KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/4174 E., 2019/3990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, dava dışı borçlu ... İnş. Müh. Pet. Gaz. Elekt. Mob. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında yaptığıkları icra takibi sonucunda borçlunun aracı haciz edilerek paraya çevrildiğini, düzenlenen sıra cetvelinde icra müdürlüğünce birinci sıranın davalı ...'a verdiğini, davalı ile borçlu arasındaki senet ve takibin muvazaalı olduğunu ileri sürerek ... İcra Müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinde ilk sıranın davalı ...'a ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın iptalini, davalı ...'a isabet eden hissenin üçüncü sıradaki müvekkiline tevdiini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı-alacaklının alacağının davacı-alacaklının alacağından daha önce doğduğu, bu haliyle eldeki davada muvazaalı bir tasarruftan söz etmenin mümkün olmadığı, borçlu tarafından muvazaa iddiası olduğu öne sürülen takip dosyasında sürelerden feragat veya haczin borçlunun beyanı üzerine konulması gibi muvazaayı destekler nitelikte işlemler de yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava sıra cetveline itiraz davasıdır. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü alacağına itiraz edilen alacaklıya düşer. Alacaklı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyit eden usulüne uygun delillerle ispatlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir.
Senetler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden kesin delil niteliğinde olup, davacı üçüncü kişi bakımdan bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez.
Somut olayda, mahkemece kolluk araştırması yapılarak davalı ile borçlu arasında ticari ilişkinin olduğu kanaatine varılmışsa da hukuk davalarında resen delil toplanması mümkün bulunmadığından kolluk tahkikatıyla davalıyla borçlu arasında ticari ilişki bulunduğunun tespitinin yapılması hukuk davalarındaki resen delil toplanması yasağına aykırıdır.
Bu nedenle mahkemece aleyhine davalı ...’a alacağının doğma sebebi sorularak varsa ticari kayıtlarında inceleme yapılıp davacı alacağının doğum tarihi ile de karşılaştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken yukarıdaki ilkelere aykırı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/4174, K. 2019/3990, 2 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama