KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2021/1470 E., 2025/26574 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2017/835 E., 2018/1907 K.
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/424 E., 2017/11 K.
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, kamu malına zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
- Hüküm
- 1- TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63; TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63, maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi;
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
2- Kamu malına zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarının kaldırılarak; a)Her üç sanık yönünden TCK'nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 58/9, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet; b)Sanık ... hakkında TCK'nın 170/1-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 58/9, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet; TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi suçlarına ilişkin kesin olarak verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair hükümler ile kamu malına zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarının kaldırılarak sanıkların mahkumiyetlerine dair verilen hükümler yasal süre içerisinde sanıklar müdafi tarafından;
sanık ... tarafından ise silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi suçlarına ilişkin kesin olarak verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair hükümler 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen 5.maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği kabul edilmekle;
24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, 7188 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra sanıklar müdafii tarafından aynı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmışsa da, anılan kanun yürürlüğe girmeden önce Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar yönünden kesin olarak verilen hükümlere yönelik olarak sanıklar müdafii tarafından yasal süre içerisinde 05.11.2018 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu, ve temyiz iradesinin devam ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I- Sanık ... yönünden yapılan incelemede
Sanık ...'nın, 7188 sayılı Kanun'da belirtilen yasal süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduğu ancak; sanığın 14.10.20 15... .10.2015 tarihli dilekçeleri ile temyiz talebinden feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmakla; sanığın dilekçesinin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edildiğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının inceleme yapılmaksızın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; ayrıca bu suçun 7188 sayılı Kanun kapsamında temyizi kabil suçlar arasında sayılmadığından anılan suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun (kesin olarak) esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı şekilde REDDİNE,
Diğer temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
III- Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 Esas - 2023/183 Karar sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği,
bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 Esas - 2024/189 Karar sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği,
söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve Yasakoyucu tarafından iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği.
Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği,
Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu,
yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 Esas ve 2023/579 Karar sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 Esas ve 2023/344 Karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 Esas - 2024/189 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği,
bununla birlikte Yasakoyucu tarafından iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 2'nci ve 7'nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanıklar müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2'nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
IV-Sanıklar ... ve ... hakkında kamu malına zarar verme ve sanık ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.05.2012 tarih ve 2011/1-872 esas, 2012/198 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; sanıklar ... ve ...'nın diğer sanık ... ve birbirleri hakkında aleyhe beyanlarda bulundukları anlaşılmakla aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar arasında savunmalarına zaafiyet yaratacak düzeyde zarar verebilecek menfaat çatışması oluştuğundan her iki sanığın da ayrı müdafilerce temsil edilmelerine imkan sağlaması gerekirken CMK'nın 152/1. maddesine aykırı şekilde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/1470, K. 2025/26574, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama