KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/17901 E., 2012/11121 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin 30.09.2010 tarihinde sözlü olarak feshedildiğini, şekil şartlarına uygunluk arzetmediğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun fesih işleminin geçersizliği ile davacının işe iadesine ve yasal haklarının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait şirkette satış danışmanlığı yapan davacının 30.09.2010 tarihinde istifa ettiğini bu nedenle işe iade talep ve dava hakkı bulunmadığını, davacının istifa sonrasında davalı şirketi ibra ederek her türlü talep ve dava hakkından feragat ettiğini, kurumsal bir şirket niteliği taşıyan müvekkili şirketin hukuk ve insan kaynakları müdürlüklerinin bilgisi dışında eleman çıkarmasının söz konusu olmadığını, istifa ederek işten ayrılan davacının işe iade talebinin haklı görülmesi İş Hukuku kapsamında mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin istifası nedeniyle sona erdiğinin savunulduğunu, ancak aynı zamanda ibranamede sunulmasının çelişki yarattığı, bu durum ve tanık beyanları karşısında işverence davacının iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında İş Kanununda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, satış temsilcisi olarak davalı işyerinde çalışmakta olan davacı 30.09.2010 tarihli dilekçesi ile işten kendi isteği ile ayrıldığını belirtmiştir. Davacı tarafından iş sözleşmesinin işverence sözlü olarak feshedildiği iddia edilmişse de, belirtilen dilekçenin varlığı sözleşmenin işveren tarafından değil davacı tarafından feshedildiğini göstermektedir. Kaldı ki, dilekçenin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı da ispatlanamamıştır. Bu nedenle iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona ermesine karşın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/17901, K. 2012/11121, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama