KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/28470 E., 2013/30805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin 04.10.2006-20.09.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde inşaat mühendisi olarak çalıştığını, son ücretinin 2.700,00 USD olduğunu, 04.10.2006 tarihinde işe başlamasına rağmen sigortasının geç yapıldığını, yurtdışındaki projelerde görevlendirildiğini, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, her gün sabah 08:00 akşam 20:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını, haftalık izin kullanmadığını belirtirek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette çalışmasının bulunmadığını, müvekkili şirkette çalışmasının tespiti halinde bu dönemden müvekkili şirketin sorumlu olacağını, davacının aralıkla çalıştığını, buna göre toplam çalışma süresinin bulunması gerektiğini, işçilik alacaklarının eksizsiz ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etti.
Mahkemece, iş sözleşmesinin tazminat hak etmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispat edilemediğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödendiği ispat edilemediğinden üç aylık ücret alacağı olduğu, haftalık 45 saati aşan 9 saat fazla mesai yapması ve iki haftada bir Pazar günleri çalışması nedeni ile haftalık 45 saati aşan 14 saat fazla mesai yapması sebebi ile fazla mesai alacağı ve hafta tatili alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı tarafca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla mesai yapıp yapmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı her gün sabah 08:00 akşam 20:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını beyan etmiştir. Davalı taraf ise fazla mesai yapılması durumunda ücretlerinin ödendiğini belirtmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına göre davacının haftanın altı günü 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığını, haftalık dokuz saat fazla mesaisinin bulunduğunu, ayrıca davacının iki haftada bir pazar günü çalıştığı ve bazı günler çalışmasının uzadığı belirtilerek haftalık süreye 5 saat ilavesi ile davacının haftalık 14 saat fazla mesai yaptığını tespit etmiştir.
Fazla mesai süresinin hesaplanmasında varsa hafta tatili çalışma süresinin dikkate alınması mükerrer ödemeye yol açacağından hafta tatili alacağının ayrı hesaplanması gereklidir. Bu gerekçe ile davacının haftalık dokuz saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması gereklidir.
2-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık konusu davacının ücret alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı son üç aylık ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğunu belirtmiştir. Davalı taraf ise çalışanların ücretlerinin tam olarak ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının son üç aylık ücretinin ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile ücret alacağı hesaplanmıştır.
Dosya kapsamında bulunan davacı hesabına yatırılan para listesi ve ekindeki davacıya ait hesap ekstresi incelendiğinde davacıya ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Hesap ekstresinde gözüken bu ödemelerin davacının talep ettiği son üç aya ilişkin olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca hesap ekstresinde belirtilen ödemelerin davacının son üç ay ücret alacağına ilişkin olup olmadığının tespiti için gerekirse davacıda isticvap edilerek bu ödemelerin içeriği sorulmalı, ödemelere ilişkin araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/28470, K. 2013/30805, 27 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama