KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/8481 E., 2019/4772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 31.12.2008 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya ait park ve bahçelerin temizlik, bakım ve onarım hizmetlerini yaptığını, davalının 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesine aykırı olarak müvekkilinin hak edişlerinden haksız olarak kesinti yaptığını ileri sürerek, bu kesintinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yaptığı işlerin konu ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairemizin 11.06.2015 tarih 2014/4489 E. 2015/4481 K. sayılı kararı ile bozulması üzerine mahkece bozma kararına uyularak dava tarihinden öncesine ait işlemiş faiz talebine ilişkin temerrüt ihtarı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 37.245,92 TL alacağın, 03/11/2011 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin değerlendirilmesinde;
Davacı vekilince sunulan temyiz başvuru dilekçesinin davalı vekiline 16.05.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin ise katılma yoluyla temyiz başvuru dilekçesini 10 günlük cevap süresinin son günü olan 26.05.2016 tarihinden sonra 30.05.2016 tarihinde sunduğu ve aynı tarihte temyiz karar ve başvurma harçlarını yatırdığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin süresinde olmayan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddi hataların düzeltilmesini düzenleyen 183. maddesinde, “Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları karar verilinceye kadar düzeltilebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, 44.930,79-TL’nin tahsili istemiyle 03.11.2011 tarihinde eldeki davayı açmış, 17.11.2011 tarihli dilekçe ile dava değerini 44.930,79-TL göstermesi gerekirken yanlışlıkla 134.163,97-TL olarak gösterdiğini belirterek yanlış olarak yazılan 134.163,97-TL’nin 44.930,79-TL olarak düzeltilmesine ve fazlaya ilişkin kısım için yatırılan peşin harcın iadesine karar verilmesini istemiş, 21.11.2013 tarihli duruşmada talebini ıslah ederek 51.824,08-TL’ye yükseltmiştir.
Dava değerinin 44.930,79-TL yerine 134.163,97-TL olarak gösterilmesinin, 6100 Sayılı HMK’nın 183. maddesi kapsamında maddi hata olarak kabulü gerekir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kabul edilen miktar olan 37.245,92-TL ‘ye göre davacı yararına; reddedilen miktar olan 14.578,16-TL üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/8481, K. 2019/4772, 14 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama