KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2017/23100 E., 2017/11170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
689 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 31.12.2006 tarihinden itibaren asıl işveren olan davalı Bankanın farklı şubelerinde, davalı alt işveren şirket nezdinde güvenlik personeli olarak çalışmaktayken, 15.09.2015 tarihinde davalı alt işveren şirket tarafından gönderilen ihtarname ile iş akdinin haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini beyanla, işe iadeye ve sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı alt işveren ....Ltd.Şti; davacının iş akdine asıl işveren konumundaki davalı Bankanın son verdiğini, şirketin karar verme yetkisinin olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı asıl işveren Banka; diğer davalı ile aralarında istisna akdinin söz konusu olduğunu, davacının işvereninin diğer davalı güvenlik firmasının olduğunu beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin haklı nedene dayanmadığı ve geçersiz olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne, davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmişlerdir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı Kanun ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötü niyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte müteselsilen sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdinin haklı yada geçerli bir nedene dayalı olarak feshedildiği davalı işverenlerce ispat edilememiş olmakla, Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacının hangi işverenin nezdinde işe iade edildiği kararda gösterilmediği gibi, aralarında asıl ve alt işveren ilişki bulunan davalı işverenlerin, işe iadenin yasal sonuçlarından müteselsilen sorumlu tutulmamış olmaları da eksik ve hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/23100, K. 2017/11170, 16 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama