KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/4558 E., 2012/17954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence geçerli sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ... sürerek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacının iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanılarak feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda; davalı işveren tarafından düzenlenen 01.07.2010 tarihli yazılı fesih bildiriminde, davacının fiilen çalışmakta olduğu hizmet binası yerine Meslek Eğitim Merkezi binası yapılacağı, iş sözleşmesinin bu sebeple ihbar süresinin sonu olan 01.09.2010 tarihinde sona erdirileceği belirtilmiştir.
Davacı kendisine yazılı feshi bildirimi yapılmadığını, fesih bildiriminin ilan panosuna asıldığı 01.09.2010 tarihi itibari ile iş sözleşmesinin feshedildiğini öğrendiğini ... sürmektedir. Ancak, davalı işveren tarafından 01.07.2010 tarihli yazılı fesih bildirimini davacının tebliğ almaktan imtina ettiğine ilişkin aynı tarihte düzenlenmiş tutanak ibraz edilmiştir.
Mahkemece, işçinin tebliğden imtina etmesi halinde, fesih bildiriminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince kendisine veya özlük dosyasında
belirtilen ikamet adresine resmi kanallar ile tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu gerekçesi ile, bu tutanağa itibar edilmemiştir. 4857 sayılı Kanun'un 109. maddesinde, bu kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerektiği, bildirim yapılan kişinin belgeyi imzalamaması halinde durumun tutanakla tespit edileceği öngörülmüştür. Bu durumda; davacının feshi 01.07.2010 tarihinde öğrendiği kabul edilmelidir. Dava 27.09.2010 tarihinde açılmıştır. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinde öngörülen yasal süre geçtiğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/4558, K. 2012/17954, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama