KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2017/37430 E., 2017/20076 K.·Bölge Adliye İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2017
- Mahkemesi
- ... 9. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- İŞE İADE
- Mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
Karar Metni
813 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bakanlık bünyesinde alt işverenler nezdinde hasta bakım elemanı olarak çalıştığı sırada iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, davacının Bakanlık ile arasında hizmet akdinin bulunmadığını, bu nedenle işe iade ve tazminatlardan kendi işvereni olan davalı şirketin sorumlu olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, diğer davalı şirket vekili ise, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı şirketin feshin geçerli nedenle yapıldığına ilişkin ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle işe iade kararı verilmiştir.
İstinaf:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf yoluna başvurmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da görülmediği, ancak kararda işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti yönünden birbiri yerine yazılmak suretiyle karışıklık mevcut olduğu değerlendirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/l-b-2 maddesi gereği düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesi kararını, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir. Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı Kanun ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, ... yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt işveren ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverendedir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin tarafı sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin, işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücreti yönünden yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte müteselsilen sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesi yerinde ise de, işe iadenin mali sonuçlarından davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu ibaresi belirtilmeden davalının sorumlu olduğuna hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/37430, K. 2017/20076, 2 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama