KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/17503 E., 2014/24586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Ankara 15. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 15/05/2014
- Numarası
- 2013/806-2014/388
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının proje bazında elektrik mühendisi (proje yöneticisi) olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, iş sözleşmesinin hizmetine ihtiyaç kalmaması sebebiyle feshedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda davacının projeye bağlı olarak üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalıştığı, işe iade hakkının ise belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere tanındığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması gerekir.
Dosya içeriğine göre, davalı işveren işyerinde 18.08.2003-11.10.2013 tarihleri arasında elektrik mühendisi (proje yöneticisi) olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 11.10.2013 tarihli fesih bildirimi ile davacıdan alınan hizmete ihtiyaç kalmadığı, şirket içerisinde diğer bölümlerde kendisine uygun bir kadro da bulunamadığı gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı belirli süreli iş sözleşmesi ile işe başlamış ise de; çalışma süresi ve yaptığı iş göz önüne alındığında davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulü gerekir.
Fesih nedenine gelince; davacının iş sözleşmesinin fesih sebebinin açık olarak belirtilmediği, davacıya ihtiyaç kalmaması durumunun tek başına geçerli bir sebep olmadığı, kaldı ki davacının ilk olarak Barış Kartalı projesinde çalışmak üzere işe alındığı ve fesih tarihi itibari ile bu projenin de sona ermediği anlaşıldığından davanın kabulü ile davacının işe iadesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/17503, K. 2014/24586, 22 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama