KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/17835 E., 2012/11272 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
İş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini, baskıyla ikale sözleşmesi imzalatıldığını belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdiğini, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 07.01.2011 tarihli ve “iş sözleşmesinin tarafların karşılıklı anlaşması ile sona erdirilmesine ilişkin protokol (ikale sözleşmesi)” başlıklı belgede, işveren şirket ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin, davacının 07.01.2011 tarihi itibariyle şirketten ayrılacağını bildirmesi üzerine sona erdiği,
protokol hükümleri çerçevesinde, işveren ile personelin karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle, aralarındaki iş sözleşmesinin 07.01.2011 tarihinden itibaren sona erdirilmesi hususunda mutabakata vardıkları, personelin, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, kullanmadığı izin ücreti ve iki maaş tutarının ödenmesi koşuluyla, işverenle arasındaki iş sözleşmesinin iş bu ikale sözleşmesi ile karşılıklı olarak sona erdirilmesi hususunda mutabakata vardıkları belirtilmiştir.
İşçinin ek menfaat aldığı, karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıktır. Öte yandan, davacının işyerinde finans şefi olarak yaptığı görev nazara alındığında imzaladığı belgelerin mahiyetini ve sonuçlarını takdir ve tahmin edebilecek durumda olduğu ortadadır. Bu durumda, işe iade talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/17835, K. 2012/11272, 25 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama