KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/15801 E., 2012/8951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından ücretinin indirilmesini kabul etmediği ve sendika temsilcisi olduğu için feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesini ve buna bağlı yirmidört aylık brüt ücreti tutarında tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davacının alt işveren işçisi olduğunu belirterek davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı duruşmalara katılmamış ve yazılı bir cevap da vermemiştir.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiği kabul edilerek feshin geçersizliğine işe başlatmama tazminatının davacının bir yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında hastane temizlik hizmetinin yapılması için sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan şirketin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği de dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi dosya içeriğine uygun olup, davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini kanıtlayamadığı gözetilmeden işe başlatmama tazminatının davacının bir yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesi doğru görülmemiştir.
Fesih nedenine ve davacının çalışma süresine göre söz konusu tazminatın davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Bunun yanısıra 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j bendinde Genel Bütçeye dahil idarelerin yargı harçlarından muaf olacağı düzenlenmiştir. Davalı Sağlık Bakanlığı 492 sayılı Kanun'un 13/j maddesi gereğince harçtan muaf olduğu halde bu davalının sorumluluğunu gerektirecek ve açık olmayan şekilde oluşturulan hüküm fıkrası ile harca hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/15801, K. 2012/8951, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama