Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/3695 E. , 2025/24412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 28.Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 30/4 ve CMK'nın 223/3-d madde, fıkra ve bentleri hükümleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına yönelik istinaf başvurusu
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/3695 E. , 2025/24412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 28.Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 30/4 ve CMK'nın 223/3-d madde, fıkra ve bentleri hükümleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK'nın 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında, sanık savunması, tanığın aşamalardaki beyanları ve dosyada bulunan bütün deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın örgütle bağlantı içinde olduğu dönemdeki yaşı da gözetilerek; ilişki içinde olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğu konusunda hataya düşmesi ve bu suçun ancak kast ile işlenebilen bir suç olması nedeniyle, TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca kast yokluğundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçunda, sanığın örgütle bağlantılı olduğu dönemdeki yaşı gözetilerek, ilişki içinde olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilmediği (hataya düştüğü) savunması değerlendirilmiştir. Yerel mahkeme TCK 30/4 - CMK 223/3-d ile ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hukuki İlke: Suçun maddi unsurlarında hata (TCK 30/1) kastı ortadan kaldırır; failin bağlı olduğu yapının terör örgütü olduğunu anladığı veya anlamasının beklendiği tarih ile ayrılma iradesi somut olayda değerlendirilmeli, hata sabitse yalnızca kastla işlenebilen bu suçta CMK 223/2-c uyarınca kast yokluğundan beraat verilmelidir.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Örgüt üyeliğinde 'hata' savunması, özellikle küçük/genç yaşta yapıya dahil olan sanıklarda beraat sağlayabilir; doğru karar türü 'ceza verilmesine yer olmadığı' değil, kast yokluğundan beraattir.