İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /23. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 23. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2014/10780 K.2015/2182

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup…

Esas2014/10780Karar2015/2182Tarih2 Nisan 2015Okuma6 dk · 1.131 kelime

KÜNYE

23. Hukuk Dairesi 2014/10780 E., 2015/2182 K.·Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Nisan 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.131 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- KARAR -

Davacı vekili, taraflar arasında, davalı şirketin 02-04.03.2010 tarihleri arasında İngiltere'de düzenlenecek fuara katılımının sağlanması konusunda 23.12.2009 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşmenin ifasına yönelik tüm işlemleri yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin fuardan önce gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, bu sebeple sözleşmede kararlaştırılan 19.136,05 İngiliz Sterlini tutarındaki bedeli ödemeleri için ihtar gönderilen davalıların,

ihtara rağmen borcu ödemediklerini 44.160,26 TL asıl alacak ve 2.384,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 46.544,91 TL'nin tahsili amacıyla aleyhlerinde başlatılan icra takibine karşı haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...vekili, sözleşmeyi müvekkili şirket adına imzalayan ...'in şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, bu kişinin, müvekkiline sözleşmeyi sehven imzaladığını bildirdiğini, sözleşmedeki boşlukların davacı tarafından doldurulduğunu, müvekkili açısından bağlayıcı bulunmayan sözleşmenin geçersiz olduğunun ihtarname ile ayrıca davacı şirkete de bildirildiğini, diğer taraftan ödeme yapılmadığı için sözleşmenin yürürlüğe girmediğini savunarak, davanın reddini ve % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.

Davalı ... vekili, diğer davalı şirkette iş geliştirme sorumlusu olarak görev yapan müvekkilinin sözleşmede müşterek borçlu ya da kefil sıfatıyla yer almadığından, müvekkili yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, sözleşmenin bir teklif niteliğinde olduğunu ve 2. maddesi uyarınca herhangi bir ödeme yapılmadığını, diğer davalı şirketçe de onaylanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı ...'in diğer davalı şirkette sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle iş geliştirme sorumlusu olarak görev yaptığı ve şirket adına sözleşmeyi imzaladığı, görünüşte temsil nazariyesi gereği sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olduğu, ancak sözleşmeyi müşterek borçlu ya da kefil sıfatıyla imzalamamış bulunan davalı ...'in davada taraf sıfatı bulunmadığı, sözleşmenin 2. maddesinde katılım sözleşmesini .../...

imzalayıp peşinat ve bakiye için çek, senet, mail order talimatı veren katılımcının yer tahsisinin kesinleşmiş sayılacağı hükmüne yer verildiği, sözleşmenin taraflar arasında hüküm doğurabilmesinin bu ön koşulun gerçekleşmesine bağlı bulunduğu, davalının sözleşme uyarınca herhangi bir ödeme yapmadığı ve bu geciktirici şartın gerçekleşmesine engel olunmasında dürüstlük kurallarına aykırı bir yön de bulunmadığı, bu itibarla davacının davalıdan sözleşme gereğince katılım bedeli ve ceza-i şart talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine, diğer davalı şirket hakkındaki davanın esas yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalı ,,, vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasındaki 23.12.2009 sözleşmeye dayalı ceza-i şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 542/1. maddesi hükmü yollamasıyla uygulanması gereken temsil salahiyeti başlıklı 321. maddesi "Temsile salâhiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler. Temsil salâhiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez.

Ancak temsil salâhiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilân edilen tahditler muteberdir. Anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın muteber olması için, aksine esas mukavelede hüküm olmadıkça temsile salâhiyetli olanlardan ikisinin imzası kâfidir.

Temsile salâhiyetli olanlar tarafından yapılan muamelenin esas mukaveleye veya umumi heyet kararına aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların o muameleden dolayı şirkete müracaatına mâni olamaz." hükmünü düzenlemektedir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın borcun kaynaklarını düzenleyen hükümleri çerçevesinde temsil yetkisinin kullanılması, temsilci ile temsil edilen arasındaki iç ilişki; temsilcinin işlemlerinin 3. kişiler açısından sonuçlarının ise dış ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. BK'nın 32-39. madde hükümlerinde düzenlenen doğrudan temsilde, temsilcinin yaptığı tasarruf işlemlerinin sonuçları temsil edilen açısından sonuç doğurur. Ancak, bu durum mutlak nitelikte olmayıp, temsil yetkisinin kötüye kullanılması durumundan temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişiler temsil yetkisine dayanarak hak iddiasında bulunamazlar.

Doktrinde, temsil yetkisinin de TMK'nın 2. maddesindeki genel ilke uyarınca dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılması gerektiği, yoksa bu kurala aykırı olarak kullanılan ve bu yüzden hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunan bir kullanımın hukuk düzenince korunmayacağı görüşü savunulmuş, temsil yetkisinin kötüye kullanılmasının temsilcinin amaca ve temsil olunanın çıkarlarına aykırı davranışı olduğu,

temsil yetkisinin kural olarak temsil olunanın çıkarlarına hizmet ettiği belirtilmiş, temsilcinin 3. kişiyle amaca ve temsil olunanın çıkarlarına aykırı sözleşme yapmasının temsil yetkisinin kötüye kullanılması demek olduğu vurgulanmış, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını üçüncü kişinin bilmesi ya da ihmal yüzünden bilmemesi durumunda sözleşmenin geçerli olmayacağı, buna karşın üçüncü kişinin kusuru olmadan ya da hafif ihmali yüzünden bilmemesi durumunda temsil olunanın korunmaması gerektiği açıklamıştır.

Bu görüş İsviçre/Türk öğreti ve uygulamasında da baskın görüş olarak kabul edilmektedir. (Bkz. M.R.KARAHASAN, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler-1992, 1.Cilt, Sh.332 – OSER/SCHONENBERG, art.32, N.17. BECKER art 32, N.2. ENGEL Sh.265. DE SAUSSURE Sh.82. KIESEL Sh.194/18 “KUTLU/SUNGURBEY atfı”

Dosyada bulunan ticaret sicil memurluğu yazısı ve eklerinden 23.12.2009 tarihli sözleşmeyi imzalayan ...'in şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 18.01.2010 tarihli ihtarnamede de, sözleşmenin ... tarafından sehven imzalandığı ve şirketin imza yetkilisinin Oğuz Diken olduğu bildirilerek sözleşmenin iptalinin istenildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, davalı tarafça, alacağın kaynağı olarak gösterilen 23.12.2009 tarihli sözleşmenin yetkisiz kişi tarafından imzalandığı, sözleşmeye açık ya da zımni olarak icazet verilmediği savunulmuş olup, davacı tarafça, sözleşmeyi imzalayan ...'in davalı şirketin temsilcisi olduğuna dair herhangi bir belge sunulmadığı gibi, yetkisiz temsilci durumunda bulunan bu kişi tarafından imzalanan sözleşmelerin davalı şirket tarafından açıkça ya da taraflar arasında oluşan bir teamül ile örtülü olarak benimsendiği de ispatlanamamıştır.

Diğer anlatımla, taraflar arasında dava konusu sözleşme tarihinden önce imzalanan başka sözleşmelerin aynı kişi tarafından imzalandığı ve bunun da davalı şirket tarafından benimsendiği ve taraflar arasında bu şekilde bir teamül oluştuğu ispat edilmiş değildir. Tacir olan davacının, davalı şirketin yetkili olmayan şahsın imzası ile temsil edilemeyeceğini bilmesi gerektiği açıktır.

Buna rağmen, mahkemece, diğer davalı ... tarafından imzalanan sözleşmenin görünüşte temsil nazariyesi gereği davalı şirketi bağladığı ve sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü isabetli olmamıştır.

Öte yandan sözleşmenin 2. maddesi, ''katılım sözleşmesini imzalayıp peşinat ve bakiye için çek/senet/mail order talimatı veren katılımcının yer tahsisi kesinleşmiş sayılır'' hükmünü içermekte olup, mahkemece, anılan hükmün geciktirici şart niteliğinde olduğu ve davalı tarafça peşinat ve bakiye için çek, senet , mail order talimatı verilmediğinden, sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlamadığı kabul edilmiş ise de, sözleşmenin ödeme planı bölümünde herhangi bir peşinat ve bakiye bedelinin kararlaştırılmadığı, bu durumda sözleşmenin geçerliliğinin belirsiz bir şarta bağlanmış olacağı gözetildiğinde söz konusu hükmün geciktirici şart olarak kabulü isabetsiz olmuştur.

Bu durumda, mahkemece, davalı şirket adına diğer davalı ... tarafından imzalanan 23.12.2009 tarihli sözleşmenin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 38. (TBK'nın 46.) maddesi uyarınca, davalı şirketçe benimsendiği veya yukarıda açıklandığı şekilde taraflar arasında bu hususta bir teamül oluştuğu yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin 2. maddesindeki hükmün, sözleşmenin yürürlüğe girmesi bakımından geciktirici şart niteliğinde olduğu ve geciktirici şartın da gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.

.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı ...

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/10780, K. 2015/2182, 2 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/10780
Karar No
2015/2182
Tarih
2 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2014/10780 K.2015/3435
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2014/10781 K.2015/23459
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2014/10782 K.2015/2400
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2014/10782 K.2015/4328
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/10785 K.2015/5648
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2014/10789 K.2015/23445

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.