İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/5334 Karar: 2025/28492 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2025/5334 K.2025/28492

3. Ceza Dairesi 2025/5334 E. , 2025/28492 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2068 E., 2022/283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/338 E., 2021/443 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : TCK'nın 220/7 m

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/5334 E. , 2025/28492 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2068 E., 2022/283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/338 E., 2021/443 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : TCK'nın 220/7 m

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/5334 E. , 2025/28492 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2068 E., 2022/283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/338 E., 2021/443 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : TCK'nın 220/7 maddesi yollamasıyla 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 63. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.02.2025 tarih ve 2023/13369- 2025/5180 sayılı bozma ilamı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması ile hükmün düzeltilerek onanması Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 17.02.2025 tarihli ve 2023/13369 esas, 2025/5180 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2025 tarihli ve KD-2022/52260 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Dosya kapsamına göre; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olması nedeniyle kapatılmalarına karar verilen eğitim kurumlarında çalışması, örgüt içi katalog evliliği yapması, haklarında benzer suçlardan işlem yapılan kişilerle iletişim halinde olması ve bu kişilerle otellerde yapılan toplantılara katılması nedeniyle silahlı terör örgütüyle sempati düzeyinde bağlantı kurduğu anlaşılan sanığın, ...'da örgütün birinci çağrısıyla uyumlu şekilde 20.01.2014 tarihinde vadesiz hesap açması, 31.01.2014 tarihinde başka bir bankadan çektiği 10.000,00 TL kredinin 9.268,00 TL'sini ...'ya yatırarak vadeli hesap açması, yine örgütün üçüncü çağrısıyla uyumlu şekilde 04.02.2015 tarihinde 2.127,00 TL tutarında vadeli hesap açması şeklinde sübut bulan eylemlerini, örgütün talimatlarına uyarak gerçekleştirdiği konusunda şüphe bulunmadığı ve rutin bankacılık faaliyetleri olarak değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmakla, sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği düşünüldüğünden, Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2023/13369 esas, 2025/5180 karar sayılı ilamının kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkumiyetine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan temel ceza belirlenirken delalet maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasının belirtilmesi gerektiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.02.2025 tarihli ve 2023/13369 esas, 2025/5180 karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2021/2068 esas, 2022/283 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği ilk derece mahkemesi hükmünün birinci paragrafında yer alan “5237 sayılı TCK'nun 220/7. madde'' ibaresinin çıkartılarak yerine ''5237 sayılı TCK’nın 314 üncü maddesinin dördüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkraları'' ibaresinin eklenmesi suretiyle temyiz davasının esastan reddiyle hükmün itiraznameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY; Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmıştır. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun oluşması doğrudan kastın varlığına bağlıdır. Doğrudan kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile suç kastının bulunup bulunmadığı somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin 22.01.2025 tarih ve 32790 sayısıyla resmi gazetede yayımlanan 09.10.2024 tarih ve 2018/37695 başvuru numaralı kararında gerekçeli karar hakkı kapsamında yaptığı değerlendirme şu şekildedir; ''....Anayasa Mahkemesi, ... verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir.... Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi .... kararında başvurucunun Bank .... mevduatına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiası karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.... Anayasa Mahkemesi anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir.... Somut olayda Mahkeme, bankacılık verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmamıştır. Gerekçeli karar içeriğine ve dosyadaki delillere göre başvurucunun 2013 yılı Aralık ayında 17.470,65 TL olan hesabı 2014 Mayıs ayına kadar düşük miktarlarda olacak şekilde 24.621,57 TL'ye yükselmiştir. Alınan MASAK raporunun da sözkonusu hesap hareketlerinin yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadında açıklanan nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır. Raporda başvurucunun hesabı açış tarihinden itibaren mukayeseli bir inceleme yapılmadığı, başvurucunun başka bankalardan kredi çekerek ...'ya para yatırdığının ya da işlem yaptığı üçüncü kişilerden FETÖ/PDY'den işlem gören kişiler olduğunun tespit edilmediği görülmektedir. Başvurucu; yargılama sırasında yaptığı savunmada Bank .. hesap açtırdığını, faizsiz finans kuruluşu olması sebebiyle bu Bankayı tercih ettiğini, örgüt liderinin talimatıyla bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişiminden bir yıl önce de parasını çektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu savunması karşısında söz konusu hesap açma ve bankacılık işlemlerini ekonomik çıkarları dışında farklı bir amacı gerçekleştirme saiki ile yaptığı hususunda gerekçeli kararda yeterli bir değerlendirme yapıldığını söylemek mümkün gözükmemektedir.... Başvurucunun mahkûmiyetinde esas alınan deliller gözetildiğinde tek başına örgütün nihai amacını bildiğini ve terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyduğu söylenemez...'' şeklinde değerlendirme bulunmuş ve yine aynı karar içeriğinde suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden '' ... Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır.... Bu kapsamda somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne üye olma suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır.... Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir.... Yukarıda açıklandığı üzere yargı makamları başvurucunun FETÖ/PDY'nin nihai amacını ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarından biri olduğunu ileri sürmediği gibi FETÖ/PDY'nin devletçe bir terör örgütü kabul edilmeye ve herkesçe öyle bilinmeye başlanmasından önce söz konusu oluşumun bir terör örgütü olduğundan haberdar olduğunu da iddia etmemiştir. Üyesi olduklarından bahisle kişilerin cezalandırılmalarına neden olan bir oluşumun veya yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiklerinin ortaya konulmaması ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi önceden suç olarak tanımlanmayan fiilleri işledikleri gerekçesiyle terör örgütüne üye olma gibi ağır suçlardan mahkûm edilmeleri sonucunu da doğurabilir.... .... Böylelikle FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan cezalandırılan başvurucunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebileceği ilk derece mahkemesince somut olayda gösterilememiştir. Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır....'' şeklinde değerlendirmede bulunarak başvurucu lehine suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı kabul edilen sanığın, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına yansıyan eylemleri göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, örgütün nihai amacını bildiğine veya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün onanmasına dair düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla