Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/2182 E. , 2025/18797 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2023/665 E., 2023/866 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf ba
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/2182 E. , 2025/18797 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2023/665 E., 2023/866 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Tevdii İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.12.2024 tarihli ve 2023/20429 esas, 2024/20044 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2025 tarihli ve 3-2023/95915 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraza konu uyuşmazlık, sanığın istinaf talebi dikkate alınmaksızın sadece müdafilerinin istinaf taleplerine istinaden yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararındaki bu eksikliğin ilgili Yargıtay Dairesince bozma kararı verilerek mi yoksa eksikliği gidermek üzere tevdii kararı verilerek mi çözüleceğinin belirlenmesine ve Dairemizce tevdii kararı verilmişken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısındaki gerekçelere göre bozma kararı verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.12.2024 tarihli ve 2023/20429 esas, 2024/20044 karar sayılı tevdii ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ceza yargılamasının konusunu, suç oluşturduğu iddia edilen iradi bir insan davranışı oluşturur. Kural olarak hukuki anlamda tek bir fiil ile ilgili olarak tek bir yargılamaya yapılır (non bis in idem) ve tek bir hüküm/karar tesis edilir. Hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunma zarureti nedeniyle tesis edilen bu tek hüküm/karar, olağan ya da olağanüstü kanun yollarıyla kaldırılmadıkça yeni bir hüküm/karar kurulamaz. Zira hukuk düzeni infazda tereddüde yol açacak, belirsizliğe ve kaosa sebep olacak uygulamalara müsaade etmez. Diğer taraftan ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih ve 2022/-3-455 2023/85 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Her ne kadar ceza soruşturması ya da kovuşturmasına maruz kalan şüpheli veya sanığın müdafiin hukuki yardımından faydalanma hakkı bulunduğunda (5271 sayılı Kanun madde 149) ve hukuki konumu vekil ilişkisinden farklı olan müdafiin, sanıkla görüşme (5271 sayılı Kanun madde 154) ifade, sorgu (5271 sayılı Kanun madde 147) ve savunma gibi usul işlemlerinde sanığın yanında bulunma (5271 sayılı Kanun madde 188, 197, 215, 226), yargı merciilerince yapılacak tebligatların kendisine de yapılmasını bekleme (5271 sayılı Kanun madde 37/1. maddesi delaletiyle 7201 sayılı kanun madde 11) ve sanık adına kanun yollarına başvurma (5271 sayılı Kanun madde 261) gibi yetki ve sorumlulukları bulunmakta ise de, yargılamanın sanık hakkında yapıldığında ve hükmün de sanık hakkında kurulduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu cümleden olarak, kurulan hükmün doğrudan muhatabı olarak "adil yargılanma hakkının" (İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi madde 6, Anayasa madde 36) öznesi sanıktır. Anılan hak kapsamında sanık, "kanun yollarını etkin biçimde kullanma/mahkemeye erişim" ve "gerekçeli karar hakkı"nın sağladığı güvencelerden gerek adli mercilerin hataları gerekse müdafiin tekasülü nedeniyle mahrum bırakılamaz. Yargılamanın her aşamasında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeleri içerdiğinin kabulü için, davanın taraflarının en azından esasa müessir iddia ve savunmaları itibariyle gerçekten dinlenildiği görünümünü vermesi gerekir. (AİHM, Magnin/Fransa, 10.05.2015, no. 26219/08. 29.) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında ilk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak müdafiinden ayrı ve farklı gerekçelerle sanığın da istinaf talebinde bulunmasına rağmen bölge adliye mahkemesi tarafından sanığın talebi de değerlendirilmeden ve/veya değerlendirildiğine delalet eden ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilmeden sanıklar müdafiilerinin "istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.