KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2017/815 E., 2017/658 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı kuruma ait çocuk evlerinde bakıcı anne olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davacının şirket işçisi olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, feshin haklı nedene dayandığını savunmuştur.
Davalı şirket vekili yazılı cevap vermemiş duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bakıcı anne olarak çalışan davacının çocukların ahlaki ve fiziksel gelişiminden sorumluluğu bulunsa da davacının fesih sonucunu doğucak ihmalinin somut olarak ortaya konulmadığı ve ispatlanamadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde ... tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı işverence feshin geçerli sebebe dayandığı ispatlanamadığından, Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak tefrik kararı verilmeden önce bozmaya konu hükümde davacının alt işveren şirket nezdinde işe iadesine ve işe başlatılmama halindeki mali sonuçlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmesine rağmen bozma sonrası kurulan hükümde davacının hangi işveren nezdinde işe iade edildiği belirlenmemiş, tazminatlardan sorumluluk infazda tereddüte yol açacak şekilde belirlenmiştir.
Ayrıca Mahkemenin 2016/155 esasında görülen davada tefrik öncesi yapılan masraf diğer dosyalarla paylaştırılmamış ve ayrıca tefrik öncesi verilen hükümde tüm işçiler için işe başlatmama tazminatı dört aylık ücret tutarında belirlendiği ve hüküm davacı tarafça temyiz edilmediği halde davalı yararına usuli müktesep oluştuğu gözetilmeksizin beş aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/815, K. 2017/658, 23 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama