Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/9804 E. , 2025/8850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2022/740 E., 2023/426 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2020/41 E., 2021/263 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, silahlı terör örgütüne
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/9804 E. , 2025/8850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2022/740 E., 2023/426 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2020/41 E., 2021/263 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: I-Sanıklar yönünden: 1-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan: TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan: 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca verilen beraat kararın ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, 3-Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından verilen kararlara ilişkin katılan şirket vekilinin katılma hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine dair karar ile bu kararın katılan şirket vekilinin temyizi üzerine, temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 296. maddesi gereğince reddine ilişkin ek karar II-Müsadere yönünden; ... ve bağlı şirketlerin TCK'nın 54 ve 55. maddeleri uyarınca müsaderesikararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I-) Silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından verilen ek karara ilişkin katılan şirket vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Şirket vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarına katılma hakkı bulunmadığından Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bu karar karşı anılan müşteki vekilince usulüne uygun olarak itiraz kanun yoluna başvurulduğu ve itiraz makamınca itirazların reddine karar verildiği anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 14.06.2023 tarihli temyiz talebinin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, şirket veklinin 04.07.2023 tarihli ek karara karşı yaptığı başvurunun REDDİNE, redde ilişkin ek kararın ONANMASINA, Temyiz taleplerinin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; II-) HUKUKİ AÇIKLAMALAR 1-) TERÖRİZMİN FİNANSMANI SUÇU: Terörizmin finansmanıyla mücadeleyi ve özellikle terörizmin finansmanının suç haline getirilerek bu suçların suçun ağırlığına uygun şekilde cezalandırılması için gerekli ulusal düzenlemelerin yapılması ve devletler arasında işbirliğinin sağlanmasını hedefleyen birtakım uluslararası belge ve sözleşmeler ortaya konulmuştur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 09.12.1999 tarihinde kabul edilerek 10.01.2000 tarihinde imzaya açılan “Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme" terörizmin finansmanıyla mücadele konusundaki ayrıntılı düzenlemeler içeren ilk uluslararası sözleşme olarak kabul edilmiştir. Anılan Sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti tarafından 27.09.2001 tarihinde imzalanarak 17.01.2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4738 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun'la onaylanması uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunun 01.03.2002 tarih ve 2002/3801 sayılı kararıyla onaylanmasının ardından sözleşme 01.04.2002 tarihli ve 24713 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Sözleşme çerçevesinde, "Terörün finansmanı suçu" ilk kez 18.07.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5532 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 3713 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenmiştir. 16.02.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'la, anılan uluslararası sözleşme çerçevesinde terörizmin finansmanının önlenmesi konusu yeniden düzenlenmiş ve aynı Kanun'un 18. maddesiyle de 3713 sayılı Kanun'un 8. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. 6415 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesi; “1) Bu Kanunun uygulanmasında; ... c)Fon: Para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi, ç)(Değişik:27/12/2020-7262/35 md.) Malvarlığı: Bir gerçek veya tüzel kişinin; 1)Mülkiyetinde veya zilyetliğinde bulunan ya da doğrudan veya dolaylı olarak kontrolünde olan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri, 2)Adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişinin mülkiyetinde ya da zilyetliğinde bulunan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri,” Aynı Kanun'un "Fon sağlanması veya toplanması yasak fiiller” başlıklı 3. maddesinde; “(1) Aşağıda sayılan fiillerin gerçekleştirilmesi amacıyla fon sağlanması veya toplanması yasaktır: a)Bir halkı korkutmak veya sindirmek ya da bir hükûmeti veya uluslararası kuruluşu herhangi bir eylemi gerçekleştirmeye veya gerçekleştirmekten kaçınmaya zorlamak amacıyla, kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri. b)12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör suçu olarak kabul edilen fiiller. c)Türkiye’nin taraf olduğu; 1)Uçakların Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesi Hakkında Sözleşmede, 2)Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmede, 3)Diplomasi Ajanları da Dahil Olmak Üzere Uluslararası Korunmaya Sahip Kişilere Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmede, 4)Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmede, 5)Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkında Sözleşmede, 6)Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmeye Munzam, Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet Veren Havaalanlarında Kanun Dışı Şiddet Olaylarının Önlenmesine İlişkin Protokolde, 7)Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşmede, 8)Kıta Sahanlığında Bulunan Sabit Platformların Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Protokolde, 9)Terörist Bombalamalarının Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşmede yasaklanan ve suç olarak düzenlenen fiiller.” şeklinde, terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla fon sağlanması veya toplanması yasaklanan fiiller sayılmış, “Terörizmin finansmanı suçu” başlıklı 4. maddesinde ise; “(1) Üçüncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)(Ek:27/12/2020-7262/36 md.)(1) Birinci fıkrada sayılan fiillerin, örgütü kuran veya yöneten ya da örgüt üyesi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde bu kişiler hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları uyarınca verilecek ceza üçte birine kadar artırılır. (3)Birinci fıkra hükmüne göre ceza verilebilmesi için fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmaz. (4)Bu madde kapsamına giren suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5)Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (6)Suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlıdır. (7)3713 sayılı Kanun'un soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümleri, bu suç bakımından da uygulanır. (8)(Ek:14/04/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun; a)133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini, b)135 inci maddesinde yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, c)139 uncu maddesinde yer alan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, ç)140 ıncı maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme, tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27/11/2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanun'da yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir.” şeklinde, terörizmin finansmanı suçunun unsurlarına, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine, bu suçların soruşturma, kovuşturma ve infazına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Görüldüğü üzere "fon"; 3713 sayılı Kanun'un suç tarihinden sonra yürürlükten kaldırılan 8. maddesinin ikinci fıkrasında "para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü mal, hak, alacak, gelir ve menfaat ile bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değer" olarak, 6415 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (c) bendinde ise, "para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belge" olarak tanımlanmıştır. Her iki kanuna göre de fon; para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü değer veya menfaat olduğundan, maddi değeri olan her şey fon olabilmektedir. Bu bakımdan, fonun para veya eşya olması zorunlu olmayıp “alacak hakkı” gibi bir ekonomik değer ihtiva etmesine rağmen eşya niteliği taşımayan şeyler olması da mümkündür. 6415 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında; aynı Kanun'un 3. maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanun'un 3. maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Terörizmin finansmanı suçu seçimlik hareketli bir suçtur. 6415 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre bu suç fon sağlamak veya fon toplamak şeklinde iki farklı hareket ile işlenebilir. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâlidir. 27.12.2020 tarihinde kabul edilen 7262 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle 6415 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişikliğe kadar bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilirdi. Ancak 31.12.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 7262 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle 6415 sayılı Kanun'un 4. maddesine eklenen 2. fıkra ile artık terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesinin de bu suçun faili olabileceği kabul edilmiştir. Terör örgütünün kurucusu/yöneticisi/üyesinin terörizmin finansmanı suçunu işlemesi halinde TCK'nın 314. maddesine göre tayin edilecek temel cezadan 7262 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle eklenen 6415 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi gereğince artırım yapılacak daha sonra 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uygulanacaktır. Failin kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6415 sayılı Kanun'un 4/4. maddesinde nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin 5. fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin 6. fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin 7. fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu'nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. 2-)TERÖRİZMİN FİNANSMANI SUÇU BAĞLAMIN FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN GELİR KAYNAKLARI FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans sağlama ve mali kaynak kullanımı açısından geleneksel anlamdaki terör örgütlerinden farklılaşması ve yeni nesil bir terör örgütü olması nedeniyle sadece 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun yönünden değerlendirmek bütünü görme ve tedbir alma açısından yeterli olmayabilir. Bunun yanında örgüt üyesi gerçek ve tüzel kişiler ortaklaşa hareket etmekte ve yalnızca örgüt üyesi olma sebebiyle elde ettikleri pek çok kazanç bulunmaktadır. Hatta örgüt ilişkili şirketler, örgütün sızmış olduğu kamu kurumları vasıtasıyla pek çok avantaj elde etmekte ve örgüt menfaatleri adına varlıklarını sürdürmeleri ve kazançlarını arttırmalarını sağlamaktadır. Bunlar terörizmin finansmanı ile yakın ilişkili olmakla birlikte örgüt ilişkili şirket yöneticilerinin örgüt üyesi olma sebebiyle elde ettikleri suç gelirleri altında düşünülmelidir. Finansal kaynakları nazara alındığında örgütün kendine özgü bir yapı oluşturduğu görülmektedir. Bir yandan, “himmet” adı altında ve bağış, burs, zekât, fitre şeklinde örgüte yapılan yardımlar, diğer yandan doğrudan örgütün finansmanı için oluşturulan veya örgütün amacına tahsis edilen ticari şirketler bu örgüte sabit bir finansal kaynak sağlamıştır. Bu türden yapılan yardımlar, örgüt mensuplarından ve örgüt mensubu olmayıp çeşitli yollardan baskılarla adeta “haraç” gibi toplanarak sağlanmaktadır. Himmet şeklindeki zorunlu kesintiler; örgüt iltisaklı şirketler için aylık bağış ve sponsorluklar, örgüt üyesi kişiler için maaşlarının bir kısmı olmaktadır. Öte yandan örgüt, sabit olmayan gelirler de elde etmektedir. Bunlar da özellikle örgüte yakın olmasa da örgütün kamusal ve iş hayatındaki gücünden yararlanmak isteyen kişilerin örgüte sağlamış olduğu doğrudan ya da dolaylı kazançlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca örgüt, kamu kurumlarındaki örgütlü insan gücünü kullanarak kamu kaynaklarından da pek çok gelir elde etmiş ve bunlar sayesinde finansmanı için kurduğu ya da kendisini finanse eden ticari şirketlerin gelirlerini arttırmıştır. Gelirleri katlanan ticari şirketler ise kazançlarının bir kısmını kendi uhdelerinde tutarken büyük kısmını da örgüte veya örgütün amaçları doğrultusunda kurulan başka kurumlara aktarmışlardır. FETÖ/PDY, zamanla faaliyetlerini birçok alanda genişletmiş ve Türkiye’nin yanı sıra yüz elliyi aşkın ülkede yaygınlaştırmıştır. Ülke içindeki pek çok şirket örgütün yurtdışı faaliyetlerini finanse eder duruma gelmiştir. Ayrıca söz konusu yapılanmanın yurt içinde ve yurt dışında eğitim, sağlık, medya, finans, ticaret, sivil toplum gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda kuruluşu bulunmaktadır. FETÖ/PDY’nin dünya çapında tahmin edilen sermaye değeri 150 milyar dolardır. Bu sermaye birikimi başta özel sektör olmak üzere kamu sektörü ve sivil toplum kuruluşlarından gerek emri vaki yöntemlerle gerekse ekonomik faaliyetlerle oluşturulmuştur. Fakat finansman açısından “himmet” gibi öyle örnekler vardır ki halkın iyi niyetinin suistimal edilmesiyle özellikle tüm İslam aleminin dini bayramı olan kurban bayramında, kapı kapı dolaşarak hayvan derilerinin toplanması, yardım, bağış, burs, zekat, fitre, camii yaptırma, okul yaptırma adı altında köylerde ve kentlerden elde edilen gelirler finansman açısından daha önce başka terör örgütlerinde görülmeyen örneklerdir. Yine FETÖ/PDY’nin Türkçe Olimpiyatları organizasyonları ile milli duygular üzerinden yapılan suistimaller ulusal ve uluslararası arenada örgüt sempatizanlarının artmasına neden olmuş, bu durum bağışları ve diğer destekleri artırmıştır. Örgüt eliyle kamuya yerleşen kişiler, ilk maaşlarının tamamını ve sonrasında diğer maaşlarının %10 ile %20 arasında değişen oranını örgüte ödemişlerdir. Aynı şekilde örgütün kamu ihalelerinde yolsuzluk yaparak ihaleleri yandaş şirketlerin kazanmasına vesile olduğu da bilinmektedir. Yaklaşık olarak Türkiye’de 1700, yurt dışında 2500 ilkokul, ortaokul ve lise; Türkiye’de 15, yurt dışında 10 üniversite; Türkiye’de 450, yurt dışında 200 yurt; 1 banka, 1000 dershane, 3 haber ajansı, 16 televizyon kanalı, 23 radyo istasyonu, 45 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi; Türkiye’de 35, yurt dışında 15 hastane; Türkiye’de 1200, yurt dışında 1500 dernek ve vakıf ve Türkiye’de 8 bin, yurt dışında 3000 şirketiyle devasa bir yapı haline gelmiştir. FETÖ/PDY içerisindeki ticari yapılanma, elde ettiği finansal getirisinin yanı sıra örgütün insan kaynağının yetiştirilmesinde de faydalanılmıştır. “Başka bir ifadeyle parasal girdi, örgüt çarkı içinde insan çıktısı üretecek şekilde dizayn edilmiştir.” Örgütün dışarıdan görünen yüzünün sempatikleştirilmesi, sözde hoşgörü, barış ve demokrasiye dayanan söylemleri, pek çok kişiye moral ve umut vaadederek kendi safına çekmeyi sağlamıştır. Türkiye’nin şimdiye kadar gördüğü klasik terör örgütü algısını yıkan ve terör, terörizm terimlerine yeni bir boyut kazandıran örgüt, suç dünyasından da himmet adı altında haraç almış, himmet vermek istemeyenlerin kamu gücünü kullanarak tepesine binmiş, himmet verenlerin ise önünü açarak işlerini kolaylaştırmıştır. Bu noktada aslında devleti her zaman kötü olarak görmüş ve “düşman devletten kaçır, himmete yatır” sloganıyla hareket ederek kendisini güçlendirip devleti zayıflatmak istemiş, yine kamu kurumlarındaki örgüt elemanları sayesinde birçok ihaleyi yanlısı olduğu şirketlere kazandırarak vergi muafiyeti sağlatmış, bu yönüyle ise kamu gelirlerini azaltıp ve kamu bütçesini zarara uğratarak kendini finanse etmiştir. FETÖ paralel devlet yapılanması faaliyetlerinden hareketle kuruluşundan bu yana ele geçirdiği tüm sektörler birbirini destekleyerek örgüt faaliyetlerini kolaylaştırmış ve devleti ele geçirmeye çalışan devasa bir örgüte dönüştürmüştür. Örgütün mali yapıya sızma amacının; • Kamu destek ve teşviklerini grup şirketlerine yönlendirme, • Mali Denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme, Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme, • Bilişim altyapısı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı kişilerin ve şirketlerin menfaatine kullanma olarak özetlenmesi mümkündür. FETÖ/PDY’nin özel sektör yapılanması temelde iki faaliyet için kullanılmıştır. Bunlardan birincisi ekonomik gelir elde etme, ikincisi ise kara para aklayarak fon transferlerini kolaylaştırma şeklindedir. Emniyet Genel Müdürlüğünün hazırlamış olduğu rapora göre, örgüt, şirketlerinin binlercesi üzerinden elde ettikleri kazançları ticaret gibi göstererek bankacılık sistemine sokmaktadırlar. FETÖ/PDY basın yayın ve medya kuruluşlarının efektif etkisinin her zaman farkında olmuş, amaçlarına ulaşmak için algı yönetimi politikalarını bu kuruluşlar üzerinden yapmaya çalışmıştır. Örgütün basın yayın, medya kuruluşları incelenecek olursa; Millet ve Bugün gazeteleri, Bugün TV, BGN News, Kanaltürk Radyo ve Kanaltürk TV ile öne çıkan FETÖ/PDY’nin hedefi dindar-muhafazakâr olmayan kesime hitap etmektir. İpek Medya Grubu bu anlamda Feza Gazetecilik’i tamamlar niteliktedir. FETÖ’nün mali anlamda büyüklüğünü anlatabilmek için faaliyetlerini “yatay büyüme” teorisiyle açıklamak faydalı olacaktır. Bu teori aslen bir işletmenin ürettiği mal veya hizmeti, ara mallarını ve parçalarını da üretmek üzere genişlemesidir. Örgüt, topladığı himmet gelirleri ile okullar, yurtlar ve dershaneler açarak eğitim sektörüne yatırım yapmıştır. Daha sonrasında yine eğitim sektöründe şirketler kurarak faaliyetlerini bu şirketler üzerinde yürütmüştür. Bu sistem içerisinde kendi matbaasını ve okulları için kılık kıyafet firmalarını, kırtasiye ve kargo şirketlerini kurarak bir ticaret döngüsüne girmiştir. Sonuç olarak örgüt dış alımlarını olabildiğince azaltmış ve iç alımlar ile parayı kendi şirketlerini güçlendirmekte kullanmıştır. Bu bağlamda eğitim alanında başlayan ticari ilişki, basın, yayın, taşımacılık, tekstil, gıda hatta sağlık ve finans gibi sektörlere uzanmıştır. 1990’lı yıllardan sonra sistemli şekilde gelişme ve genişleme dönemi yaşanmış bazı sektörler hedef olarak özellikle seçilmiştir. FETÖ/PDY ile İlişkili Şirketler; Örgüt Şirketleri: Örgüt sermayesi ile kurulan ve örgütü aktif olarak destekleyen şirketlerdir. Bağlantılı Şirketler: Örgüt ile hareket etmekte olup, kuruluş sermayesi örgüte ait olmamakla birlikte ilerleyen süreçte şirketlerin örgütün amacına tahsis edilen şirketlerdir. Bu şirketlerin bir kısmı örgüte maddi destek sağlamakla birlikte bir kısmı ise tümüyle örgüt kontrolüne girmiştir. Diğer Şirketler: Bu şirketler, bağlantılı şirketler gibi doğrudan ilişkide bulunmamakla birlikte örgüte kaynak sağlayan şirketlerdir. Örgütle ilişkili şirketlerin genel özelikleri şöyledir: -Örgüte ait ve örgütle bağlantılı şirketlerin ortaklık yapısı belirsiz ve karmaşıktır. -Çokça şüpheli hisse devirleri gerçekleştirilmiştir. Söz konusu hisse devirlerinin gerçekleşmesinde bedellerin ödenmesine ilişkin kayıtlara rastlanılmamaktadır. -Şirketlerin kayıt dışı para giriş çıkışını kolaylaştırabilmek için ortaklarına yüklü miktarda borçlandırıldığı görülmüştür. -Aynı sermayenin ürünü şirketlerin aralarında mal ve hizmet alımına dayanmayan yüklü miktarda fiktif işlem yoluyla para transferlerinin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. -Gerçekte şirket ortağı olmayarak görünürde şirket ortağı olan “Emanetçi Ortaklık” ilişkileri bulunmaktadır. -Şirketlerin birbiri ile olan faaliyetlerinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına gidilmiştir. Bu durumun sonucu olarak yüksek miktarlarda kaynak aktarımları görülmektedir. -Kâr dağıtımı yapmamışlardır. -Personel maaş ödemeleri ve bilançoda gider olarak gösterilen kalemleri, geri toplayarak bu paraları örgütün finansmanında kullanmışlardır. -Şirketlerin bütün işlemlerini örgüte dahil olan diğer şirketler ile gerçekleştirdiği, örgütsel bir yapılanma içerisinde daha önce bahsedilen yatay büyüme konusuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Şirketlerin mal ve hizmet alışlarıın çok büyük çoğunlukla örgüte mensup kişilere ait şirketlerden gerçekleştirildiği, iş ilişkilerinde ağırlıklı olarak örgütle iltisakı şirketlerin tercih edildiği, gözlemlenmiştir. -Şirketler tarafından örgüte ait kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ve yurtdışı okullarına yardım ve bağış adı altında para transferi yapılmaktadır. -FETÖ/PDY diğer terör örgütlerinden belirli özellikleri ile ayrılmakta, özellikle üyelerinin kamu kurumlarına sızması ve kamu kurumlarının sahip olduğu kamu gücünü örgüt lehine yönlendirmeleri ve kurumlardaki gizli bilgi ve belgeleri örgütün kullanımına açmaları suretiyle örgüte avantaj sağladıkları da bilinen bir gerçekliktir. -Himmet olarak toplanan paralar öncelikle şirketlerin faaliyet konularıyla ilişkilendirilmekte sonra ise bu paralarla gazete, dergi vs. aboneliği yapılarak döndürülmektedir. 3-) MÜSADERE Anayasa'nın 13. maddesine göre, temel hak ve özgürlükler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilecektir. Mülkiyet hakkının düzenlendiği Anayasa madde 35/1’de, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu belirtildikten sonra, ikinci fıkrada bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre ise, mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamayacaktır. Anayasa madde 38/9’da “genel müsadere cezası verilemez” şeklinde müsadere konusunda temel bir yasak kabul edilmiştir. Mülkiyet hakkı aynı zamanda uluslararası hukukta da teminat altına alınmış temel hak ve hürriyetlerin en önemlilerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 17. maddesi, herkesin tek başına ve başkalarıyla ortaklaşa mal ve mülk edinme hakkı olduğunu ve hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkinden yoksun bırakılamayacağını düzenlemektedir. Ayrıca, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokolün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunduğu, bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, bu hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek için gerekli gördükleri kanunları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyecektir. Kamusal düzeni bozarak, temel hak ve hürriyetlere en derin biçimde müdahale eden suç olgusuyla mücadele amacıyla mülkiyet hakkına müdahale edilmesinin Anayasanın ve Ek Protokolün öngördüğü şekilde kamu yararı taşıdığı açıktır. Maddi hakikate ulaşılabilmesi için delil olarak kullanılması gereken malvarlığı değerlerinin değiştirilmeden veya kaybolmadan muhafaza altına alınması gerektiği gibi, suçla bağlantılı malvarlığı değerlerinin ileride müsadere edilebilmesi için de bu malvarlığı değerlerinin kontrol altına alınması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında el koyma ve müsadere gibi tedbirlerin çeşitli kamu yararı amaçlarını taşıdığını, söz konusu tedbirler ile suçta kullanılan, kullanılmak üzere hazırlanan veya suçtan meydana gelen eşyanın mahkûmiyete rağmen suçlunun elinde bırakılmaması, suçtan gelir elde edilmemesi, ayrıca suçla ilgili veya bizatihi suç teşkil eden eşyanın ülke ekonomisi, kamu düzeni ve güvenliği ile toplum ve çevre sağlığı bakımından arz ettiği tehlikelerin önlenmesinin amaçlandığını belirtmiştir. Böylece suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması, yeni suçların işlenmesinin önüne geçilmesi ve tehlikelilik arz eden suça konu mülkün kullanılmasının ve dolaşımının engellenmesi hedeflenmektedir (Hamdi Akın İpek Başvurusu, B.N.: 2015/17763, 24/5/2018, § 97). Suç işlemenin kazanç elde etme yöntemi olarak kullanılması, suç işleme eğilimini artıracağı kuşkusuzdur. Bu şekilde kazanç amacıyla suç işlenmesi bireysel olarak mağduriyetler yanında genel olarak toplumsal yapının ve kamu düzenin bozulmasına neden olmaktadır. Ayrıca müsadere tedbiri özellikle terör ve örgütlü suçlarla ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele bakımından büyük önem taşımaktadır. Nitekim uluslararası hukuk metinlerinde de suçla mücadelede bu gibi tedbirlerin etkin bir yaptırım olarak kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Ülkemizin de taraf olduğu 141 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması, Zapt Edilmesi ve Müsadere Edilmesi Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi ile 198 sayılı Terörizmin Finansmanı ve Suçtan Elde Edilen Gelirlerin Aklanması, Aranması ve Müsaderesi Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nde; giderek artan ölçüde uluslararası bir sorun hâline gelen suça karşı mücadelenin uluslararası düzeyde modern ve etkin yöntemlerin kullanılmasını gerektirdiği, bu yöntemlerden birinin de el koyma ve müsadere tedbirleri olduğu ve bu alanda uluslararası iş birliğine de ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Ayrıca yine ülkemizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme de terörizmin finansmanının engellenmesi bakımından el koyma ve müsadere gibi tedbirlerin uygulanmasının gerekli olduğunu düzenlemektedir (Hamdi Akın İpek Başvurusu, B.N.: 2015/17763, 24/5/2018, § 98). Bu nedenlerle suçla mücadele bakımından suç ve fail araştırılması kadar, suç gelirlerinin araştırılması ve bu gelirlere elkonulması ve müsadere edilmesi gerekmektedir. Özellikle terör ve örgütlü suçlarla mücadelenin, bu örgütlerin finansal kaynakları kurutulmadan başarılı olması da mümkün değildir. Bu nedenle suç örgütlerine yönelik soruşturmalarda, örgütlerin suçun işlenmesinde kullanıldıkları veya suçun işlenmesine tahsis ettikleri ya da suçtan elde ettikleri ya da dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların ve malvarlığı değerlerinin tespit edilerek, müsadere edilmesi büyük önem taşımaktadır. Eşya müsaderesinin düzenlendiği TCK madde 54’e göre, eşya müsaderesi dört farklı durumda söz konusu olabilecektir. Buna göre müsadere kararının, suçla bağlantılı eşya hakkında, suçun işlenmesine tahsis edilen tehlikeli eşya hakkında, konusu suç teşkil eden eşya hakkında ve kaim değer hakkında verilmesi mümkündür. Bir suçla bağlantılı olarak eşyanın müsaderesine göre, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacaktır. Suçun işlenmesine tahsis edilen tehlikeli eşyanın müsaderesine göre, suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilecektir. Konusu suç teşkil eden eşyanın müsaderesine göre, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya müsadere edilecektir. Kaim değerin (eşdeğerin) müsaderesine göre, müsadereye tabi eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilecektir. Kazanç müsaderesinin düzenlendiği TCK madde 55/1’e göre, suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilecektir. TCK madde 55/2’ye göre, müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilecektir. Öte yandan müsaderenin ölçülü olması için bazı düzenlemeler yapılmıştır. Müsadereyi ölçülülük bakımından sınırlandıran hükümler, aynı zamanda, müsadere amacıyla elkonulacak eşya veya malvarlığı değerlerini de sınırlandırmaktadır. Nitekim eşya müsaderesinde orantılılığı sağlamak amacıyla TCK madde 54/3’de düzenlenen, “Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.” şeklindeki hüküm, mecburi müsadere sistemi yerine kısmen de olsa ihtiyari müsadere sisteminin kabul edildiğini göstermektedir. Buna göre eşyanın yukarıdaki şekilde bir suçla bağlantısı tespit edilse dahi, verilecek kararın orantılı olmaması, yani eşyanın müsadere edilmesi ile suçun ihtiva ettiği haksızlık muhtevası arasında makul bir oranın bulunmaması durumunda hâkime müsadere kararı verme konusunda takdir yetkisi verilmiştir. Müsadere bakımından orantılılık ilkesini sağlamak TCK madde 54/5’de ayrı bir hükme daha yer verilmiştir. Söz konusu hükme göre, “bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilecektir”. Dolayısıyla bu hükümlere göre müsadere edilmeyecek bir eşyaya elkoyulmaması gerekir. Ancak söz konusu hükümler müsadere konusunda mahkemenin takdirine bağlı bir yetki verdiğinden, bu müsadere sınırlamasının soruşturma evresinde elkoyma kararına etkisi olmayacaktır. Ancak kovuşturma evresinde, mahkeme orantılık ilkesi nedeniyle müsadere etmemeye karar verdiği eşyayı elkoyma kararını kaldırarak, derhal sahibine iade edilmelidir. Mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin Anayasal güvencelerden gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de yararlanma hakkı bulunduğu şüphesizdir. Tüzel kişiler tabi oldukları hukuka göre, kamu hukuku tüzel kişileri ve özel hukuk tüzel kişileri olarak ikiye ayrılmaktadır. Kamu görevlileri tarafından idare edilen ve zaten devlete ait olan kamu tüzel kişilerine elkonulması ve kamu tüzel kişilerinin müsadere edilmesi anlamsızdır. Ancak bir kamu tüzel kişiliği bünyesinde suç işleyen kamu görevlilerinin idari ve cezai sorumluluğu bulunduğu gibi, kamu tüzel kişiliklerinin yöneticilerinin her zaman değiştirilmesi de mümkündür. Bu nedenle elkoyma ve müsadere tedbirleri bakımından tüzel kişi ifadesi, özel hukuk tüzel kişilerini ifade etmektedir. Özel hukuk tüzel kişileri, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir varlık halinde teşkilatlanan şahıs ve mal topluluklarıdır. Özel hukuk tüzel kişileri kazanç paylaşma amacı güden şirketler ve böyle bir amaç gütmeyen dernekler ve vakıflar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bir suçun özel hukuk tüzel kişinin faaliyetleri kapsamında özel hukuk tüzel kişinin yararına işlenmesi mümkündür. Kamusal düzeni sağlamakla yükümlü bir hukuk devletinde, tüzel kişi bünyesinde suç işlenmesine ve bu şekilde kazanç elde edilmesine izin verilmesi düşünülemez. Bu nedenle tüzel kişiler vasıta edilerek suç işlemesini ve bu suç vasıtasıyla kazanç elde edilmesini engelleyici düzenlemeler yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Tüzel kişiliğin malvarlığına elkonulması ve müsaderesi bakımından CMK madde 128’de sayılan suçların işlendiğine ve tüzel kişinin elde ettiği yararın bu suçtan kaynaklandığına ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebin bulunması ve bu durumun maddede sayılan kurumlar tarafından rapora bağlanması, tüzel kişiliğe elkonulması için yeterli değildir. Tüzel kişiliğe elkonulması (ispat aracı olan eşyalar hariç) ileride müsadere hükümlerinin uygulanabilmesi için yapıldığına göre, ancak ileride müsadere edilebilecek malvarlığı değerlerine elkonulabilmesi mümkündür. Bu nedenle tüzel kişinin tamamının müsadere konusu olabilmesi için müsadereye ilişkin bazı yasal hükümler dikkate alınmalıdır. Öncelikle 60. maddenin son fıkrası uyarınca tüzel kişilik hakkında müsadere kararı verilebilmesi için, tüzel kişi yarına işlenen suç dolayısıyla tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunabileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmalıdır. Ancak bu şekilde açık bir düzenleme bulunan bir suçun tüzel kişi yararına işlenmesi de tüzel kişiliğe elkonulması için yeterli değildir. Hem 60. maddenin üçüncü fıkrasındaki hem de 54. maddenin üçüncü fıkrasındaki orantılılık (hakkaniyet) ilkesi, tüzel kişiliğe elkonulması bakımından önemli bir sınırlama getirmektedir. Buna göre, suçtan elde edilen yararın miktarı ile tüzel kişiliğin müsaderesi arasında bir orantılılığın bulunması gerekmektedir. Eğer işlenen suç neticesinde elde edilen yarar ile tüzel kişiliğin malvarlığının müsaderesi kıyaslandığında suç nedeniyle elde edilen yarara nazaran müsaderenin ağır bir yaptırım olacağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığı durumlarda tüzel kişiliğin müsaderesi yoluna gidilmemelidir. Ancak, tüzel kişiliğin tüm faaliyetleri dikkate alındığında kasıtlı bir suçun işlenmesinde vasıta olarak kullanılıyorsa veya tüzel kişilik tamamen bir suçun işlenmesine tahsis edildiyse bu tüzel kişiliğin malvarlığının müsadere edilmesi gerekecektir. Yine faaliyetleri hukuka uygun olmasına rağmen elde ettiği kazanç başka suçların finansmanına tahsis edildiyse tüzel kişilik müsadere edilmelidir. Buna göre, legal bir görüntü altında faaliyet yürüten bir tüzel kişiliğin tüm kazancını bir terör örgütünün finansmanı amacıyla kullanması, diğer bir ifadeyle terör örgütü tarafından paravan olarak kullanılan tüzel kişinin hukuka uygun biçimde ticari faaliyette bulunmasına ve kazancını hukuka uygun elde etmesine karşılık, bu kazancın bir terör örgütünün finansmanı için kullanılması ve böylece terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi durumunda, bu tüzel kişiliğin malvarlığının müsaderesi gerekecektir. Aynı şekilde hukuka uygun biçimde ticaret yapıyor olsa da, bir terör örgütünün sermayesiyle kurulan tüzel kişiliğin malvarlığının müsaderesi gerekmektedir. Tüzel kişiliğin malvarlığının müsaderesi bakımından dikkate alınması gereken başka hükümler de bulunmaktadır. Öncelikle Anayasa madde 38/9’da genel müsadere yasaklanmıştır. Genel müsadere, öğretide suçlunun taşınabilir ve taşınmaz bütün malvarlığı üzerindeki mülkiyetini ortadan kaldıran ve bunu devlete geçiren bir ceza olarak ifade edilmektedir. (Dönmzer/Erman, C.II, s. 710, par.) Öğretide hemen bütün yazarlar genel müsadereyi tanımlarken, müsaderenin failin tüm malvarlığına ilişkin olarak gerçekleştirilmesine vurgu yapmaktadırlar. Genel müsaderenin varlığından söz edebilmek için kişinin bir suç işlemesi yeterli olup, müsadere edilecek olan eşyanın suçla ilgisinin bulunması aranmaz. Fail, malvarlığının bir kısmını veya bir eşyasını suçta kullanmış, suça özgülemiş veya suçtan elde etmişse, sadece söz konusu eşya veya malvarlığı değeri değil, bütün malvarlığı müsadere ediliyorsa genel müsadereden söz edilebilir. Başka bir deyişle genel müsadereyi, suç işleyen kimsenin suçla ilgili olmayan malvarlığını da kapsayacak biçimde tüm malvarlığının müsaderesi olarak tanımlamak gerekir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarının korunmasıdır. 54. maddenin birinci fıkrasında müsadere edilecek eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Yine fıkraya göre mülkiyet hakkı yanında iyiniyetli üçünçü kişilere ait sınırlı ayni haklarda korunmuştur. Buna göre, eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilecektir. Ayrıca maddenin son fıkrasına göre, birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunacaktır. Söz konusu hükümler dikkate alındığında tüzel kişi hakkında elkoyma kararı verilirken müsadere edilemeyecek iyiniyetli üçüncü kişilere ait eşyalara ve paylara elkonulmaması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda elkonulamayacak malvarlığı değerleri arasında, tüzel kişinin faaliyetini yürütürken kiraladığı bir eşya olabileceği gibi, işlenen suça iştiraki ve suç konusunda bilgisi olmayan ortaklardan birine ait payda olabilir. Elkoyma kararı iyiniyetli üçüncü kişilere ait bu eşya veya pay elkoyma kararının kapsamı dışında tutulacak şekilde verilmelidir veya bu durumun sonradan tespit edilmesi durumunda bu eşya veya pay elkoyma kararı kapsamından çıkartılmalıdır. Şu hale göre, doğrudan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait şirketlerin mal varlığı ile FETÖ/PDY mensubu kimselere ait ticari şirketlerin mal varlığı veya hisselerinin müsaderesi ile ilgili olarak şu hususlar gözetilmelidir: 1. Müsadere davasına konu şirketin veya hissenin sahibinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olup olmadığına bakılmaksızın; a. Şirketin veya hissenin sermayesinin örgüte ait olduğunun, b. Şirketin yönetiminin şirketin sahibi olarak görülen kişiler tarafından değil doğrudan örgüt mensupları tarafından gerçekleştirildiğinin, c. Şirketten veya hissenin ticari faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin örgütün fonlanması amacına tahsis edildiğinin, somut delillerle ortaya konulması durumunda bu şirketin tamamı veya şirketteki hisse müsadere edilecektir. 2. Şirketin sahibinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olması halinde şirketin mali hesap kayıtlarının gerçeği yansıtmadığının ve gerçek hukuki ilişkilere dayanmayan örgüte ait/irtibatlı/iltisaklı şirket ve kurumlarla arasında büyük miktarda para hareketlerinin bulunduğunun tespiti halinde şirketin müsaderesine karar verilmelidir. 3. Şirket sahibinin veya şirketteki hisse sahibinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olması, şirketin tamamının veya şirketteki hissenin müsadere edilmesi için yeterli değildir. Böyle bir müsadere kararı verilebilmesi için öncelikle şirketin ticari faaliyetleri sonucunda veya şirketteki hisseden elde edilen gelirin terör örgütünün faaliyetlerinde kullanıldığının somut delillerle ortaya konulması gerekir. Ancak bu durumun ispatlanması da şirketin tamamının veya şirketteki hissenin müsadere edilmesi için yeterli görülemez. Şirketin tamamının veya şirketteki hissenin müsadere edilebilmesi, şirketin veya hissenin örgütün geliriyle alınmış olmasına veya şirketten veya hisseden elde edilen gelirin tamamının terör örgütüne tahsis edilmesine veya şirketin doğrudan örgüt tarafından yönetilmesine bağlıdır. 4. Şirketten veya hisseden elde edilen gelirin tamamının örgüte tahsis edilmediği durumlarda, şirketin tamamının veya şirketteki hissenin müsadere edilmesi için, örgüte tahsis edilen paranın şirketin veya hissenin mali büyüklüğüyle kıyaslanması gereklidir. Örgüte gönderilen miktar şirketin veya şirketteki hissenin mali büyüklüğüyle kıyaslandığında, müsadere kararı verilmesinin orantılı olmayacağı durumlarda, şirketin veya şirketteki hissenin tamamının müsaderesine karar verilmemelidir. Buna göre, şirketin tamamının veya şirketteki hissenin müsaderesinin hakkaniyete uygun olmaması nedeniyle müsadere edilemediği, ancak FETÖ/PDY terör örgütü mensubunun örgüte fon sağladığının somut delillerle ortaya konulduğu durumlarda, örgüte verilen miktar müsadere edilecektir. Dolayısıyla bu durumda ele geçirildiğiyse örgüte gönderilen paranın; ele geçirilemediyse, bu miktarın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilmelidir. 5. Şirketin tamamı hakkında müsadere kararı verilirken her durumda iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları korunmalıdır. 6. Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; terör örgütü mensubu olmayan kişilere ait şirketlerden veya şirket paylarından gönderilen kurban, öğrencilere burs verilmesi, öğrenci yurtlarına iaşe temini gibi salt dini veya sosyal saiklerle yapılan yardımlar, silahlı terör örgütüne fon sağlama kastıyla yapılmadığından şirket veya hissenin müsadere gerekçesi olamayacaktır. III-) YUKARIDAKİ AÇIKLAMALAR IŞIĞINDA SOMUT OLAY DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE: Akfel Şirketler grubunun ilk kez 16.01.1995 yılında... Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi olarak kurulduğu ve ortaklarının aynı zamanda örgüte ait Kaynak Holding A.