KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2010/13216 E., 2010/13868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Hüküm
- Sanıkların mahkumiyetlerine dair,
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz itirazlarının duruşmalı olarak yapılan incelemesinde, yerinde olmayan sair itirazların reddine, Ancak;
Sanıklar ... ve ... kardeş olup kullandıkları araçla yanlarında tanık ... ile birlikte akşam saat 21.30 sıralarında müşteki ...’nın bulunduğu tekel bayisinin önüne gelip kendisiyle konuşmak istediklerini söyleyerek mağduru araçlarına aldıkları, birlikte mezarlığın bulunduğu bölgedeki biriket üretim sahası olan tenha bir yere gittikleri, burada ve araçta birlikte alkol aldıkları, aracı park edip konuştukları sanıklar ... ve ... ile mağdur ... arasında çıkan tartışma sonrasında sanıkların ele geçmeyen bıçakla mağdur ...’ya vurup yaraladıkları,
yaralanan mağduru yanlarında gelen tanık ... isimli şahısla birlikte bırakıp olay yerinden ayrıldıkları, tanık ...’in de çağırdığı ambulansla yaralı vaziyetteki mağduru hastaneye kaldırdığı, yapılan ameliyat sonrası mağdurun iyileştiği anlaşılmıştır. Mağdur ... hakkında tanzim olunan ve hükme esas alınan ATK ...
Şube Müdürlüğünün 18.12.2008 tarihli raporunda vücutta 4 ayrı yara tarif edilerek, sol hipokondriak bölgede 2 cm lik, sol gluteal bölgede 2 adet 1 cm lik, sol uyluk lateral bölgede 1 cm lik, sol el 2. parmakta cilt kesisi mevcut olup, acil ameliyata alındığı, transvers kolonda kesi tespit edilip onarımının yapıldığı, kesilerden sadece hipokondriak bölgeye isabet edenin yaşamsal tehlikeye neden olup diğer üç yaranın mağdurda yaşamsal tehlikeye neden olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun yazılı bulunduğu görülmüştür.
Bu şekilde gerçekleştiği anlaşılan olayda sanığın kastının yarlamaya mı yoksa öldürmeye mi yönelik olduğunun tespit edilmesi gerekmekte olup, Yargıtay CGK'nun istikrarlı uygulamaları gözününe alındığında ve unsurları Yargıtay CGK’nun 08.07.2008 tarih 2008/88-184 sayılı kararında da belirttiği üzere yaralama suçunu adam öldürmeye kalkışma suçundan ayırt eden ölçütler şu şekilde özetlenmiş olup;
"Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı ise;
a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
b) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.” biçiminde belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında yukarıda özetlenen olay irdelendiğinde, sanıklar ile mağdur arasında önceye dayalı öldürmeye yönelik bir husumetten sözedilmediği, olayda kullanılan ancak ele geçmeyen bıçağın yaralarının niteliğine göre vehamet arzeder nitelikte olmadığı, mağdurdaki darbe sayısı 4 olmakla birlikte bunlardan sadece birtanesinin yaşamsal tehlikeye neden olup diğer yaraların basit tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün bulunduğu, yaralardan bir tanesinin yaşamsal iç organların bulunduğu batın bölgesine isabet edip kati sonuca götürecek kalp gibi çok önemli organların bulunduğu bölgenin hedef alınmadığı,
yine sanıkların ortada mani hal bulunmazken eylemlerine son verip olay yerinde mağdura yardım edecek bir kişiyi de bırakarak ayrılmaları karşısında; sanıkların kastının yaralamaya yönelik olduğu ancak olayın özellikleri, oluş biçimi, yara sayısı, adli tıp raporunda belirtilen yaraların niteliği nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden cezanın tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2010/13216, K. 2010/13868, 22 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama