KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/106 E., 2018/2319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı yüklenici ve dava dışı arsa sahipleri ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, asıl sözleşme imzalanmadan önce taslak sözleşme imzalandığını bu nedenle davacının asıl sözleşmeyi imzalarken çok bakmadan taslak sözleşmenin aynısı olduğu düşüncesiyle imzaladığı, sözleşmeye davacının aleyhine davalının lehine hükümler konduğunu, davacının aldatılarak, hataya düşürüldüğünü ve davalı yüklenicinin sözleşme dışı 19 daire elde ettiği, bu dairelerin sözleşmede belirlenen % 33 paylaşım oranı gözetilerek taraflar arasındaki paylaşımın yerine getirilmesine, arsa maliklerinin kişi başına 5,58 daire alacağı olduğunun tespiti ile davacıya düşen 1.58 oranındaki dairenin davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili sözleşmede paylaşım oranları belirlenmediği arsa sahiplerinin alacakları dairelerin sınırlı şekilde belirtildiği, taslak sözleşmesinin ise tarafların imzasının dahi olmadığı bu nedenle de geçerli sayılamayacağı, asıl sözleşmenin noter düzenleme şeklinde olduğu, sözleşmede yer alan 24. maddenin sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde geçerli olduğunu, davacının aldatıldığı veya hataya düşürüldüğü, deneyimsiz oldukları ile dayanılan gabin iddialarının doğru olmadığını, davanın süre içerisinde açılmadığını, savunarak,
davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia savunma bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşme yapıldığı süreçte kot farkına ilişkin bir görüşme yapılmadığı, davalı tarafın taslak sözleşmeye bu hususa ilişkin madde koymadığı, davalı tarafın yüklenici olması nedeni ile kot farkından fazladan kat kazanılabileceğini öngörmemesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın tüm bu hareketlerinin davacı tarafı hileye düşürmek kastını ortaya koyduğu,
davacının davasını ıslah ederek tazminat talebinde bulunması nedeni ile davanın kabulü ile 295.585,71 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/106, K. 2018/2319, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama