KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/9310 E., 2012/28740 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin ücreti, genel tatil ve kötü niyet tazminatı mesai alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ...'ın avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, davalı işverence haklı bir sebep olmadan sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, izin ücreti, genel tatil ve kötü niyet tazminatı mesai alacaklarının davalıdan tahsilinin istemiştir.
Davalı işveren, davacının şefini ağır darp ettiğini ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığını bu konuda hakkında tutanak tutulduğunu, ... sözleşmesinin haklı sebeple sona erdirildiğini, alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece işyerinde davacı ve diğer çalışan arasında camların yerine konulmaması sebebi ile yaşanan tartışmayı kimin başlattığının belli olmadığı, darp ve hakaret olup olmadığı ve var ise bunun öncelikle kimden geldiğinin somut olarak ispat edilemediği, ayrıca 18.07.2009 tarihinde meydana geldiği iddia edilen bu olaydan sonra fesih bildiriminin 27.07.2009 tarihinde, yani altı günlük süre dolduktan sonra yapılmış olması sebebi ile davacının fesih şeklinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandıracak nitelikte olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Ticaret Sicil Memurluğunun 16.....2008 tarihli yazı ve ekinde sicil gazetesi ilanına göre davalı şirketin en son 08.03.2005 tarihli Genel Kurul kararı ile fesih ve tasfiyenin kapatıldığı, tasfiye memurunun ibra edildiği şirketin kaydının silinmesine karar verildiği ve bu kararın 24.03.2005 tarihinde ilan edilmesine göre şirketin tüzel kişiliğinin artık sona erdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dava dilekçesinin tebliği için çıkarılan tebligatın şirketin tüzel kişiliği var iken ortağı olan şahsa yapılarak yargılmaya devam edilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Tüzel kişiliğin son bulması ile artık eski tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Bundan sonra, eski tüzel kişiye karşı veya onun adına dava açılamaz. Bu halde, ölü kişiye karşı veya ölü adına dava açılması hakkındaki usuli işlemlerin kıyasen uygulanması gerekir
Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü mümkün değildir.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine imkan tanınması kaçınılmazdır.
Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
... Ticaret Kanunu’nda tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.
Tüzel kişiliği sona ... şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme imkanı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.
2-Öte yandan hizmet süreleri tartışmalı olup bu konuda dosya içeriğine göre açılmış hizmet tespiti davasının bulunduğu anlaşıldığına göre hizmet tespiti davasının sonucunun bekletici mesele yapılarak kesinleşen hizmet tespiti davası sonucuna göre çalışma süresinin dikkate alınması gerekir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/9310, K. 2012/28740, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama