KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/9095 E., 2012/1863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işyerinde davalı işverenden başka SMİLE Sigorta, SMİLE Dağıtım A.Ş.
Pratik Ödeme Sistemleri A.Ş. ve SMİLE Tedarik olmak üzere 5 şirket bulunduğu, hepsinin ayrı ayrı hükmü şahsiyetlere haiz olduğu ve ayrı iştigal mevzularına sahip bulunduğu, 4857 Sayılı Yasanın 18. maddesine göre ''işverenin aynı iş kolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir'' hükmü bulunduğu, madde hükmünün aradığı husus işverenin aynı iş kolundan birden fazla işyerlerinin olma durumu olduğu,
buradaki işverenlerden her birinin ayrı ayrı iş kolunda çalıştıkları iştigal mevzularının ayrı olduğu buna göre birlikteliğe itibar etmenin mümkün olmadığı, ayrıca davalı işyerinde çalışan işçi sayısınında 30'un altında olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Somut olayda, davacının insan kaynakları uzmanı olarak üç şirkete birlikte hizmet verdiği anlaşılmaktadır. Buna göre 30 işçi sayısına ilişkin yasanın aradığı şart gerçekleşmiştir.
Diğer yandan, iş sözleşmesinin feshine ilişkin bildirimde fesih nedeni açık ve kesin bir şekilde belirtilmemiştir.
Mevcut delil durumuna göre davanın kabulü gerekirken, anılı nedenlerle davanın reddi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/9095, K. 2012/1863, 14 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama