemi ile eylem arasında orantılılık bulunmadığı, sonucu itibariyle feshin ağır olduğu bu nedenle feshin geçerli ve haklı bir nedene dayanmadığının kabulü yerine davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/15587, K. 2012/8507, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama