KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/2571 E., 2018/5626 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili, davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, davalının aidat borcunu yatırmaması nedeni ile icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak borcun bulunmadığı yönünde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, tüm itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacı kooperatife borcu bulunmadığını ayrıca zaman aşımı def'inde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma ve dosya kapsamında; davalının zaman aşımı def' inin yerinde olmadığı, davalının davacı kooperatifin üyesi olduğu, üyeliğinin halen devam ettiği, genel kurul kararları gereği davalının üye olarak ödemesi gereken toplam tutarın takip tarihi itibarı ile 22.090,00 TL olduğu, davalının yaptığı ödeme tutarının 7.320,00 TL olduğu, dolayısıyla davacı kooperatifin davalıdan takip tarihi itibarı ile 14.770,00 TL aidat alacağı ve 12.175,28 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 26.945,28 TL alacaklı olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının icra takibindeki talebin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatifin aidat alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Davacı kooperatifin icra dosyasında asıl alacak ve faizi birlikte gösterdiği icra takibinde bu tutara aylık % 5 gecikme faizi talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece bu şekilde takibin devamına denilmek suretiyle faize faiz işletecek şekilde ve yasal faizin üstünde faiz işletilmesine sebep olacak şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken, toplam alacak üzerinden hesaplanması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken; itiraz üzerine duran takibin asıl alacak ve yasal faiz oranından işlemiş faizi ayrı ayrı belirleyip, takibin hangi asıl alacak ve faiz üzerinden devam edeceği ve işleyecek faizin ne olacağı konusunda ayrıntılı hüküm kurmaktan ve icra tazminatının asıl alacak üzerinden hüküm altına alınmasından ibarettir. Bu hususlara aykırı olan kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/2571, K. 2018/5626, 4 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama