KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/13278 E., 2012/24417 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
907 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Dava
Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, tazminat, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, sosyal haklar, ikramiye, ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;
ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı Van Şoferler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06/11/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı ... adına Avukat ....., davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Avukat.... geldiler. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının davalı ait işyerinde yaklaşık olarak 1989 yılının Eylül Ekim ayları arasında işe başladığını, 02.09.2008 yılına kadar personel olarak çalıştığını, sigortasının 1992 yılında yapılmaya başladığını, asgari ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak davacıyı işe alan kişinin başka aşiretten olması sebebiyle feshedildiğini, fesihten sonra yeni işçi alınmasının da işverenin kötüniyetini gösterdiğini belirterek müvekkilinin kıdem ve ihbar tazminatları yanında kötüniyet tazminatı, maddi ve manevi tazminat, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile diğer işçilik alacaklarının tahsiline, önceki hizmetlerinin de tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı vekili, davacının iş sözleşmesinin 02.09.2008-09.09.2008 tarihleri arası mazeretsiz işe gelmemesi sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, bu durumun 10.09.2008 tarihinde iadeli taahhütlü mektup ile davacıya bildirildiğini, davalının resmi kamu kurumu olması sebebiyle mesaisinin belirli olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de kapalı olduğunu, kayıt dışı işçi çalıştırılmasının söz konusu bulunmadığını, davacının da 01.01.1992 tarihinde çalışmaya başladığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı ... vekili, öncelikle davanın açılması için kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konması gerektiğini, bu tür davalarda dinlenecek tanıkların bordro tanıkları olması gerektiğini, davalı işverenin çalışma olgusunun varlığını kabul etmesinin hukuksal bir değer taşımayacağının da gözetilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, hizmet tespiti talebi hak düşürücü süre sebebiyle reddedilmiş; davacının iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle kıdem-ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti talepleri hüküm altına alınmış, bakiye ücret ve manevi tazminat talepleri yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Hüküm, davalı Van Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hususu uyuşmazlık konusu olup, kıdem-ihbar tazminatları yanında kötüniyet tazminatı isteğinin de kabulü veya reddi bu hususun aydınlatılmasına bağlıdır. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının sözleşmenin ne şekilde son bulduğu hususunda bilgileri olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tanığı davacıyı tanımadığını beyan etmiş, bordro tanıklarının da feshe ilişkin bir beyanları olmamıştır.
Davalı, iş sözleşmesinin mazeretsiz devamsızlık sebebiyle haklı feshedildiğini savunarak fesih bildirimi ve işçinin 02-09.09.2008 arası mazeretsiz devamsızlığına dair tutanaklar sunmuştur. Mahkemece söz konusu tutanaklar davacıya gösterilerek belirtilen tarihlerde işe devamsızlığının söz konusu olup olmadığı, gelmemişse geçerli mazeretinin olup olmadığı açıkça sorulmalıdır.
Bunun yanında tutanakları imzalayan kişiler hakimin olayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında re’sen dinlenerek içeriklerini doğrulayıp doğrulamadıkları sorulmalı, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile belirtilen alacakların kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Diğer uyuşmazlık konusu, davacının fazla mesai ile çalışıp çalışmadığı noktasında toplanmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Söz konusu alacakların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de iddia edilen dönemlerde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir.
İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacının çalıştığı döneme ilişkin işyeri kayıtları sunulmamıştır. Mahkemece yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının anlatımına göre dava konusu alacağı hesaplayan bilirkişi raporuna dayanılarak istek hüküm altına alınmıştır. Dosya içeriğine göre, ispat yükü kendisinde olan davacı taraf, fazla çalışma iddiasını kanıtlayamamıştır. Dinlenen tanıkların beyanı fazla çalışıldığını kanıtlamaya yeterli değildir. İşyerinin ve yapılan işin niteliği gereği de fazla çalışma yapılmadığı açıktır. Mahkemece fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/13278, K. 2012/24417, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama