KÜNYE
23. Ceza Dairesi 2015/2430 E., 2015/3971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü katılanın sahibi olduğu iş yerine gelen sanığın, anılan iş yerinde sekreter olarak çalışan tanık ...'a kendisini farklı bir isimle tanıtıp yan tarafta bulunan berber dükkanını işlettiğine dair yalan söyledikten sonra bir adet kombi almak istediğini belirtmesi üzerine, tanık ...'ın patronu olan katılanı arayarak telefonu sanığa verdiği, sanığın yaptığı telefon konuşmasından sonra patron ile anlaştığını söyleyip bu duruma inanan tanıktan bir adet kombiyi alarak dükkandan ayrılmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, teşhis tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 150 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/2430, K. 2015/3971, 14 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama