Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/3101 E. , 2025/3548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/182 E., 2018/454 K. SUÇ : Terör örgütünün propagandasını yapmak İNCELEME KONUSU KARAR : 3713 sayılı TMK'nın 7/2-2. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 43/1, 62/1 maddeleri gereğince hükmedilen hapis cezasının 5271 sayılıCMK'
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/3101 E. , 2025/3548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/182 E., 2018/454 K. SUÇ : Terör örgütünün propagandasını yapmak İNCELEME KONUSU KARAR : 3713 sayılı TMK'nın 7/2-2. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 43/1, 62/1 maddeleri gereğince hükmedilen hapis cezasının 5271 sayılıCMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan yapılan kovuşturma neticesinde mahkumiyetine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, verilen bu kararın itiraz edilmeden kesinleştiği, kararın kesinleşmesinden sonra zincirleme suç kapsamında kalabilecek paylaşımlar nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan yeni bir kamu davası açıldığı, dava devam ederken mükerrer cezalandırmanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilebilmesi amacıyla kanun yararına bozma hususunun değerlendirilmesi için Kars Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. Kars Cumhuriyet Başsacılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 24.11.2022 tarihli ve 94660652-105-36-14726-2022-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve 2022/156912 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Terör örgütü propagandası yapma suçundan sanık ...'nin, 3713 sayılı Kanunun 7/2-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2018/182 Esas, 2018/454 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanığın işlediği terör örgütü propagandası yapma suçundan Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2018 tarihli ve 2018/841 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonunda iddianamede 2 nolu olarak gösterilen 15.03.2015 tarihli ve iddianamede 4 nolu eylem olarak gösterilen günü tespit edilemeyen paylaşımlar sebebiyle terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyetine dair Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2018/182 Esas, 2018/454 sayılı kararının verildiği, anılan kararın 05.02.2019 tarihinde kesinleştiği, Anılan karar kesinleştikten sonra, sanığın yine inceleme konusu aynı neviden suçu 22.06.2015, 01.07.2015, 08/07.2015, 08.07.2015, 27.07.2015, 31.10.2015, 06.12.2015, 10.12.2015, 16.12.2015, 18.12.2015, 19/12.2015, 20.12.2015 29.12.2015, 01.03.2016, 13.02.2016, 14.02.2016, 19.02.2016, 20.02.2016, 23/02.2016 tarihlerinde işlediğine ilişkin olarak Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2020 tarihli ve 2019/7416 Esas sayılı iddianamesinin tanzim edilmesi üzerine mahkemenin 2020/156 Esas sayılı derdest dosyasına konu eylemlerinin, ilk hukuki kesintiyi oluşturan Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2018 tarihli ve 2018/841 Esas sayılı iddianamesinden önce olması karşısında, incelemeye konu Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2018/182 Esas, 2018/454 Karar sayılı dosyasındaki eylemler ile mahkemenin 2020/156 Esas sayılı derdest dosyasındaki eylemlerinin birlikte ele alınarak sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. HUKUKİ SÜREÇ 1.Sanık ...'nin 03.04.1971 Digor doğumlu olduğu, kendi beyanına göre ilkokul mezunu olup işsiz olduğu, kanun yararına bozma incelemesi aşamasında 09.02.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında Facebook hesabı üzerinden terör örgütü propagandası içeren paylaşımlarda bulunduğunun tespit üzerine Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2018 tarih 2018/789 soruşturma sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarih ve 2018/182 Esas - 2018/454 sayılı kararı ile üzerine atılı suçtan zincirleme suç hükümleri de uygulanmak suretiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek CMK'nın 231 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen kararın 28.01.2019 tarihinde sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, itiraz edilmemesi üzerine yasa yollarına başvurulmadan 05.02.2019 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. 3.Yukarıda belirtilen kararın kesinleşmesinde sonra, sanık hakkında aynı facebook hesabı üzerinden terör örgütü propagandası içeren paylaşımlarda bulunduğunun tespit üzerine aynı suçtan cezalandırılması istemiyle bu kez Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2020 tarih 2019/7416 soruşturma sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/156 Esas sırasına kaydı yapılan dosyanın yargılanmasına başlandığı, kovuşturmanın 16.12.2021 tarihli 5. Celsesinde sanık hakkında daha önce, yargılamaya konu olayda zincirleme suç kapsamında değerlendirilebilecek paylaşımları nedeniyle mahkumiyet kararı verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin tespit edilmesi nedeniyle mükerrer yargılamanın önüne geçilmesi amacıyla ilgili başsavcılıktan kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması için talepte bulunulduğu, bu süreçte yargılamaya devam edildiği, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine dosyanın Dairemize gönderilmesinden sonra inceleme sırası beklerken sanığın 09.02.2023 tarihinde vefat ettiği, bunun üzerine Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarih ve 2020/156 Esas - 2023/48 sayılı kararı ile sanığın ölmüş olması nedeniyle açılan kamu davasının CMK'nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 4.Kars Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 24.11.2022 tarihli ve 94660652-105-36-14726-2022-KYB sayılı yazısı ile Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarih ve 2018/182 Esas - 2018/454 sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. İLGİLİ HUKUK Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 3713 sayılı TMK'nın 7/2, 5237 sayılı TCK'nın 43/1, 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesidir. D. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Uyuşmazlığın kapsamı, terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonunda zincirleme suç hükmü de uygulanmak suretiyle verilen ve hükmün açıklanması geri bırakılan Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli kesinleşmiş hükümden sonra, zincirleme suç kapsamında kalan başka tarihli paylaşımları nedeniyle yeni açılan kamu davasının yargılamasında hüküm kurmak için, kesinleşmiş önceki kararın bozulmasının gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir. Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez. Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir. Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir (23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy). Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez. Diğer taraftan AİHS'nin 6. ve Anayasa'nın 36/1. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında kalan ve ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralı gereğince, nihai bir kararla mahkum edilen ya da beraat eden kimse, aynı egemenlik alanı içinde aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz ve cezalandırılamaz. AİHS 7 nolu protokolün 4. maddesi ile Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/7. maddeleri de bu kuralı güvenceye bağlamıştır. Ne var ki, asıl amacı maddi gerçeğe insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmak olan ceza yargılamasının, adli hatalar nedeniyle mutlak hakikate ulaşamaması muhtemel ve vakıadır. Bu nedenle kesin hükmün otoritesine istisna olmak üzere olağanüstü yasa yolları benimsenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, 311-314. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ve 308. maddesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı da bu istisnalardandır. Yukarıda değinildiği gibi kanun yararına bozma talebine ilişkin inceleme, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesini gerekli kılar. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Talepnamede temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen ve "Ne bis in idem" kuralı gereğince yeniden yargılamaya konu olması mümkün olmayan incelemeye konu kararın verildiği tarih itibariyle hukuka aykırı olduğu yönünde bir iddia ve tespit bulunmamaktadır. Sonradan açılan kamu davasına esas teşkil eden fiille ilgili olarak daha önce yapılmış bir yargılama bulunmadığı, yalnızca bu fiilin/suçun, kesinleşmiş hükmün konusunu teşkil eden suçla aynı suç işleme kararının icrası kapsamına ika edildiği, iki ayrı suç değil zincirleme suç kapsamında kaldığı ve hukuki kesintiye uğramadığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Sanık hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2018 tarih ve 2018/789 soruşturma sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasına istinaden yapılan yargılama neticesinde Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarih ve 2018/182 Esas - 2018/454 sayılı kararı ile zincirleme suç hükümleri de uygulanmak suretiyle mahkumiyet kararı verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, paylaşım tarihleri itibariyle zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gereken propaganda içeren sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili olarak aynı suçtan cezalandırılma istemini içeren Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2020 tarih ve 2019/7416 soruşturma sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında - şayet sanık vefat etmeseydi- yargılamaya devam edilerek koşulları oluştuğu takdirde sanığa verilecek cezada TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve kesinleşmiş önceki hükümdeki artırım oranının üzerinde takdir edilecek bir artırım yapıldıktan sonra, kesinleşen dosyada verilen cezanın, sonraki yargılamada takdir edilecek cezadan mahsup edilmesi, bu şekilde bulunacak kalan cezanın yargılama konusu suç yönünden sonuç ceza olarak belirlenmesi mümkün görüldüğünden hukuki dayanaktan yoksun talebin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş, Dairemizce de benimsenen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 04.10.2019 tarih ve 2019/7932 Esas - 2019/5940 Karar, 15.09.2022 tarih ve 2022/26668 Esas - 2022/4615 sayılı emsal kararlarının da benzer şekilde olduğu görülmüş, ayrıca; UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrolde sanığın 09.02.2023 tarihinde vefat ettiği, bunun üzerine Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarih ve 2020/156 Esas - 2023/48 sayılı kararı ile sanığın ölmüş olması nedeniyle açılan kamu davasının CMK'nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine karar verildiği tespit edildiğinden bu yönüyle de talebin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.