Ş.'nin hissedarlarından olan ...,..., Bank ...'nın eski yöneticilerinden ... ve ... şeklinde olduğu, 28.08.1996 tarihinde gerçekleştirilen sermaye değişikliği sonrasında hissedarların ...(%16) ve .... (%83) şeklinde değiştiği, 05.09.1996 yılında ise şirket unvanının ...Mühendislik İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi olarak değiştiği, 15.05.1997 yılında yapılan sermaye değişikliği ile yeni ortaklık yapısının ... (%16),... (%33) ve ... (%50), 17.05.2002 de yapılan sermaye değişikliği ile ortaklık yapısının ... (%85) ve sanık ... (%15) şeklinde olduğu, ... Pte. Ltd. unvanlı şirketin Singapur’da 02.03.2015 tarihinde Ho Liang Sing tarafından 100 ABD Doları sermaye ile kuruldu, 31.03.2015 tarihinde şirketin paylarının %80’inin ...’ya, %20’sinin ise sanık ...’ya devredildiği, Ekim 2015’te Koza İpek Holding A.Ş. ve bünyesindeki firmalar ile Kasım 2015’te ise ... Holding A.Ş. ve bünyesindeki firmalara adli soruşturmalar kapsamında elkonulması ve kayyım atanması kararları verildikten sonra; 24.12.2015 tarihinde şirket sermayesini 142.000.000 TL’ye çıkarıldığı, sonrasında ise 30.12.2015 tarihinde ... Şirketler grubunun %100 hissesini, daha evvel Singapur’da kurmuş oldukları... Pte. Ltd.(...) unvanlı şirkete devredildiği, böylelikle Türkiye’deki ticaret sicili kayıtlarına göre ... Holding'in Singapur merkezli yabancı bir firmaya ait hale geldiği, devirden 6 gün önce yapılan sermaye artırımı ile de birkaç kat daha büyük bir meblağın ülke dışına çıkartılmasına zemin hazırlandığı, 18.08.2016 tarihinde Sulh Ceza Hakimliği kararı ile haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlaması ile soruşturma bulunması nedeniyle sanık ... ve abisinin malvarlıklarına el koyma kararı verildiği, 18.08.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında ... Pte. Ltd.(...)'in pay sahipleri olan...ve sanık ... tarafından, birbirini takip eden bir dizi işlemle şu an kağıt üzerinde görünen pay sahiplerine pay devirleri yapıldığı ve 13.12.2016 tarihi itibarıyla da Akfel Commodities Pte. Ltd.(...)’deki pay sahipliklerinin sona erdiği, kapalı girdap sistemi altında ortaklık yapısının değişikliğe uğratıldığı, İstanbul 13. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.12.2016 tarih, 2016/401 D.iş sayılı kararıyla 674 sayılı KHK'nın 19/2 ve CMK'nın 133. maddeleri uyarınca Akfel Commodities Pte. Ltd.(...) ve bağlı şirketlerine kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atandığı, ...'nın ...Pte. Ltd.(...)'in çoğunluk pay sahibi konumuna geldiği,....Pte. Ltd.(...)'in hakim ortağı konumunda bulunan ...’nın paylarının tamamının ise Hong Kong merkezli ...’e ait olduğu, ...’in paylarının %90’ının ....isimli şahsa, %10’unun Hong Kong merkezli ... Limited (...) unvanlı şirkete ait bulunduğu, ...'nın ise aynı zamanda ...Pte. Ltd.(...)'in pay sahibi olan ...’in paylarının tamamına sahip olduğu,..'in 30.06.2016 tarihli imzalı beyanıyla 2009 yılı Eylül ayından 02.12.2016 tarihine kadar .... Grubu’nda ilk önce kurumsal yönetim bölümünün müdürü ve icra kurulu üyesi, daha sonra başkan yardımcısı olarak görev aldığını; keza süreç içinde ... Grubu’nun enerji ve doğal gaz ticareti bölümünü yönettiğini, mühendislik ve enerji projelerinin denetimlerinden sorumlu olduğunu ve Türk enerji mevzuatına vakıf olduğunu beyan ettiği; benzer şekilde, ...Holding’in 26.08.2016 tarihinde gerçekleştirilen 2016 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısında ...’in esas sözleşmesinin yönetim kurulu üyeleri ile ilgili maddesinin tadil edildiği, ... Pte. Ltd.(...)'in ... Holding’in yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ....'in de ... Pte. Ltd.(...)'in tüzel kişi temsilcisi olarak tayin edildiği; keza, aynı tarihli ve 2016/39 sayılı yönetim kurulu kararı ile de ...Pte. Ltd.(...)'in ...Holding’i münferit imzasıyla üç yıl boyunca her konuda sınırsız şekilde temsil ve ilzama yetkili kılındığı, anılan tarih itibarıyla ... ve sanık ...’nın ...Commodities Pte. Ltd.(...)'deki pay oranlarının toplamının %94.37 olduğu; 20.11.2016 tarihinde başlayan e-posta silsilesi vasıtasıyla, ...’nın ...Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ... Anonim Şirketi (...)'nin sermayesini temsil eden %40 oranındaki payı satın almak üzere bir girişimde bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu girişimi başlatan şahsın da Adam .. olduğu ve ... adına gerçekleştirdiği müzakereler sonrasında işlemlerin başlatılması ve hisse satış sözleşmesinin hazırlanması için ...Grubu yöneticilerine, ...’nın da bulunduğu gruba bir e-posta ile talimat verdiğinin görüldüğü; ...’nın ... Gaz’ın hisselerini satın almak üzere ...Grubu’nun karşı tarafı konumunda olması gerektiği halde, bahse konu e-posta silsilesinde ... Grubu’nun ...’yı temsil eder şekilde yer aldığı,...Holding ve ...Grubu şirketleri ile doğrudan ya da hissedarı bulunduğu ... (...) Pte. Ltd. (...) şirketi dolayısıyla ...ile danışmanlık sözleşmeleri imzalandığı, ...Holding ve ...Grubu şirketlerinin arşiv kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, .... ile .... Holding arasında imza tarihi 14.03.2016, yürürlük tarihi ise 01.08.2016 olan bir danışmanlık sözleşmesi akdedildiğinin tespit edildiği, sözleşmenin konusunun,...Holding ve iştiraklerine yönetim danışmanlığı hizmetleri verilmesi, bu şirketlerde yönetici görevlerinin yerine getirilmesi ve bunların yurt içinde ve yurt dışında temsili şeklinde belirlendiği, sözleşme bedelinin aylık 45.000 avro olduğu ve ödemelerin üç aylık dönemlerde yapılacağı şeklinde düzenlendiği; ...’in aynı zamanda 28.03.2016 tarihinde ...Holding’e yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, Tamyr Singapore ile ayrı ayrı ... Enerji Ticaret A.Ş. (...Enerji) ve ...Gaz Sanayi ve Ticaret A.Ş. (... Gaz) arasında 03.08.2015 tarihinde akdedilen bir “... Agreement” (ticari hizmet sözleşmesi) bulunduğunun da tespit edildiği, sözleşmenin konusunun stratejik ve ticari konularda, genel hukuk meselelerinde, Rus hukukunu ilgilendiren konularda ve ... ve iştirakleri, danışmanları ve profesyonel danışmanları ile yürütülecek müzakerelerde danışmanlık hizmetleri verilmesi olarak belirtildiği, sonuç olarak, Adam ...’in bir yandan Avrasya... üzerinden ... Holding hisselerini devralırken, diğer yandan ...Holding ve ...Grubu şirketleri ile hizmet kapsamı belirsiz danışmanlık sözleşmeleri imzalandığı, Akfel Holding’in grup şirketlerine ait pay defterlerinin incelenmesi neticesinde, Baltacı Ailesi’nin 2014 yılından bu yana söz konusu şirketlerdeki tüm paylarını elden çıkardıkları izleniminin doğduğu, şöyle ki; 30.06.2014 tarihine kadar ... Ailesinin Enerjim Perakende Enerji Ticaret A.Ş. (Enerjim)’de toplam %49’a karşılık gelen payının bulunduğu, anılan tarihte Akfel Holding’in kontrolünün de yaklaşık %84 pay oranı ile ...’da olduğu, geri kalan payların da sanık ...’ya ve B.... Ailesi’nin diğer üyelerine ait bulunduğu; 30.06.2014 tarihli tek pay sahipliği bildirimine göre, ... Ailesi’nin doğrudan paydaşlıklarını da toplam %49 oranındaki paylarının tamamını ...Holding’e devrederek sonlandırmış olduğunun beyan edildiği, bununla birlikte, 19.06.2015 tarihli 2014 yılına ait olağan genel kurul kararı ile 19.06.2015 tarihli ve 2015/04 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca ...'nın başkan, sanık ...'nın da başkan yardımcısı sıfatıyla yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri ve şirketi üç yıl süre ile her konuda münferit imzalarıyla en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili kılındıklarının görüldüğü, dolayısıyla, ... ve sanık ... Enerjim’deki doğrudan pay sahipliklerini ... Holding üzerinden dolaylı pay sahipliğine dönüştürmüşlerse de, yönetim ve temsilde sahip oldukları sınırsız yetki ile Enerjim’deki kontrollerini TMSF’nin kayyım atanmasına kadar ellerinde tuttukları; 30.03.2015 tarihinde ... Ailesi'nin ...Enerji Ticaret A.Ş. (... Enerji) toplam %17 oranındaki payını ...Holding’e devrederek ortaklıktan çıktığının tespit edildiği, bununla birlikte, şirketin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan kararlarından, ....ı ve sanık ...’nın şirketin yönetimi ve temsilindeki kontrollerini söz konusu hisse devrinden sonra da ellerinde bulundurduklarının görüldüğü, keza ...'nın yönetim kurulu başkanı olarak 29.07.2016 tarihine kadar, sanık ... ise tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olan ...Holding’in temsilcisi olarak 24.08.2016 tarihine kadar ... Enerji’de münferiden sınırsız temsil ve ilzama yetkili temsilciler olarak görev yapmış oldukları; 16.11.2015 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca ...Ailesi'nin ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirketteki toplam %46.05 oranındaki payını ... Holding’e devrederek ortaklıktan çıktığı, diğer yandan, ...Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 01.04.2014 tarihli ve 2014/11 sayılı yönetim kurulu kararından 16.12.2016 tarihine kadar ...’nın yönetim kurulu üyeliğini sürdürdüğü, sanık ...'nın da genel müdür olarak seçildiği ve sanık ... ile ...’ya münferit imzalarıyla şirketi her konuda temsil ve ilzam yetkisi tanınmış olduğu; dolayısıyla, ... ve sanık ... ’deki doğrudan pay sahipliklerini Akfel Holding üzerinden dolaylı pay sahipliğine dönüştürmüşlerse de, yönetim ve temsilde sahip oldukları sınırsız yetki ile ...Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'deki kontrollerini TMSF’nin kayyım atanmasına kadar ellerinde tutmuş oldukları, ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de 18.06.2015 tarihi öncesinde %97 oranında paydaş görünen ...Enerji Çözümleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ve %3 paydaş görünen sanık ...’nın 18.06.2015 tarihinde paylarının tamamını ...Yenilenebilir Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye devrederek ortaklıktan çıktıkları, bununla birlikte, münferiden her konuda temsil ve ilzama yetkili şekilde tayin edilen yönetim kurulu başkanı Akfel Holding’in gerçek kişi temsilcisi olarak atanan sanık ...’nın el koyma kararına kadar görevde bulunduğu, Sanık ...'nın 16.05.2016 tarihinde ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki paylarının tamamını ... isimli şahsa devrederek ortaklıktan çıkmış göründüğü, buna rağmen, ...'nın 16.12.2016 tarihine kadar şirketi genel müdür sıfatıyla yönetmeye ve temsil ve ilzama yetkili göründüğünün de tespit edildiği; 16.05.2016 tarihinde sanık ...'nın ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki paylarının tamamını .... isimli şahsa devrederek ortaklıktan çıkmış görünmesine rağmen, 26.12.2016 tarihine kadar; Polges Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki paylarının tamamını ... isimli şahsa devrederek ortaklıktan çıkmış görünmesine rağmen de yine 26/12/2016 tarihine kadar şirketi genel müdür sıfatıyla yönetmeye ve temsil ve ilzama yetkili olduğu, ... ve ...’nın 02.06.2015 tarihi itibarıyla ...’de toplam %73 oranında pay sahibi oldukları, 02.06.2015 ve 05.11.2015 tarihlerinde ise her iki şahsın ...’ün toplam sermayesini temsil eden payların %50’sine ... Holding’in ve geri kalan %50’sine de ... Pte. Ltd.(...)’in sahip olması sonucunu doğuracak pay devirleriyle ortaklıktan çıkmış göründükleri, devir tarihleri itibarıyla ...Pte. Ltd.(...)'in ve ... Holding’in %100 pay sahibinin ...ve sanık ... oldukları, anılan tarihte ise ... Pte. Ltd.(...)'in ...’in hakim şirketi haline henüz gelmediği; öte yandan, şirketin ticaret sicil kayıtlarından sanık ...’nın 11.03.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısındaki istifasına kadar şirketin yönetiminde ve temsilinde doğrudan ve aktif şekilde yer aldığının anlaşıldığı, 30.12.2015 ve 02.08.2016 tarihlerinde ...Holding, .... ve ...'nın ...’daki tüm paylarını...Enerji ve Ticaret A.Ş. (ACH Enerji)'ye devrederek ortaklıktan çıktıkları, sanık ... ile ...'nın da ...’daki paylarının büyük bir kısmını ...Enerji’ye devrettikleri ve böylece .. ve sanık ...'nın ...Gaz’da azınlık pay sahibi haline geldikleri, diğer yandan sanık ...'nın ... Holding’e kayyım atanması tarihine kadar ... Enerji'de gerçek kişi temsilcisi olarak kayıtlı göründüğü; Bu şekilde ...Grubu’nda yer alan birçok şirkette ... ve sanık ...’nın doğrudan sahip olduğu paylar ...Holding’e aktarıldıktan sonra ...Holding’in tüm paylarının da ... ... Pte. Ltd.(...)'a devredildiği, böylece ...ve sanık ...’nın ... Pte. Ltd.(...)'da pay sahibi olmaları ve son iki yıl içinde ... Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerdeki pay sahipliklerini ülke dışına taşıdıklarının net şekilde gözlendiği; TMSF’nin kayyım olarak Akfel Holding’e atanması ile birlikte bu kez Akfel Commodities Pte. Ltd.(...)'da görünürde birtakım offshore şirketlere devirler yapıldığı ve Mehmet Fatih Baltacı ile sanık ...'nın Akfel Commodities Pte. Ltd.(...)'daki ve Akfel Grubu'ndaki kontrollerini arka planda sürdürdükleri izleniminin uyandığı, kaldı ki, .... Grubu’nda yer alan birçok şirkette bugüne kadar doğrudan yönetim ve/veya temsil yetkilerini ellerinde bulundurmaya devam etmelerinin de aslında bu şirketlerin paylarını gerçek anlamda devretme niyetinde olmadıkları algısını doğurduğu, Eski unvanı ...Endüstri Tesisleri İmalat ve Taahhüt A.Ş. olan Isystems Endüstri Tesisleri İmalat ve Taahhüt A.Ş. (... Endüstri) unvanlı şirkete ait kayıtlar ve pay defterlerinin incelenmesi neticesinde; Isystems Endüstri’nin Akfel Holding bünyesinde faaliyet gösterdiği ve Akfel Holding’in Isystems Endüstri sermayesini temsil eden payların tamamına sahip olduğu, 09.03.2016 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile .... Holding’in Isystems Endüstri’de sahip olduğu payların tamamını Isystems ...unvanlı Hollanda menşeli bir şirkete sattığının tespit edildiği, Hollanda Ticaret Sicili kayıtları temin edilmek suretiyle yapılan incelemelerde ise, ....’nin 30.07.2013 tarihinde .... unvanı ile ....Holding tarafından kurulduğu; ... Holding’e ait olan payların tamamının 18.05.2016 tarihinde ... ve ... tarafından kontrol edilmekte olan ..... Pte. Ltd.(...)'e devredildiği; 26.10.2016 tarihine kadar anılan şahısların ...Pte. Ltd.(...) aracılığıyla Isystems Global B.V.’nin mutlak kontrolünü ellerinde bulundurmaya devam ettikleri ve ....’nın 22.08.2016 tarihine kadar....’nin yöneticisi olarak kayıtlara geçtiğinin görüldüğü; her ne kadar 09.03.2016 tarihi itibarıyla .....Holding ile Isystems Endüstri arasında organik herhangi bir bağın bulunmaması gerekse de, ... ve sanık ...’nın 13.07.2016 tarihine kadar, sanık ...’nın ise 05.09.2016 tarihine kadar ... Endüstri’nin yönetim kurulu üyesi olmaya devam ettikleri; 05.10.2016 tarihine kadar ise sanık ...’nın şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu, .... Endüstri Tesisleri İmalat ve Taahhüt A.Ş. olan ticaret unvanının 13.07.2016 tarihinde alınan genel kurul kararı ile ...Endüstri olarak değiştirildiği, dolayısıyla yine bu tarihe kadar Akfel grubu ile olan organik bağın şirket unvanında dahi devam ettiğinin tespit edildiği; ... Endüstri bünyesinde faaliyet gösterdiği anlaşılan grup şirketlerine ait kayıtlar ve pay defterlerinin incelenmesi neticesinde ise; ....Petrol ve Doğalgaz Mühendislik A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların tamamına .... Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 31.08.2016 tarihine kadar Isystems Endüstri’yi temsilen ... olduğu;.... Enerji Çözümleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların tamamına Isystems Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 04.11.2016 tarihine kadar ...Endüstri’yi temsilen ... olduğu; .... Orta Asya Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların tamamına Isystems Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 29/08/2016 tarihine kadar Isystems Endüstri’yi temsilen ... olduğu; .... inşaat Proje Kontrol ve Enformasyon Teknolojileri Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların tamamına ...Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 31.08.2016 tarihine kadar sanık ... olduğu; ...Teknoloji Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların tamamına Isystems Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 31.08.2016 tarihine kadar Isystems Endüstri’yi temsilen ... .... olduğu, ... Teknoloji Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların yüzde ellisine Isystems Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisinin 29.08.2016 tarihine kadar Isystems Endüstri’yi temsilen ... olduğu; ....Endüstriyel Ürünler ve Sistemler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesini temsil eden payların %40 ... Endüstri’nin sahip olduğu ve anılan şirketin yönetim kurulu üyesinin 16.12.2016 tarihine kadar ... Endüstri'yi temsilen sanık ... olduğunun tespit edildiği; 09.03.2016 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile .... Holding’in Isystems Endüstri’de sahip olduğu payların tamamının Isystems ....’e devredildiği nazara alındığında, sanık ...'nın anılan tarih itibarıyla yukarıda belirtilen Isystems Endüstri grup şirketleri ile bir bağının kalmaması gerekirken sanık ... bu şirketlerin tamamında 16.12.2016 tarihlerine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığı, şirketleri münferit imza yetkisi ile temsil ve ilzam ettiği; anılan şirketlerin sermayelerini temsil eden payların tamamının devredilmiş olmasına rağmen, ilgili şirketlerdeki hakimiyet durumunun değişmemesi, yönetim ve denetim gücünün sanık ... tarafından kullanılmaya devam edildiği, ... Endüstri’de 05.09.2016, ... İnşaat’ta 07.09.2016, ... Petrol’de 01.09.2016, ....Teknoloji’de 31.08.2016 ve Merk Solar'da 04.11.2016 tarihi itibarıyla .... isimli şahsın anılan şirketleri münferit imzası ile temsil ve ilzam etmesi yönünde kararlar alınması olduğu, Hollanda ticaret sicil kayıtlarının temin edilmesi sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, 25.12.2016 tarihi itibarıyla .....’nin %100 hissedarının ... Limited HK olduğunun tespit edildiği, şirketlerin arşiv kayıtlarında rastlanan bir belgede ise, 31.10.2016 tarihinde gerçekleştirildiği ifade edilen Hong Kong Şirketler Sicili Belge Endeks Araştırmasına göre şirketler siciline en son ibraz edilen belgenin ibraz tarihi 15.03.2016 olan yıllık beyanname olduğu ve bu beyannameye göre ... Limited HK’ın tek hissedarının .... olduğunun görüldüğü, ...’in bir yandan .... üzerinden Isystems Endüstri hisselerini devralırken, diğer yandan daha devir gerçekleşmeden Isystems Endüstri grup şirketlerinin imza yetkilisi olarak yetkilendirildiği; bunun yanında, ... Endüstri'ye ait yönetim kurulu karar defterinin incelenmesi neticesinde, 15.12.2016 tarihli ve 2016/31 sayılı yönetim kurulu kararı ile Isystems...’nin sermayesinin 554.000 avrosuna tekabül eden 554 adet hisse senedinin 600.000 avro bedelle .....’e devredilmesine ve 11.01.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile ...Teknoloji’nin sermayesinin 900.000 TL’sine karşılık gelen 900.000 adet hisse senedinin 240.000 USD bedelle Isystems ...’e devredilmesine karar verildiği, anılan yönetim kurulu kararlarının her ikisinin de ... Endüstri Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla .... tarafından imzalandığı, karar tarihlerinin ise ... Endüstri ve ...Teknoloji’ye TMSF’nin kayyım atandığı tarihlerden sonraki tarihler olduğu, şirket muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde hisse satış bedellerinin Isystems Endüstri’ye ödenmiş olduğunun da ayrıca tespit edildiği, Şirket hesaplarından başka hesaplara yapılan havalelerin, mal ve hizmet alış dökümlerinin ve ticari defterler ile muhasebe kayıtlarının incelenmesi neticesinde; bazı çek sayfalarının hiçbir ticari veya hukuki ilişkiye dayanılmaksızın keşide edildiği, bu çek yapraklarının tamamının lehdarlarının ise, haklarında soruşturma yürütülen ve idaresi TMSF’ye devredilen ...Holding bünyesindeki ... Mühendislik adlı firma olduğu, anılan çeklerin kısa aralıklarla ve 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde keşide edilmiş olması ve vade tarihlerinin de buna göre belirlenmiş bulunmasının vade tarihine göre yakın aralıklarla bankaya ibraz edilerek ... Grubu şirketlerinin kısa sürede yüklü ödemeler yapmak suretiyle zor duruma düşürülebileceğini amaçladığı, Toplam değeri yaklaşık 9.000.000 TL’ye karşılık gelen ve vade tarihleri 22/12/2016 ile 14/01/2017 arasında olan 13 adet çek, 500.000 USD bedelinde 20/01/2017 vade tarihli 1 adet çek, 100.000.000 TL’ye karşılık gelen ve tarafımızca bilinmeyen vade tarihlerine göre yakın aralıklarla bankaya ibraz edilen 76 adet çeke mahkeme kararları ile el konulduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarına göre incelemeye şirketin mal veya hizmet alışlarına ilişkin verdiği ''...'' bildirimlerinde bazı şirketlerin yer almadığı ve bu nedenle de paraların bu şirket hesaplarına hangi amaçla gönderildiğinin tespit edilemediği; ismi geçen şirketin hesaplarından, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkartılan 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatları tespit edilerek kapatılan bazı kurumlara (Örneğin Fatih Üniversitesi hesaplarına) havale işlemleri yapıldığının tespit edildiği, Örgüt ile iltisaklı olan Türk Rus Kültür Vakfı'na ...Gaz Sanayi ve Ticaret, ....Enerji ve Ticaret, .... Enerji Çözümleri Sanayi ve Ticaret ve Enerjim Perakende Enerji Ticaret A.Ş. Şirketleri tarafından 29/03/2013-30/06/2016 tarihleri arasında 5.000 TL ile 500.000 TL arasında değişen bağış ve sponsorluk bedeli açıklaması ile para gönderildiği, TUSKON Başkanı....'in .... Enerji ve Ticaret'de üst düzey yönetici olarak 24/06/2013 - 31/12/2014 tarihleri arasında çalıştığı, Holding'in %80 ortağı ....'nın FETÖ ile iltisaklı olan Polonya'daki ... Üniversitesini mütevelli heyetinde yer aldığı tespit edilmiştir. IV-) (III) numaralı bentte belirtilen açıklamalar ve gerçekleşen somut olay muvacehesinde sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet kararına ilişkin sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının; Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararına ilişkin Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının; ... ve bağlı şirketlerin müsaderesine ilişkin sanık ... müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; ....Holding Anonim Şirketinin 1995 yılına örgüte ait ... Holding'in hissedarları tarafından örgütün sermayesi ile kurulduğu, 2015 yılında Fetö silahlı terör örgütü ile irtibatı bulunan şirketlere yönelik ülke genelinde yapılan operasyonlar sonucu sermaye artırımı yapılarak Singapur merkezli ancak yine sanık ... ile ..... 'ya ait ... Pte. Ltd. unvanlı şirkete devronulduğu, sanık ... ile ....'nın malvarlığına el konulduktan sonra bu sefer .... Pte. Ltd. şirketindeki hisselerini devrettikleri, aynı tutumu Holding bünyesindeki diğer şirketlerde de gösterdikleri, hisse paylarını devrettikleri halde şirketlerle organik bağlarını kesmedikleri, şirketlere uluslararası bir boyut kazandırarak kapalı girdap sistemi altında ortaklık yapısının değişikliğe uğratıldığı anlaşılmakla; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık ... hakkında hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu, ... ve bağlı şirketlerin müsaderesine ilişkin kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ... ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet, beraat ve müsadereye ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.