KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/16275 E., 2016/17570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin ekonomik kiriz nedeniyle yeniden yapılandırma kapsamında feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih için geçerli bir nedenin kanıtlanmadığı ve feshin sendikal nedene dayanmadığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “sendika özgürlüğünün güvencesi” başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrasına göre; “işveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır”.
Üçüncü fıkrasına göre; “ işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz”.
Dördüncü fıkrasına göre; “işverenin yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir” ve beşinci fıkrasına göre. “Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir.
İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez.
İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez”.
Somut olayda davacı iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiğini ileri sürerken, davalı işveren iş sözleşmesinin davacının izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini savunmaktadır.
Dosya kapsamına göre davalı işverence fesih için geçerli bir sebebin varlığını yeterli delillerle kanıtlanmadığından, mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak, feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
Dairemiz uygulamasına göre işverenin sendikal sebeplerle sözleşmeyi feshedip etmediği belirlenirken dosyadaki mevcut delillerle birlikte, somut olayın özelliğine göre işyerinde sendikal örgütlenmenin ne zaman başladığı, sendikanın yetki tespiti başvurusunda bulunup bulunmadığı, işyerinde toplam çalışan, üye olan ve olmayan işçi sayısı, üyelikten istifa edip çalışmaya devam edenlerin bulunup bulunmadığı gibi hususların da tespit edilip değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece belirtilen yönlerden araştırma yapılmadan feshin sendikal sebebe dayanmadığı sonucuna varılması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/16275, K. 2016/17570, 13 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama