Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/10262 E. , 2023/4379 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/134 - 2019/491 Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 18.10.2021 tarihli ve 2021/1269 Esas, 2021/9642 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.05.2023 tarihli ve KD-2023/6311 sayılı, 527
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/10262 E. , 2023/4379 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/134 - 2019/491 Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 18.10.2021 tarihli ve 2021/1269 Esas, 2021/9642 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.05.2023 tarihli ve KD-2023/6311 sayılı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle incelendi, gereği düşünüldü: I-İddianame, İlk derece mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay ilamı ışığında somut olay değerlendirildiğinde; A-İDDİANAME ".... şüphelilerden ...'ın bankasya kaydının bulunduğu, Bank Asyayı desteklemek ve ayakta tutmak amacı ile Bank Asyaya para yatırdığı, fetö terör örgütü üyelerinin kurmuş olduğu Aktif Eğitim Sen üyesi olduğu, beyanına göre fetö terör örgütü üyelerinin kullanmış olduğu bylock isimli iletişim sisteminden haberdar olduğu, sosyal medyada fetö terör örgütünü övücü paylaşımlarının olduğu, örgüt mensuplarının gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla protesto gösterilerine katıldığı, fetö terör örgütü liderinin Bank Asyayı destekleyin şeklindeki 25.12.2015 tarihli çağrısından sonra kendisi, eşi ve çocukları adına Bank Asyaya para yatırdığı, FETÖ terör örgütünün gürcistan gezisine katıldığından" bahisle FETÖ/PDY terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmakla eylemine uyan TCK m.314/2, 3713 sayılı TMK m.3 delaletiyle 5/1, TCK m. 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, B-İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE GEREKÇESİ "Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü güdümlü Aktif-Sen isimli sendika üyesi olduğu, 16.02.2011 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde finans kurumu olan Bank ... mudisi olduğu, bankacılık işlemlerine başladığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde liderinin 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra açık kaynaklardan servis edilen Bankasya'ya para yatırın talimatı üzerine 13.01.2014 tarihinde 2.000 TL için katılım hesabı açtırdığı, sosyal medya üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü paylaşımlarının olduğu, hakeza 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra, örgütün deşifresi sonrası gözaltına alınan ya da tutuklanan örgüt üyelerine ilişkin işlemleri protesto etmek amacıyla protesto gösterilerine katıldığı, her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı kamu davası açılmış ise de, sanığın örgütsel anlamda yoğunluk, çeşitlilik ve devamlılık arz eden örgütsel faaliyetlerinin tespiti ve örgüt ile hiyerarşik yapı dahilinde organik bağ kurup kurmadığı, üyelik derecesine varacak mahiyette, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği; ancak sanığın gerek sosyal paylaşım ağı gerekse de protesto amacıyla bir takım eylemlere girişerek, örgüte sempati düzeyinde bağlı olduğu, ayrıca çağrı üzerine Bank ... isimli finans kurumuna para yatırdığı gibi eylemsel devamlık neticesinde finans kurumuyla işlemlere devam ettiği ve finansal destek sağlandığı sonuç ve kanaatine varılmakla, eylemlerin terör örgütüne üye olmak suçundan ziyade, terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturduğu vicdani kanaatiyle, sanığın bu kapsamda cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Sanık ... hakkında her ne kadar Fethullahçı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan TCK'nın 314/2 maddesi gereği cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de toplanan deliller karşısında mahkememizce yapılan değerlendirmede sanığın eyleminin Fethullahçı Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanığın eylemine uyan TCK'nun 220/7 maddesi delaletiyle 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli kamu görevlisi olması dikkate alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanığın örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlaşıldığından verilen cezada TCK'nın 220/7 maddesi gereğince yapılan yardımın niteliğine göre takdiren 1/2 oranında indirim yapılmasına" karar verildiği, C-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI " Sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2018 tarih, 2016/281 Esas ve 2018/111 Karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, sonuç cezanın hesaplanması sonucunda artırma ve indirimlerin uygulanması neticesinde 3yıl 2 ay 22 ... hapis cezasıyla sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken gerekçeli kararda sonuç cezanın 2 yıl 14 ay 22 ... olarak belirlenmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe istinaf başvurusu olmadığından bu husus eleştirilmiş olup ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-A . maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verildiği, D-İTİRAZ KONUSU DAİRE KARARI "Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan belirlenen sonuç cezanın 3 yıl 2 ay 22 ... yerine 2 yıl 14 ay 22 ... hapis olarak noksan hesaplanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan temel ceza tayin edilirken “TCK'nın 314/3. maddesinin delalet maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün 10. maddesinin birinci bendinden “TCK'nun 220/7 maddesi delaletiyle” ibaresinin çıkarılıp yerine “TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına" karar verildiği anlaşılmıştır. E-SANIK HAKKINDA MAHKUMİYETE ESAS ALINAN ESASLI DELİLLER Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü güdümlü Aktif-Sen isimli sendika üyesi olması, 16.02.2011 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde finans kurumu olan Bank ... mudisi olması, bankacılık işlemlerine başladığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde liderinin 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra açık kaynaklardan servis edilen Bankasya'ya para yatırın talimatı üzerine 13.01.2014 tarihinde 2.000 TL için katılım hesabı açtırması, sosyal medya üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü paylaşımlarının bulunması, 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra, örgütün deşifresi sonrası gözaltına alınan ya da tutuklanan örgüt üyelerine ilişkin işlemleri protesto etmek amacıyla protesto gösterilerine katılmasıdır. F-SANIK SAVUNMASI "Bank Asyaya 2008 yılında faizsiz banka olması nedeniyle hesap açmıştım, aynı dönemde Türkiye Finans adındaki faizsiz bankada da TL hesabım bulunmaktaydı, zira Bank ... havale ya da eft ücreti almıyordu, benim için hesaplıydı, bu hesabı nadiren de olsa kullandım, bunun üzerine hesap işletim ücreti alındı, Bank Asyada bulunan TL hesabımı hesap işletim ücreti ödememek için 2012 ya da 2013 yılında kapattım, hesabımı para yatırdığım ile ilgili iddiaya kabul etmiyorum, iddianamede belirtilen çağrıdan hiçbir şekilde haberim olmamıştır, o dönemde prematüre olan bebeğimin sağlığıyla uğraşıyordum, Türkiye'de ve dünyada olan bitenle ilgim yoktu, bununla ilgili ailem ve çevremden de şahitlerim bulunmaktadır, ayrıca daha sonra eşim, kendim ve çocuğum adına hatta çocuklarım şeklinde para yatırdığım söyleniyor, benim bir tane çocuğum bulunmaktadır, ayrıca ne eşim, ne kendim ne de çocuğum adına açtırdığım bir hesap bulunmamaktadır, yatırdığım bir para da bulunmamaktadır, bu iddia asılsızdır, Aktif Sen üyeliğim 2014 yılının ocak ayında başlamış, 2015 yılının Kasım ayında da bitmiştir, bu sendikaya üye olmamın gerekçeleri milli eğitim bakanlığının bünyesinde bulunan okullara gönderilen yazıdan dolayı duyduğum güvenle üye olmamdan ibarettir, bakanlığın böyle bir yazı göndermesi benim bu sendikaya güvenle bakmamı sağladı, ben sendikanın cemaatle bağlantısı olup olmadığını bilmiyordum, bakanlığın göndermiş olduğu yazıyı mahkemeye sunacağım, sendikaya üye olmamdaki bir diğer sebepte üyelik aidatının devlet tarafından ödenecek olması ve şahsıma bir külfet getirmemiş olmasıdır, öğretmenlerin özlük haklarıyla ilgili vaatlerde bulunmasıdır, öğretmenlerin özlük haklarına dair çaba göstermediği için sendikadan istifa ettim, ByLock ile ilgili iddiayı kesinlikle kabul etmiyorum, 22 Eylül 2016 tarihinde Karacasu Cumhuriyet Savcılığında verdiğim ifade de bylock ile ilgili medyadan bilgim olduğunu söyledim, birçok vatandaş gibi darbeden sonra medyada bylock konusu ortaya atılınca bende atılanlar kadar bilgi sahibi oldum, iddianame bu yönüyle doğru değildir, daha önceden haberdar olduğum şeklindeki ifade yanlıştır, savcılıktaki ifadem de konunun aslı sabittir, Benim herhangi bir sosyal medya hesabım bulunmamaktadır, bu nedenle herhangi bir övücü propaganda ya da paylaşımda bulunmadım, Gürcistan gezisi Rize Kalkandere İmam Hatip Lisesi'nde görev yaparken kendi arkadaşlarımızla düzenlediğimiz günü birlik bir gezidir, okul bünyesinde bir faaliyettir" şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır. G-İTİRAZ SEBEPLERİ: "Sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyetine esas alınan belirleyici delillerin örgüte müzahir Aktif-Sen isimli sendikaya üye olma, Bank Asyaya örgüt talimatı ile 13.01.2014 tarihinde 2.000 TL katılım hesabı açma, sosyal medya üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü paylaşımlarda bulunup 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra, örgütün deşifresi sonrası gözaltına alınan ya da tutuklanan örgüt üyelerine ilişkin işlemleri protesto etmek amacıyla protesto gösterilerine katılması olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu delil olarak kabul edilen eylemlerin incelenmesinde; 1-Bank ...'ya talimatla katılım hesabı açılması; Sanık hakkında 30.05.2017 havale tarihli Bank Asyaya ilişkin rapor incelendiğinde özetle " Sanığın Bank ... hesap açılış tarihinin 2013 yılından önce olduğu 23.02.2010-07.06.2016 tarihleri arasında yapılan incelemede maaş ve kredi kartı ödemelerinin bulunduğu, talimattan önce de katılım hesaplara bulunduğu bu kapsamda; -08.04.2011 tarihinde 11.841 TL katılım hesabı açıldığı, -20.06.2011 tarihinde 17.899 TL katılım hesabı açıldığı, söz konusu kar paylı katılım hesaplarının daha sonra temdit edildiği,, -13.01.2014 tarihinde suça konu edilen 2000 TL'lik katılım hesabının açılıp anılan bankanın TMSF'ye devrinden sonra da hesabın açık tutulup 13.06.2016 tarihinde 2.030 TL olarak vadesi bozulmadan temditten sonra normal bir bankacılık işlemi olarak 30 TL kar payı ile birlikte paranın çekildiği, hesapta şüpheli bir para hareketinin tespit edilmediği, bilirkişi raporunun netice kısmında " Fetö liderinin 23.12.2013 tarihinde "Bank Asyaya para yatırın" çağrılarına sanığın eylemlerinin uymadığı, Fetö liderinin talimatlarının yerine getirmediği kanısında olduğum kanaatine varılmıştır" şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Tüm bunlar nazara alındığında sanığın savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak olarak sanığın örgüt talimatıyla hareket etmediği anlaşıldığından Bank ...'ya talimatla katılım hesabı açılmasının somut olay bakımından delil olarak kullanılamayacağının gözetilmemesi, 2-Örgüte müzahir Aktif-Sen'e üye olunması, Sanığın savunmasında "Aktif Sen üyeliğim 2014 yılının ocak ayında başlamış, 2015 yılının Kasım ayında da bitmiştir, bu sendikaya üye olmamın gerekçeleri milli eğitim bakanlığının bünyesinde bulunan okullara gönderilen yazıdan dolayı duyduğum güvenle üye olmamdan ibarettir" şeklinde olması karşısında; gerek Yüksek Dairenizin tek başına Aktif-Sen üyeliğini örgüte yardım olarak kabul etmemesi gerek sanığın savunmasında söz konusu sendikadan ayrıldığını beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde savunmasındaki hususların araştırılması gerektiğinin düşünülmemesi, 3- Sosyal medya üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü paylaşımlarda bulunup 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra, örgütün deşifresi sonrası gözaltına alınan ya da tutuklanan örgüt üyelerine ilişkin işlemleri protesto etmek amacıyla protesto gösterilerine katılmasına ilişkin olarak ise; Sanığın sosyal medya hesabının olmadığını, paylaşımlarda bulunmadığını, herhangi bir gösteriye katılmadığını savunması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılmasının temini bakımından savunmasında beyan ettiği hususların araştırılıp, suç tarihi itibariyle sosyal medya hesabının bulunup bulunmadığı, gösteriye katılıp katılmadığı, bulunuyor ve katılmış ise hususiyle hangi tarihte-zamanda, nerede, hangi sosyal medya aracıyla ne gibi paylaşımlar/eylemlerde bulunduğu hususlarının araştırılıp buna dair görüntü, tanık beyanının varsa eklenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Kabule göre ise; 1-Sanık hakkında temel ceza belirlendikten sonra TCK'nın 220/7. maddesi gereğince indirim tatbik edilirken tatbik edilen maddenin cümlesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6.maddesine muhalefet edilmesi, 2-Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanunun amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; tayin olunan cezadan TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve maddede öngörülen indirim oranı ile uyumlu makul ve makbul olarak üst hadden bir indirim yapılması gerekirken yukarıda sayılan ilkelerle bağdaşmayan yetersiz gerekçe ile değişikliğin amacına da uygun düşmeyecek biçimde 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur."nin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kabule göre, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığı kesin olarak kanıtlanamayan ancak örgüte müzahir Bank Asyaya örgüt yönetiminin talimatı üzerine 13.01.2014 tarihinde 2.000 TL katılım hesabı açan, Aktif-Sen isimli sendikaya üye olan, protesto eylemlerine katılan sanığın inceleme tarihi itibariyle eyleminin silahlı terör örgütüne bilerek yardım etme suçunu oluşturduğuna dair kabulde ve Dairenin itiraza konu ilamında isabetsizlik bulunmadığından 5271 sayılı Kanunun 308. Maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzeltilmesine yer olmadığına, özellikle hüküm ve incelemeden sonra gelen sanığın örgüt içinde vazifeli olduğuna dair bilgilerin yer aldığı eşi ...'a ait mahrem rapor ile ByLock tespit edilen Galip Paytar isimli şahsın adına kayıtlı GSM hattının sanık tarafından kullanıldığının tespit edildiğine dair HTS raporun da gözetilmesi suretiyle gereğinin takdiri için aynı kanun maddesi gereğince dava dosyasının yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1. Gerekçenin bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Daire kararının düzeltilmesine yer olmadığına, aynı kanun maddesi gereğince dava dosyasının yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde karar verildi.