KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/7939 E., 2012/11639 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, diğer şirketin personeli olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında hizmet temini sözleşmesi bulunduğunu, davacının iş akdinin feshinde müvekkili şirketin herhangi bir insiyatifinin olmadığını, diğer davalı şirketin dilediği personeli çalıştırmakta serbest olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Ltd Şti vekili ise; davacının fiilen ... AŞ çalıştığını, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, iş akdinin işveren tarafından feshedilmediğini, 30/04/2010 tarihli dilekçe ile istifa ederek işten ayrılması sebebi ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalılar arasında alt-üst işveren ilişkisi bulunduğu ve davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle ... Ltd.Şti. bakımından davanın kabulüne, davalı ... A.Ş. bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında diğer bir uyuşmazlık konusu da davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığıdır.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin
unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir.
4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.
Hizmet alım sözleşmesinin konusu olan yükleme-boşaltma hizmetleri yardımcı iş olup, davacı depo elemanı olarak çalıştırılmıştır.
Davalı ... AŞ yardımcı işlerini alt işverene vermesi 4857 sayılı Kanun'un 2/6-7.maddesi uyarınca mümkündür. Mevcut olgulara göre geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işverenlik sözleşmesi bulunmaktadır. Böyle olunca işe iadenin maddi sonuçlarından her iki davalının birlikte sorumluluğuna karar verilmelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/7939, K. 2012/11639, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama