KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/2640 E., 2016/1296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... gelmiş olup, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı arsa sahipleri vekili, taraflar arasında düzenlenen 15.05.2007 tarihli Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Ön Sözleşmesi ile arsanın imar planının alınması, esas projenin onaylanarak kat irtifakının kurulması ve inşaat ruhsatının alınması işlerini müvekkilinin üstlendiğini, bitişik parselleri de alıp tevhit ettirdikerini, yükleniciler tarafından inşaata başlanmayınca yükleniciye 26.02.2008 tarihli fesih ihtarı göndermelerine rağmen sonrasında yeniden bir araya gelerek yeni imar durumuna göre asıl sözleşmeyi yapmayı kararlaştırdıklarını, yeni imar durumunun 10.06.2008'de alındığını,
ancak yüklenicilerin finansal durumunun uygun olmaması nedeniyle sözleşmenin imzalanamadığını, şekle aykırı sözleşmenin hükümsüz olduğundan verilenlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceği gibi, sözleşme görüşmeleri sırasında duyulan güvenin sarsılması nedeniyle uğranan zararın da talep edilebileceğini, bu durumda davacı arsa sahiplerinin başka bir yükleniciye arsayı verseydi kendisine kalacak bağımsız bölümleri teslim alacağı tarih ile yeni yüklenicinin inşaatı bitireceği tarih arasındaki kira kaybından ve inşaat alanı ve daire sayısındaki azalmalardan görülen zarardan da davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek,
kira kaybı nedeniyle 500.000,00 TL ve menfi imar durumu nedeniyle 500.000,00 TL olmak üzere şimdilik 1.000.000,00 TL zararın sözleşme bitim tarihi olarak hesaplanan 15.08.2010 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı yükleniciler vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşme geçersiz olduğundan tazminat istenemeyeceğini, sözleşmeye göre inşaat ruhsatı alımının arsa sahiplerine ait olduğunu, imar izni ve ruhsat alamayan arsa sahiplerinin inşaata başlanamadığı gerekçesiyle ihtar çekerek sözleşmeyi feshettiğini, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/777 esas sayılı dosyasıyla açılan davada, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2011/4418 esas ve 2012/5733 karar sayılı kararı ile, sözleşme geçersiz
olduğundan ödemenin ve zemin etüdü bedelinin iadesi kararının doğru olduğu, sadece proje bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceği gerekçesiyle hükmün bozulduğunu, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle fesih mümkün olmadığı gibi, menfi zararların da istenemeyeceğini, yeterli imara sahip olmayan taşınmazla ilgili bir kaç misli fazla imar alma, ruhsata bağlama yükümlülüğü üstlenen davacıların başarılı olamayınca sözleşmeyi haksız olarak feshettiklerinden müvekkillerinin zarara uğradığını %37 ile verilen inşaatın daha sonra %50 ile verildiği için arsa sahiplerinin zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen ön sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğundan TBK'nın 471. maddesi (BK 356.m) kapsamındaki taleplerin hukuki dayanağının bulunmadığı, tarafların birbirlerine verdiklerinin iadesi hususunun ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada çözüme kavuşturulduğu, bu davada, geçersiz sözleşmenin görüşmeleri sırasında, dürüstlük kuralı kapsamında davacı tarafın bilmesinin mümkün olmadığı her hangi bir hususun olmadığı, davalı tarafın da söylemesi gerektiği halde davacı tarafa söylemediği her hangi bir hususun bulunduğunun da ispatlanamadığı, bu durumda sözleşme görüşmeleri sırasında, davalı tarafın dürüstlük kuralına aykırı davranışının, dolayısıyla kusurlu hareketinin bulunmadığı gerekçeleriyle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/2640, K. 2016/1296, 2 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama