KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/35938 E., 2015/63 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
724 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, müvekkili şirkette şoför olarak çalışan davacıya görevi gereği teslim edilen aracı kullanmada davacının gerekli özen ve dikkati göstermediğini, görev süresi içinde maddi hasarlı olmak üzere sekiz kez trafik kazası yaptığını, davacının iş akış planına uymadığını, buna göre iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; somut olayda davacının işverene karşı işe iade davası açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. ve 20. maddelerine göre aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi kesin ve açık bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
4857 sayılı Kanun'un "İşverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı" başlığını taşıyan 25. maddesinin son fıkrasına göre işverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesih bildiriminin yazılı yapılması şartı aranmaz.
4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasına göre belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya yetersizliği ile ilgili bir sebeple feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı işçiye savunma hakkı verilmelidir. İşçinin zihinsel ya da bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girmesi gibi durumlarda savunmasının alınması işverenden beklenemez. Keza 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartları gerçekleşmiş ise işveren buna göre bildirimsiz fesih hakkını kullanırken savunma alma zorunluluğu söz konusu olmayacaktır.
Davalı işverenliğe bağlı olarak şoförlük görevini ifa eden davacının iş sözleşmesinin, görevi gereği kendisine teslim edilen aracın kullanımında gerekli özen ve dikkati göstermediğinden bahisle geçerli sebeple feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının trafik kurallarını ihlal etme eylemlerinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(h). maddesi uyarınca işverene haklı sebeple derhal fesih hakkı vermesine rağmen iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği, davacının eylemlerinin sayısı ve niteliği göz önüne alındığında işçinin savunmasının alınmasına gerek bulunmadığı savunulmuş ise de, bu beyanlara itibar edilemeyeceği açıktır.
Davalı işveren tarafından davacıya yazılı fesih bildirimi yapılmamış; ancak, kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmıştır. Haklı fesih durumunda davacı, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamaz. Haklı fesih sebebinin mevcut olduğu iddiasına rağmen, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş olması çelişki oluşturmaktadır. Hal böyle olmakla, geçerli sebebe dayanılarak yapılan feshin kanuni şartlarına uyulup uyulmadığını irdelemek gerekecektir.
Mevcut olayda, davacıya usulüne uygun yazılı fesih bildirimi yapılmadığı gibi, davacının davranışına dayanılmasına rağmen, fesihten önce yazılı savunması da alınmamıştır. Bu itibarla 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki şekle aykırı olarak yazılı fesih bildirimi olmaksızın ve öncesinde yazılı savunma alınmadan yapılan fesih işlemi geçersizdir.
Sonuç: Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/35938, K. 2015/63, 19 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama