KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/35192 E., 2013/28971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, mobbing neticesinde alınan işten ayrılma talepli dilekçe ile ikâle sözleşmesinin geçerli olmadığını ileri sürerek feshin iptaline ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin ikâle ile sona erdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği, ikâle sözleşmesi ile davacı lehine hükmolunan tazminatın makul seviyede olmadığı, bu nedenle ikâle sözleşmesinin geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının beş aylık ücret tutarı olarak ve boşta geçen süre için dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İkâle teklifi işverenden geldiği için kararlaştırılan makul yarar yeterli olmadığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin 1. fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup, sözkonusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesindeki sendikal sebeple yapılan fesihlerdir.
Anılan maddeye göre feshin sendikal sebebe dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının çalışma süresine göre davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
KARŞI OY
Dava, işe iade davasıdır.
Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafın temyizi üzerine hüküm, Diremizce sadece işe başlatmama tazminatının miktarına ilişkin olarak bozulmuş ve bu husus düzeltilerek Dairemizce ... hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkeme kararının esastan hatalı olduğu düşüncesi ile sayın Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.
Davacı, elyazısı ile düzenlenen ikale dilekçesi ile işverene talebini iletmiştir. Bu dilekçenin davacının iradesinin fesada uğratılarak alındığına dair hiçbir kanıt yoktur.
Davacıya işveren tarafından ek menfaat de sağlanmıştır.
Bu tespitler çerçevesinde tarafların iradesine değer vermek gerekir iken, aksinin kabulü isabetli değildir.
Bu düşünce ile işe iade davasının reddi gerektiği kanısında olduğumdan sayın Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.12.12.2013
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/35192, K. 2013/28971, 12 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama