İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/3775 Karar: 2024/14140 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/3775 K.2024/14140

3. Ceza Dairesi 2022/3775 E. , 2024/14140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3674 E., 2020/1357 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, Silahlı terör örgütüne üye olma, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan ayrı ayrı reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii Sanık hakkında İlk Dere

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/3775 E. , 2024/14140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3674 E., 2020/1357 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, Silahlı terör örgütüne üye olma, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan ayrı ayrı reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii Sanık hakkında İlk Dere

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/3775 E. , 2024/14140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3674 E., 2020/1357 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, Silahlı terör örgütüne üye olma, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan ayrı ayrı reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğisanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2017/76 Esas, 2018/1341 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, TCK'nun 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, TCK'nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ve Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-e-son, 43/1, 62, 52/2, 4, 53 üncü uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin,14.12.2020 tarihli ve2018/3674 Esas, 2020/1357 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; 1. Hukuka aykırılıklar giderilmeden ve tevsii tahkikat talepleri değerlendirilmeden karar verilmek suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, mahkumiyet hükmünün CMK'nın 230 uncu maddesine uygun gerekçeyi içermediğine, sınavda elde edilen sonucun sanık hakkındaki maddi gerçeklere aykırı olmadığına, tüm sınav sorularının sanığın kendi bilgi birikimine göre çözümlendiğine, sanığın örgüt hiyerarşisine dâhil olduğunu gösteren her türlü şüpheden arındırılmış deliller elde edilmediğine, soruşturma ve kovuşturma aşamasında lehe olan delillerin toplanmadığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve, 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay( Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan, örgütsel kod adı kullanmayan ve örgütsel iletişim ağına dahil olmayan sanığın örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydı olması ve KPSS Eğitim Bilimleri Testinde 100 ve üzeri net yapan bir çok şahısla Baz birlikteliğinin bulunması, şeklindeki eylemleri sanığın örgütle ilişkisinin sempati düzeyini aşarak örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir ve örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetini gerektirir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk oluşturmayan nitelikte olup örgüte üyelik suçunu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.12.2020 tarihli ve 2018/3674 Esas, 2020/1357 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla