İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /22. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 22. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/9848 K.2012/2803

Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Esas2011/9848Karar2012/2803Tarih27 Şubat 2012Okuma7 dk · 1.478 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/9848 E., 2012/2803 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Şubat 2012
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Dava
Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.478 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, davacının 03/03/2008-25/11/2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde ilaç mümessili olarak çalıştığını, davalının global bazda şirketler grubunun başka bir şirketi satın alması sebebiyle şirkette işgücü fazlalığının oluşmasını gerekçe göstererek davalının iş akdini feshettiğini, fesih sürecinde davacının gönüllü olduğunu belirten muvafakatname bulunduğuna ilişkin davalı vekilinin cevap dilekçesinden sonra vermiş olduğu beyanın savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan bu beyana muvafakat etmediğini, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli ve haklı neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin ilaç fiyatlarının ve gelirlerinin önemli ölçüde düştüğünü, organizasyonunu küçültme yönünden ticari karar aldığını, görev yapan çalışanlar hakkında norm kadro çalışması yapılarak objektif kriterlere göre işten çıkartılacak kişilerin isimlerini belirlediğini, objektif kriterler gözeterek bazı çalışanlarının iş akitlerine son verdiğini, toplu fesih sürecini eksiksiz olarak uyguladığını, davacıyı davalı şirkette başka bir pozisyonda istihdam etme veya feshe karşı önlem alma imkanının bulunmadığını,

davalı şirketin global bazda bağlı bulunduğu şirketler grubunun başka bir ilaç şirketini satın aldığını belirtmiş, 12/04/2010 havale tarihli dilekçesinde ise toplu feshe başvurulurken sosyal önceliklendirmeye göre sırasıyla emeklilik hakkını kazananların ve gönüllü olanların iş akitlerinin feshedildiğini, davacının da öncelikle fesih sürecinde gönüllü olduğunu belirttiğine ilişkin muvafakatname bulunduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, dosyaya mübrez muvafakatnamede davacıya yasal hakları ile bir kısım olanakların yanısıra ektra ödeme yapılacağının öngörüldüğü ve davalı şirketin fesih bildiriminde davacının oluşan iradesi doğrultusunda iş akdini geçerli nedenle feshettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.

İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz.

Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecek, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır.

Bütün bu hususlar, İş Hukukunda hakim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sonra erdirmeye yönelmiştir.Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip feshe tahvil edilemez.

Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, İş Hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi genel hükümler dışında İş Hukukunda işçi yararına yorum ilkesi göz önünde bulundurulacaktır.

İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusunda icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır.

Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak değerlendirmeye gidilmelidir.

Dosya içeriğine göre, 24/11/2009 tarihli fesih yazısında, davalı işveren tarafından şirketin global bazda bağlı olduğu şirketler grubunun başka bir şirketi satın alması ve bu sürecin şirketlerinin yeniden yapılanma yoluna gitmesini zorunlu kılması, yeniden yapılanma sürecinde şirkette işgücü fazlalığının oluşması ve bunun yanında sağlık sektöründe son zamanlarda yaşanan gelişmeler şirkette görev yapan bazı çalışanlarla yolları ayırma ihtiyacını doğurduğu,

bu çerçevede alınan işletmesel karar gereğince davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 29. ve 18. maddesi uyarınca, işin, işyerinin ve işletmenin gerekleri nedeniyle 25/11/2009 tarihi itibariyle feshedildiği, yasal hakların yanısıra özel hazırlanan ekstra ödemenin en geç 04/12/2009 tarihinde banka hesabına yatırılacağı belirtilmiştir.

24/11/2009 tarihli talepname/muvafakatname başlıklı yazı, kendi isteği ile şirketten ayrılmak isteyen personele yasal haklarının yanısıra her kıdem yılı için ½ maaş oranında tazminat ödemesi yapılacağını, bunun yanı sıra yan sosyal haklar olarak talep halinde cep telefon hattının ücretsiz devir imkanını, şirket aracını piyasa değerinin %10 altında alınabilmesini, E&E Group -DBM kariyer danışmanlık firması vasıtasıyla 1 ay boyunca kariyer danışmanlık hizmet desteği sağlama imkanı tanınacağını, şirket ile yargılama sözkonusu olduğunda ve işe iade,

tazminat veya sair alacak tahsil etmeye hak kazanıldığında ödenen brüt 2.016 tutarlı esktra ödemeden ve sağlanan yan sosyal hakların hesaplanacak TL karşılığı olan bedelden mahsup edileceğini, mahsup neticesinde şirket lehine bir fark bulunması halinde derhal şirkete iade edileceğini içermektedir.

Davacının muvafakatname ile fesih bildirimini aynı gün tebliğ etmesi, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile kısaca ikale ile sonuçlandığı anlamına gelmez. İşverenin feshinin geçerli olup olmadığının incelenmesi gerekir.

Talepname/muvafakatname başlıklı belgenin iş ilişkisi devam ederken imzalatılması buna karşılık davacıya fesih bildirim ve işten ayrılış tarihlerinden sonra yasal hakları da dahil olmak üzere ekstra ödemenin yapılacağının öngörülmesi, tanınan yan sosyal imkanların sağlandığına ya da elde edilebilirliğine yönelik dosyada bilgi ya da belge bulunmaması, belirtilen ekstra ödemenin davacının bir aylık ücretinden fazla olmaması, davalı tarafça davacıya ek menfaat temininin fesih tarihi sonrasında ve işe iade davası açma süresi içerisinde (04/12/2009 tarihinde) yapılmış olması,

ekstra ödeme miktarı ile tanınan yan sosyal hakların işe iade davası açılmasını bertaraf etmeye yönelik içerik taşıması hususları davacının iş sözleşmesinin ikale ile sona ermesini istemesinde makul bir yararı bulunmadığını gösterdiği gibi iş sözleşmesi devam ederken düzenlenen talepname/ muvafakatname içeriğindeki işçiye iş güvencesi sağlayan işe iade isteminden feragat de geçerli kabul edilmemelidir.

Davacının bu şekildeki iradesi gerçek iradesi olmadığı gibi, işverenin bu uygulaması iş güvencesinden yararlanmayı engellemeye yönelik olduğu ve davacının söz konusu tazminat ve alacaklarının ödenmesi için iş sözleşmesini anlaşma ile sona erdirilmesini istemesinde mevcut delillere ve fesih yazısına göre makul yararı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Keza, ikale sözleşmesi bulunduğunu cevap dilekçesinden sonra ve ancak işletme gerekleri ile öncelikle fesih yapıldığını beyan eden davalı tarafça da davacının iş sözleşmesinin ekonomik, yeniden yapılanma, norm kadro oluşturulması gibi işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlere dayanılarak feshedildiği anlaşılmaktadır .Fesih konusunda tarafların iradesi birleşmemiş, işverenin tek taraflı işletme gerekleri ile feshin sonuçlarını doğurmuştur. Mahkemenin iş sözleşmesinin feshi konusunda tarafların iradesinin birleştiği yönündeki gerekçesi hatalı bulunmuştur.

Dosya içeriğine ve emsal Dairemiz incelemesinden geçen dosyalardaki (Dairemizin 27/12/2011 günlü, 2011/4495 Esas, 2011/8486 Karar, 24/01/2012 günlü 2011/5160 Esas, 2012/481 Karar ve 26/01/2012 günlü, 2011/13193 Esas, 2012/638 Karar sayılı dosyalarında) feshin işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan gerekçesine göre davalı işverenin feshin geçerli nedene dayandığını, feshin kaçınılmazlığını, davacının istihdam fazlası olduğunu, bu kararı tutarlı şekilde uyguladığını ve feshe son çare olarak başvurulduğunu kanıtlayamadığı,

fesih nedenleri ile çelişen uygulamalara girdiği ve işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır. Zira, iş sözleşmesinin feshi, birleşme ve yeniden yapılanmadan yaklaşık 5 ay önce gerçekleşmiştir. Fesih tarihi itibariyle geçerli nedenin varlığı kanıtlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, davanın kabulü yerine koşulları oluşmayan bozma sözleşmesinden söz edilerek reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-)Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-)İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,

3-)Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,

4-)Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,

5-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6-)Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan 634 yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 05.03.2012 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/9848, K. 2012/2803, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/9848
Karar No
2012/2803
Tarih
27 Şubat 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/9848 K.2012/2750
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/9849 K.2012/2804
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/9850 K.2012/2805
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/9850 K.2012/4028
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/9854 K.2012/2806
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2011/9856 K.2012/2162

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.