Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/19832 E. , 2025/9700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/598 E., 2022/965 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.10.2024 tarihli ve KD-2024/52417 sayılı yazısında; ''Yargılamanın baş
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/19832 E. , 2025/9700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/598 E., 2022/965 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.10.2024 tarihli ve KD-2024/52417 sayılı yazısında; ''Yargılamanın başında müdafii bulunmayan sanık hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçunun niteliği ve kanunda yazılı alt ve üst sınırlar nazara alınarak müdafii ile temsil edilmesi gerektiği lüzumu üzerine sanığa barodan müdafii tayin edilmiş, 17.10.2017 tarihli duruşmaya iştirak eden baro tarafından görevlendirilen Av. ... ile aynı anda duruşmaya katılan ve sanığın vekaletnameli müdafii olan Av. ... tarafından temsil edilmesi üzerine baro tarafından atanan müdafii Av. ...'nın duruşmadan ayrıldığı, daha sonraki duruşmalara sanığın vekaletnameli müdafii ile iştirak edip savunmada bulunduğu, bir kısım duruşmalara ise müdafiinin mazeret belirtilerek iştirak etmediği, mahkemece mazeretlerin kabul edilerek duruşmaların talik edildiği, hüküm duruşması olan 24/12/2020 tarihli duruşmaya ise sanığın iştirak ettiği ancak müdafii ...'ün iştirak etmediği, müdafiinin 23/12/2020 tarihli dilekçesi ile " Covid 19 temaslısı olması nedeniyle karantina altında olduğu, bu nedenle duruşmaya katılamayacağı, ancak müvekkilleri ve kendisinin savunmalarını yapmış olduğu , gıyabında karar verilerek dosyanın tamamlanmasını talep ettiği" buna dair dilekçenin okunarak dosyasına konularak yargılamaya devam edilip, sanık ...'la alakalı olarak tanık ...'nun dinlendiği, sanığa tanık beyanına karşı diyecekleri ile son sözünün sorularak hakkında mahkumiyet hüküm kurulduğu, duruşmanın müdafii olmadığı için talik edilmediği gibi barodan müdafii tayini yoluna da gidilmediği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın zorunlu müdafilik sistemini, istisna olmaktan çıkararak adeta kural haline getirecek şekilde zorunlu müdafilik sisteminin uygulama alanını genişletmesi, özellikle Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 16.01.2018 tarih ve 2017/3415 E. – 2018/495 K. sayılı ilamında “temyiz edilebilirlik sınırı belirlenirken suçun temel şeklinde belirlenen cezanın değil nitelik hal ve ağırlaştırıcı nedenler de gözönünde bulundurularak istenilen sonuç cezanın esas alınması” gerektiğine yönelik gerekçesi, gerçekten de pratik olarak bakıldığında, suç isnadı altında olan bir birey için önemli olan hususun; hakkında istenen hapis cezasının alt veya üst sınırının uzunluğu olması olup bu alt ve üst sınırın uzunluğunun ister cezanın temel şeklinden kaynaklansın isterse suçun nitelikli hali veya ağırlaştırıcı nedeninden kaynaklansın belirtilen sonucun değişmeyeceği, aksi durumun kabulü yani, CMK'nın 150/3 maddesinde düzenlenen “beş yıllık sınırının” belirlenmesinde ağırlaştırıcı neden veya nitelikli hal uygulanması sebebiyle üst sınırın beş yılın üstüne çıkması durumunda zorunlu müdafi atanmasının gerekmediğini kabul etmenin sanıkların “savunma haklarının kısıtlanması ve bunun sonucunda adil yargılanma” hakkından mahrum edeceği, bunun da adalete erişim hakkını sınırlayacağı apaçık ortadadır. Bu nedenlerle, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarının 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesinde düzenlenen mutlak terör suçlarından olması, aynı Kanunun 5. maddesi kapsamında mutlak terör suçlarında her halükarda 3713 sayılı TMK'nın 5. maddesinin herhangi bir takdir hakkı olmaksızın uygulanmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda “silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarında cezanın alt sınırın beş yıldan fazla olduğu” nazara alındığında, sanık hakkında, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan yapılan yargılama sırasında, CMK'nın 150/3 maddesi gereğince isteğine bağlı olmaksızın hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluğa uyulmamasının temyizen inceleme konusu yapılıp yapılmayacağına gelince; CMK'nın 188/1. maddesinde; "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulanması şarttır." şeklinde duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken "zorunlu müdafii" mahkeme heyetinden saymıştır. CMK'nın 197/1 maddesinde; “sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir” denmek suretiyle yasa koyucu genel kural olarak sanık müdafiinin tüm oturumlarda bulunmasını arzu etmiştir. CMK'nın 289. maddesinin 1-a-e bentlerinde, kanuna kesin aykırılık halleri içinde, "mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" gösterilmiştir. Temyiz denetiminde bu madde kapsamındaki hukuka aykırılıklar temyiz kapsamında gösterilmiş olmasa da re'sen incelenecektir (CMK 289/1). Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanığın, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun niteliği dikkate alındığında, bulunması halinde vekaletnameli aksi halde CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, bu kapsamda vekaletnameli müdafii bulunan sanığın hüküm duruşmasına müdafii olmaksızın iştirak ettiği, dosya kapsamından hükme esas alındığı anlaşılan tanık beyanına ve son sözlerine dair diyecekleri sorularak sanığın müdafii yardımından istifadesinin sağlanmadığı, savunmada zaafiyet oluşturmaması bakımından vekaletnameli müdafii bakımından duruşmanın talik edilip gelecek duruşmadan müdafiinin haberdar edilip ya da barodan müdafii tayini ile duruşmaya devam edilmesi gerekirken Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde müdafii olmaksızın ve yoklukta yapılan esaslı işlemler sanığa müdafii nezaretinde sorulmadan, sanık müdafiinin "duruşmanın gıyabında yürütülüp karar verilmesine" dair dilekçesinin mazerete dair CMK'nın 188/1-2.cümlesine yanlış mana verilerek mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.'' şeklinde belirtilerek kararın düzeltilmesi için itirazda bulunduğu anlaşılmakla; İtiraz ve ekli dosya 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile değişik CMK'nın 308/2, 3. madde ve fıkralarınca Dairemizce incelendiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın kabulüne karar verilmiştir. KARAR: 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme talebinin KABULÜNE, 2-Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarih ve 2023/6388 – 2023/3520 sayılı kararı sayılı ilamının 1 numaralı karar başlığından ... ibaresi çıkartılıp, 2 numaralı karar başlığına eklenip, aynı başlık altına; "C-... yönünden; Oluş, iddia, mahkeme gerekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde;kendisi tarafında tayin edilen müdafi bulunan sanığın, tanık dinlenilen ve hüküm kurulan son celseye müdafi bulunmaksızın katılması suretiyle Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi," ibaresinin eklenerek kararın DÜZELTİLMESİNE, 26.03.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.