KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/6256 E., 2012/25883 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, dini ve milli bayram ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalıya ait iş yerinde 25.08.1996-07.12.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiğini, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini, iş yerinde fazla çalışma yapmış olması ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmuş olması sebebi ile iş sözleşmesinin haklı sebebe dayalı feshedildiğini, davacının aylık ücretine fazla çalışma ücretlerinde dahil olduğunu, hak kazandığı yıllık izinlerinin karşılığının ödendiğini ve taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının fazla mesai yaptığı ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı iddiasını tanık beyanları ile ispatladığı, bu çalışma karşılığı ücretleri ile yıllık izin ücretlerinin ödendiğine ilişkin davalı tarafın delil ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2-Taraflar arasında işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik borç haline dönüştürür ve alacağın dava edebilme özelliğini ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ve inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölüme ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamında gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesin için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan hakim tarafından yürüttüğü görevin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda ön görülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğum ile ilgili olmayıp istenmesinin, önleyen bir savunma olgusudur. şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuki ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
5521 sayılı iş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu sebeple zamanaşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Dava konusun ıslah yoluyla arttırılması durumunda ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturumuna kadar ya da ilk oturumda yapılan zaman aşımının defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda davacının ıslah yoluyla kısmi dava konusu yaptığı miktarları bilirkişi raporu doğrultusunda arttırmasından sonra davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuştur. Islah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan miktar söz konusu olup davacının davasını ıslah etmesiyle davanın bu yeni talebine göre davalı zamanaşımı definde bulunabilir. Bu sebeple yapılacak iş ıslah tarihinden itibaren geriye dönük beş yıllık süre içinde zamanaşımına uğrayan alacak miktarı yönünden bilirkişiden ek rapor almaktan ibarettir. Islahtan sonra yapılan zamanaşımı savunması değerlendirilmeden sonuca gidilmesi hatalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/6256, K. 2012/25883, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama