KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/4653 E., 2017/1936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece 29.06.2015 tarihli Ek Kararla süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup, ek kararın süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 28.01.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin edimlerini tamamen yerine getirip, davalıya ait bağımsız bölümlerini teslim ettiğini ve davalının bağımsız bölümleri yıllardır kullandığını, sözleşme gereği müvekkilinin kendisine isabet eden bağımsız bölümlerin bir kısmını aldığını ancak 1 ve 2 no'lu bağımsız bölümlerin devrinin bugüne kadar yapılmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının edimlerini yerine getirmediğini sözleşme aykırılıklarının giderilmesi bedeli olarak tüm zararların mahkeme veznesine depo edilmesi ve iskan ruhsatının alınmasından sonra 1 ve 2 no'lu bağımsız bölümlerden bir bağımsız bölüm yönünden tapu tescil talebinin istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; binanın imara uygun olarak yapıldığı ancak eksik ve ayıplı işlerin bulunduğu, bu miktarın 37.643,00 TL olduğu, yüklenicinin tescil talebinin değerlendirilmesi için birlikte ifa prensibi gereğince, eksik ve ayıplı işler bedelini bloke etmesi gerektiği, davacının kendisine verilen kesin mehile rağmen eksik ve ayıplı işler bedelini bloke etmediği, bu hali ile davacının tescil talebinden vazgeçmiş olduğu kabul edilerek davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı ve Ek kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin, hükmü temyiz eden davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 29.06.2015 tarihli ek kararı davacı vekilinin temyizi bakımından gerekçeli kararın davacı vekiline tebliğine ilişkin tebligat mazbatası üzerinde yazılı bulunan tebliğ şerhinde muhatabın tevziat saatinde işyerinde bulunmadığına ve aynı gün döneceğine ilişkin bir tespite yer verilmediği gibi, tevziat saatinde o yerde bulunmayıp aynı gün tevziat saatinden sonra dönmeyeceği belirtilen muhataplar için düzenleme içeren açıklama da yer almadığından, davacı tarafa yapılan gerekçeli karar tebliğinin Tebligat Kanunu'nun 17 ve 20. maddeleri ile Yönetmeliğin 26. ve 29. maddelerine hükümlerine uygun olmadığı, bu nedenle de temyizin süresinde olduğu,
2- Davacı vekilinin esasa ilişkin temyizine gelince; mahkemece dava konusu taşınmaz tapuları yüklenicinin edimini yerine getirmemiş olması nedeniyle reddedilmiş ise de taraflar arasındaki bir kısım uyuşmazlık henüz çözüme kavuşturulmadan karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bodrum katta 2 daire yapıldığı tarafların kabulündedir. Bodrum katta 1 daire yapılacağı ve bu dairenin yükleniciye ait olacağı sözleşme hükmüdür.
Diğer dairenin hangi tarafa ait olacağı bu davanın konusu olup mahkemece bu husus çözülmeden sonuca gidilmiştir.
Sözleşmede paylaşım %50-%50 olarak belirlenmiş olmasına göre tarafların almış oldukları bağımsız bölümlerin arsa payları konum itibariyle değerleri ve benzer özellikleri nazara alınarak bodrumda çıkan fazla dairenin kime ait olduğu konusu öncelikle belirlenmeli, fazla çıkan bu bağımsız bölümün yükleniciye ait olduğunun tespit edilmesi halinde 1 bağımsız bölümün değeri, deposuna karar verilen eksik ve ayıplı işlerin bedelini karşılamaya yeteceğinden,
diğer bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı lehine tesciline karar verilebileceği aksi halde davanın şimdiki gibi reddine karar verilmesi gerektiği hususları düşünülmeden eksik inceleme ile ve uyuşmazlığın bir kısmı giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/4653, K. 2017/1936, 22 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama