KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/3110 E., 2018/5640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının 14.09.2005 tarihinde kooperatife üye olduğunu, üyelikten 21.11.2008 tarihinde devir sureti ile borçlu olarak ayrıldığını, davalının üyelikten kaynaklanan aidat borcunu eksik ödediğini, davalı ile aynı nitelik ve özelliklere sahip daire maliklerine ödediği tutara göre 28.000,00 TL eksik ödeme yaptığını, bu bedelin eşitlenmesi gerektiğini, davalının bu borcunu ödememesi üzerine başlatılan icra takibinde borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin birinci etap olarak tabir edilen konutlardan bir daireyi sabit fiyat, peşin ödeme ve anahtar teslimi olarak kooperatiften satın aldığını, kendisinden ödediği peşin bedel dışında başka bir bedel istenmediğini, kur’a sonucunda kendisine isabet eden konutun tapusunu da aldığını, kooperatif üyeliğinden ayrıldığını ve borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre kooperatif ortakları arasında eşitlik esas olmakla birlikte, genel kurulca kabul edilmesi veya benimsenmesi halinde kooperatife sabit ve peşin aidat ödemesi ile ortak kaydedilmesinin mümkün olduğu, davalının o tarihteki yönetim tarafından bu yöntemle ortak kaydedilmiş ve yönetim kurulu tarafından belirlenen 105.000,00 TL'nin kooperatife ödendiği, kooperatif genel kurulunda bu konuda bir karar alınmamış ise de davalının ortak olduktan sonra genel kurula çağrılması,
katılması ve yönetim kurulu kararında bahsi geçen özellikte dairenin ferdileşme ile davalıya teslim edilip tapuda tescilinin sağlanması karşısında genel kurulun bu duruma zımmen onay verdiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı kooperatif yönetim kurulu kararına güvenerek diğer ortaklardan daha az değerde olması gereken zemin katta daire almış olmasına göre bunun aksinin kabulünün Medeni Kanun'un 2. maddesine göre iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturacağı,
sadece yönetim kurulunun bu işlemi ile ilgili genel kurulda bir karar alınmadığı gerekçesi ile yapılan işlemi yok saymanın veya davalının ödediği tutarı diğer ortaklara göre eşitlemeye çalışmanın hakkaniyete aykırı olacağı, davalının sadece zemin kat kuralarına iştirak ettirilmesinin diğer ortaklara göre şu anda davalı lehine eşitlenmeyecek bir durum olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/3110, K. 2018/5640, 4 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama