KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/34742 E., 2013/30845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, işçinin işini gereği gibi yapmasının yanında amirlerine saygılı olma ve işyerinin çalışma disiplinini bozmama diğer işçilerin huzurlarını kaçıracak davranışlardan kaçınma kötü örnek teşkil etmeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının davranışının hayatın olağan akışı içerisinde de çalışma hayatı ve düzeni içerisinde hoş karşılanacak bir durum olmadığını, işyerindeki hiyararşinin bozulması, kargaşa ortamını doğuracak bir davranış olduğunu, bu nedenle toplu iş sözleşmesinin işyeri yönetmeliği gereğince yönetmeliğin ön gördüğü ceza olan işten çıkartma cezası ile cezalandırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçinin şefine karşı onur kırıcı ve hakaret niteliği taşıyan bir sözü olmadığı, davacı işçinin telefondaki arızanın ... olduğu gerginlik ile telefonunu yere attığı yönündeki iddianın aksinin ispat edilemediği, işçinin bu fiili şefinin kendisini uyarması neticesinde şefine karşı hakaret niteliği taşıması amacı ile gerçekleştirdiğinin de ispat edilmediği,
davacı işçinin işten çıkarılması gibi ağır bir yaptırım ile cezalandırılmasını gerektiren edep ve ahlak ile bağdaşmayacak hareketlerde bulunmak, işyerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar ve yine işveren veya işveren vekilleri ile bunların aile efradlarından birinin veya müessesenin diğer memur ve işçilerinin şeref ve namusuna halel getirecek sözler sarf etmek, genel ahlak ahengi bozacak mahiyette sözler sarf etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp, dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde 11.05.2011-18.09.2012 tarihleri arasında radyatör (montaj) temizleme, taşlama işçisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 18.09.2012 tarihli fesih bildirimi ile davacı işçinin 16.09.2012 tarihinde iş esnasında telefon ile görüştüğü ve bu telefon görüşmesinin uzaması neticesinde şefi tarafından uyarılması sonucu davacı işçinin telefonunu yere atarak parçalaması şeklindeki davranışının Toplu İş Sözleşmesi İşyeri İç Yönetmeliği'nin 36. maddesinin 30. fıkrasında düzenlenen "edep ve ahlak ile bağdaşmayacak hareketlerde bulunmak,
işyerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar göstermek ve 32. fıkrasında düzenlenen "işveren veya işveren vekilleri ile bunların aile efradlarından birinin veya müessesenin diğer memur ve işçilerinin şeref ve namusuna halel getirecek sözler sarf etmek, genel ahlak ahengi bozacak mahiyette sözler sarf etmek" şeklindeki davranışlar kapsamında kaldığı gerekçesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı işçinin 16.09.2012 tarihinde iş esnasında telefon ile görüştüğü ve bu telefon görüşmesinin uzaması neticesinde şefi tarafından uyarılması sonucu davacı işçinin telefonunu yere atarak parçaladığının tanık beyanları ile sabit olduğu bu itibarla da davacının feshe konu davranışlarının, iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep teşkil etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/34742, K. 2013/30845, 27 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama