İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/17494 Karar: 2023/896 Tarih: 2023

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/17494 K.2023/896

3. Ceza Dairesi 2022/17494 E. , 2023/896 K. "İçtihat Metni" T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/584 E. 2020/150 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/17494 E. , 2023/896 K. "İçtihat Metni" T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/584 E. 2020/150 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/17494 E. , 2023/896 K. "İçtihat Metni" T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/584 E. 2020/150 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 Tarihli, 2018/295 Esas, 2019/19 sayılı Kararı Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 31.01.2020 Tarihli, 2019/584 Esas, 2020/150 sayılı Kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.03.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1- Sanığın anılan örgütün elebaşının mezkur yapının finans kurumu olarak bilinen ... Katılım Bankasının (BANK ...) içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankada; 27/01/2014 tarihinde ilk kez vadesiz mevduat hesabı açarak, - 28.01.2014 tarihinde 15.000 TL. tutarında 372 ... vadeli, - 23.09.2014 tarihinde 25.000 USD (56.000 TL.) tutarında 372 ... vadeli, - 16.11.2014 tarihinde 25.026,22 USD (56.183,86 TL.) tutarında 372 ... vadeli katılım hesabı açtığı, - 03.02.2014 tarihinde 56.96 gr. (5.168,45 TL.) tutarında hurda altın alım işlemi yaptığı, 2- ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/6361 sayılı soruşturma dosyasında etkin pişmanlık hükümlerinden istifade eden E.E.'in 21/08/2017 tarihli kolluk beyanına göre; anılan terör örgütü elebaşının kitaplarının okunup CD'lerinin izlendiği, örgütün sözde liderinin övülerek propagandasının yapıldığı ve örgüt adına himmet, bağış, kurban parası namıyla yardımların toplandığı sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara 2011-2014 yılları arasında iştirak ettiği, sayılan deliller doğrultusunda sanığın mahkumiyeti yerine İlk Derece Mahkemesinin beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında esastan red kararı verilmesi usul ve yasaya ve yasaya aykırı görülerek kaldırılması talep edilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; 2014 yılının Ocak ve Eylül aylarında zora gireceği haberleri sonrasında örgüt lideri ...'in bankanın kurtarılması amacıyla herkesin mevduatlarını yatırarak yardım yapması talimatını verdiği, sanığın örgüte müzahir banka olan Bank ...'da 27/01/2014 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, sanığın hesabında 2014 Ocak ayında 15.000 TL, Şubat ayında 20.385,02 TL, Mart ayında 20.211,02 TL, Nisan ayında 20.191,18 TL, Mayıs ayında 20.075,25 TL, Haziran ayında 20.456,48 TL, Temmuz ayında 20.496,02 TL, Ağustos ayında 20.625,13 TL, Eylül ayında 62.036,18 TL, Ekim ayında 60.225,03 TL, Kasım ayında 60.262,19 TL, Aralık ayında 63.201,99 TL, 2015 Mart ayında 71.091,97 TL, Haziran ayında 79.175,32 TL, Eylül ayında 82.618,79 TL, Aralık ayında 0,8 TL, 2016 Temmuz ayında 0,8 TL para bulunduğu, 08.03.2017 tarih ve ...-BT-30377094 sayılı Bank ... yazıları ekinde gönderilen CD kaydında; sanık ... isimli şahsın 27.01.2014 müşteri açılış tarihi ile Bank ... müşterisi olduğu, hesabı olduğu ve kartı olmadığı, 17-25 Aralık 2013 sonrası banka katılım hesabına 28.01.2014 tarihinde 15.000 TL, 23.09.2014 tarihinde 56.000 TL, 16.11.2014 tarihinde 56.183,86 TL, hurda altın alımı hesabına 03.02.2014 tarihinde 5.168,45 TL yatırıldığı, sanığın bu kapsamda "Tarihini hatırlamadığım bir zamanda Niksar İlçesinde Eşim Ş.A. ile birlikte ... İlinde bulunan Bank ... isimli bankaya birlikte geldik. Burada benim adıma eşim bank asyada bir hesap açtırdı. Bu bankada ben evrak emzaladım ancak ne imzaladığımı bilmiyorum, kesinlikle ben bank ... isimli bankaya nakit para yatırmadım. Benim adıma olan hesaba 15.000 TL para yattığını ve bu hesapta en son 82.000 TL olarak çekildiğini şuan ifade aşamasında sizlerden duydum. Ben Bank ... isimli bankaya kesinlikte para yatırmadım. Bu paranın benim hesabıma kimin yatırdığı konusunda da kesin bir bilgiye sahip değilim ancak Eşim Ş.A. benim adıma bu parayı bank ... isimli bankaya yatırmış olabilir. Benim .../PDY lideri ...’ in 17-25 Aralık sürecinden sonra bank ... isimli bankaya papa yatırılması konusundaki talimatından herhangi bir bilgim yoktur." bu kapsamda dinlenen sanığın eşi Ş.A.' nun " yargılanmamın da aşamasında bu konuyla alakalı detaylı bilgi vermiş, istinaf sürecinde de daha detaylı bilgi vermiş, bu konuyla alakalı bilgi vermiştim ama ilave edeceğim şu olabilir. Eşim bir bankayı bilmez, bankanın ismini bilmez. Bankayla alakalı da hiç bir şey bilmez. Paranın tamamını kendi ziynet eşyası vardı, altınları vardı. ... Şubesinin de 2014'de açılmasıyla faizsiz bankacılık olduğu için biz yatırdık. Ama ... şubesinin de 2015'in Ocak veya Şubat aylarında tahmin ediyorum kapanmasıyla da vadesi dolan hesaplarımızı, benimkini de onunkini de; 2015'in Ağustos ve Eylül aylarında tamamen alıp ... Bankası ve ... Bankasına. Eşiminkini ... bankasına yatırdım." şeklindeki beyanlarından da anlaşılacağı üzerine sanığın hesap açmasına rağmen hesap hareketlerindeki tasarrufların sanığın eşi tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı; sanığın eşi Ş.A. isimli şahsın 10.02.2011 müşteri açılış tarihi ile Bank ... müşterisi olduğu, hesabı ve aktif kredi kartı kullanımı olduğu, 17-25 Aralık 2013 sonrası Banka katılım hesabına 08.01.2014 tarihinde 35.000 TL, 08.01.2014 tarihinde 2.825,16 TL, 15.01.2014 tarihinde 59.998,42 TL, 29.08.2014 tarihinde 7.000 TL, 29.08.2014 tarihinde 3.415,37 TL; 12.09.2014 tarihinde 1.644,3 TL, 18.09.2014 tarihinde 25.000 TL, 19.09.2014 tarihinde 7.000 TL, 16.11.2014 tarihinde 3.362,65 TL; 16.11.2014 tarihinde 25.000 TL, 09.12.2014 tarihinde 25.029,75 12.09.2014 tarihinde TL Hesaba kasadan 5800 TL, 04.02.2015 tarihinde 1.500 TL yatırıldığı, ayrıca ATM’den hesabına para yatırıldığı ve kart borcu ödemesi yapıldığı, hesabının aktif ve yoğun şeklide kullanıldığı, sanık savunması ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde Bank ...' daki hareketlerin sanık tarafından gerçekleştiği konusunda mahkmemizde vicdani kanaat oluşmadığı; sanık hakkında soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanda bulunan E.E. ''F.E. toplantılarda genel itibariyle dini konulardan bahsediliyordu, siyasi konulara fazla girmiyordu, zaman zaman ...'in kitaplarından bahsediyordu. 17/25 Aralık süreci sonrasında kakao programını yükledikten sonra F.E.'in toplantılarına benden başka S.A., F.E. (toplantıları yapan F.E.' den farklı bir kişi), N.D., R.D., A.B. isimli şahıslar katılıyordu.'' şeklinde beyanda bulunmuş duruşma da ise tanık susma hakkını kullandığından sanığın hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kulllandığı Sohbet adı altında yapılan toplantılara katıldığı hususunda her türlü şüpheden uzak bir kanaat mahkememizde oluşmamış olup; sanığın örgütsel nitelikte sohbetlere katıldığı hususunda itibar edilecek ve mahkememiz huzurunda tekrarlanan bir beyan bulunmaması, sanık hakkında yapılan araştırmalarda örgüt içi hiyerarşiye dahil olarak kriptolu şekilde ByLock ve eagle programlarını kullanmadığı, kod adı kullanmadığı, örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydının olmadığı, örgüte müzahir gazete ve dergilere aboneliğinin olmadığı, örgüte yardım maksadıyla himmet vermediği ve toplamadığı anlaşılmış olup tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyeliği kanaati oluşturacak örgütsel eylemleri işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir kanı hasıl olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılaması yapılan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi gereğince de sanığa re'sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi CMK'nın 290. maddesi sarahatına göre sanığın yararına olan ... bu hukuk kuralına aykırılığın, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sonunda ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (..., özel kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç, Genel Hükümler s.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/584 Esas, 2020/150 sayılı Kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla