KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2013/4472 E., 2013/5235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki üyelik tespiti, tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dışı ...'dan davalı kooperatif üyeliğini devralan müvekkilinin üyelik şartı olan minibüsü de satın aldığını, ancak davalının müvekkiline minibüs hattı tahsis etmediğini ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tescilini, müvekkiline hattın tahsisini, minibüsünü çalıştıramayan müvekkilinin uğradığı ....000,00 TL maddi tazminat ile ....000,00 TL manevi tazminatın kooperatifle imzalanan ....09.2007 tarihli sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının üyelik devraldığı ...'ın, üyelik şartlarını yerine getirmediğinden üyelik kaydının yapılmadığını, dolayısıyla üyeliği bulunmayan şahıstan üyelik devralmanın geçersiz olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; anasözleşmenin 46. maddesinde kooperatifi ilzam için en az iki yetkilinin imzasının bulunması gerektiğinin düzenlendiği, davacının dayandığı 09.09.2007 tarihli üyelik devir sözleşmesinde kooperatifi temsilen sadece ...'ın imzasının bulunduğu, tek imza ile yapılan işlemlerin kooperatifi ilzam etmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tesbiti ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davacının dava dışı, ... isimli şahıstan kooperatif üyeliğini devraldığına ilişkin 09.09.2007 tarihli sözleşmenin altında kooparatifi temsilen sadece, kooperatif başkanı ...'ın imzasının yeterli olmadığı nazara alınarak davacının kooperatif üyesi olmadığı sonucuna varılmış ise de, davacının üyeliğini devraldığını iddia ettiği, ...'ın kooperatif üyesi olup olmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Oysa ...'ın kooperatif üyesi olduğunun tesbiti halinde devir nedeniyle davacının da kooperatif üyesi olacağı açıktır.
Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça bir karar alınmasa da kooperatifin bu kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, ödemelerini kabul etmesi suretiyle zımnen de gerçekleşebilir.
Bu durumda mahkemece, davalı kooperatifin tüm defter, kayıt ve belgeleri, genel kurul tutanakları ve yönetim kurulu kararları öncelikle davalı kooperatiften, aksi halde
Ticaret Sicil Memurluğu'ndan ya da anasözleşmenin 41. maddesi uyarınca ilgili Bakanlık İl Müdürlüğü'nden istenerek, kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla hem davacı hem de davacının üyeliği devraldığını iddia ettiği ...'ın yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda davalı kooperatifçe, açıkça ya da zımmen ortaklığa kabul edilip edilmediği hususunda rapor alınıp, oluşacak uygun sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/4472, K. 2013/5235, 10 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama