KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/13219 E., 2012/17683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, iş güvencesi tazminatı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.02.2006-28.05.2007 tarihleri arasında çalıştığını, işveren tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını, .... İş Mahkemesine ait 2007/380 esas, 2008/74 karar sayılı işe iade davasının kabulle sonuçlandığını, 02.05.2008 tarihli ihtarname ile gerek davalıya gerek vekiline işe iade talebinin yapıldığını, kanuni süre içersinde başvuruya rağmen işe başlatılmadığını, ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı, dört aylık ücret alacağı, dört aylık iş güvencesi tazminatı toplamından oluşan 18.311,09 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili işe iade davası sonrası 09.05.2008, 15.05.2008 ve 29.05.2008 tarihlerinde noter aracılığı ile üç adet işe başlatma davet yazısı gönderdiklerini ve bu yazılarda davacının kesinleşen mahkeme kararı uyarınca işe başlatılacağının belirtildiğini ancak davacının işe başlamadığını ve ayrıca davacının işe gelip eski şartları sağlanmazsa bunun tespitini yaptırma imkanının bulunduğunu ancak bunu yaptırmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının süresinde işe başlatılmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. İşçinin işe iade yönündeki başvurusu ciddi ve samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.
Davacının kesinleşen işe iade kararının tebliğinden itibaren on günlük kanuni süre içinde işe başlamak için başvuruda bulunduğu dosya içeriği ile sabittir.
Davalı işveren, kendisine yapılan başvuru üzerine bir aylık süre zarfında ... Noterliği aracılığı ile 09.05.2008 ve 15.05.2008 tarihlerinde gönderdiği ihtarnamelerle kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davacının işe başlamasını istediği, ancak davacının haklı bir sebep olmadan davete icabet etmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece de kabul edildiği üzere, davalı işveren tarafından bir aylık kanuni süre içerisinde usulüne uygun şekilde işe davet edilen davacı işçinin işe başlamadığı görülmektedir. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir.
Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakları ile işe başlatmamaya bağlı fark, kıdem, tazminat talep edilemez. Bu sebeple davanın reddi yerine kabulü hatalı olmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/13219, K. 2012/17683, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama