KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/5538 E., 2013/26796 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
Karar Metni
856 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Dava
Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, milli bayram, dini bayram, fazla mesai, izin ücreti ve ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı adına Avukat ... ve şirket yetkilisi ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının 02.05.2005 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde teknik müdür ve biyosidal ilaçlama ekip sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, sigorta girişinin 12.07.2005 tarihinde yapıldığını, her ay gerçeğe aykırı hesap pusulaları ve bordrolar imzalatıldığını, davacının artık bunları imzalamayacağını beyan etmesi üzerine görevinden alınarak,
26.11.2011 tarihinde düz işçi yapıldığını, ayrıca geçmişe yönelik olarak belirsiz süreli ve içeriğinde davacı aleyhine bir sözleşme imzalatılmak istenildiğini, fazla mesai yapmış olmasına rağmen fazla mesai ücretinin ödenmediğini, bugüne dek sadece bir kısım yıllık izin kullanabilmiş olmasına karşın kullanılmayan yıllık izinlerine ait ücretlerin de ödenmediğini, bu sebeplerle ... akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla mesai ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, imzalı sigortalı işe giriş bildirgesine göre; davacının 12.07.2005 tarihinde işe başladığını, 28.09.2011 tarihinde yazılı olarak istifa ettiğini, yerine eleman bulununcaya kadar kendisinden ellialtı günlük ihbar süresince çalışması istenildiğini, davacının da ihbar süresine uyarak çalışıp, ihbar süresinin bitim tarihi olan 23.11.2011 tarihi itibariyle de işten ayrıldığını, bu sebeple davacının kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını, asgari ücretle çalıştığını, ücrete ilişkin alacağının bulunmadığını, gerçeğe aykırı belge, bordro, v.s. imzalatıldığı savının iftira olduğunu,
tenzili rütbe edildiği, maaşının düşürüldüğü iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, sürekli fazla mesai yaptığı, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı izin ücretlerinin ödenmediği iddialarının doğru olmadığını, net 1.298,28 TL yıllık izin ücreti alacağının banka hesabına yatırıldığını, dini bayramlarda çalışamadığını, bazı milli bayramlarda çalıştığında da yerine başka bir gün izin kullandığını, davacının şahit olarak gösterdiği kişilerin daha önce ... yerine zarar vermiş, işverene iftira etmiş, adli kovuşturma yapılmış, davalı işveren ile husumeti olan kişiler olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 12.07.2005-28.11.2011 tarihleri arasında ikibinüçyüzotuzbir gün hizmetinin bulunduğu, tazminata esas günlük brüt ücretinin 60,83 TL olduğu, ... sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, 2011 yılı Kasım ayına ait beş günlük ücret alacağı ile yıllık izin ücreti alacağı olduğu, fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı, ücret alacağı olup olmadığı ve işverence yapılan yıllık izin ücreti ödemesinin mahsup edilmesi gerekip gerekmediği hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacı şahitleri ve dosyaya sunulan form ve belgelere göre davacının 2008/6. ay ile fesih tarihi arasındaki çalışma saat ve sürelerini doğruladıkları anlaşılmış olup, buna göre, 2006-2008/6. ay arasında fazla çalışma yapıldığı ispatlanamadığından, bu döneme ilişkin fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
Öte yandan, davacı şahitlerinin, dini bayramlarda çalışma ile ilgili açık ve genel bir beyanda bulunmadıkları, çağrı üzerine bir-iki gün çalışma olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, dini bayramlarda çalışıldığının açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığı kabul edilerek, ayrıca şahitlerin 2008/6. ay ile fesih tarihi arasındaki süreler yönünden ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olduğunu beyan ettikleri dikkate alınarak, dini bayramlarda çalışma olmadığı ve 2008/6. ay ile fesih tarihi arasındaki ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığı kabul edilerek alacak miktarının belirlenmesi gerekirken hatalı yorum ile yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Ayrıca, davacıya 2011/Kasım ayına ilişkin yirmiüç günlük ücretinin ödendiği, davacının bu ay içinde yirmiyedi gün çalıştığı, buna göre bakiye dört günlük ücret alacağı bulunduğu ortada iken beş günlük ücret alacağına karar verilmesi ile davacının banka hesabına 05.12.2011 tarihinde yatırılan 1.298,28 TL yıllık izin ücretinin hesap edilen yıllık izin ücreti miktarından mahsubu gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/5538, K. 2013/26796, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama