KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/27270 E., 2020/1025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılında davalı ... Kiremit Tuğla Fabrikasında çalışmaya başladığını, müvekkilinin 30/04/2015 tarihinde çalışmış olduğu kurumdan emekli olarak ayrıldığını, müvekkilinin asgari ücretli olarak çalıştığını, haftanın altı günü sekizer saatten olmak üzere haftada 48 saat çalıştığını, müvekkiline fazla çalışmasına karşılık herhangi bir fazla çalışma ücret ödemesi yapılmadığını, yıllık izinleri kullandırılmadığını belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya noterlik aracılıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnamede mazeretsiz işe gelmediğinin ve üç gün içinde işe gelmemesi halinde hakkında kanun hükümlerinin uygulanacağının ihtar edildiğini, işyerinin mevsimlik bir işyeri olduğunu, her yıl Ekim ayında kapanıp Mart ayı sonunda çalışmaya başladığını,davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddi gerekiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir.
Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır.
Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir.
Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde davacının yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının 12 yıllık hizmeti süresince hiç yıllık izin kullanmadığı, 202 gün yıllık izin hakkının bulunduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/27270, K. 2020/1025, 22 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama