İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2006/1386 K.2006/3151

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 40 ]

Esas2006/1386Karar2006/3151Tarih28 Mart 2006Okuma6 dk · 1.202 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2006/1386 E., 2006/3151 K.·İcranın İadesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Mart 2006
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.202 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 40 ]

"İçtihat Metni"

Dava dilekçesinde ıslahla 2.467.949.027 lira faiz alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davada, taraflar arasındaki alacak davası nedeniyle bir kısım alacağa hükmedilmesi üzerine, ilamın icraya konulduğu ve cebri icra nedeniyle paranın ödendiği, sonrasında takibe dayanak kararın temyizi üzerine Yargıtay'ca alacağa ilişkin talebin tümüyle reddi gerektiği belirtilmek suretiyle yerel mahkeme kararının bozulduğu ve mahkemesince bozmaya uyularak istemin tümüyle reddine karar verildiği kararın kesinleşmesi üzerine, ödenen paranın faizi ile geri verilmesi (11.03.2003 tarihinde tebliğ edilen muhtıra ile) istendiği; buna rağmen sadece asıl alacağın (13.03.2003 tarihinde) ödendiği,

faiz talebinin icra müdürlüğünce reddedildiği ileri sürülerek, söz konusu paranın 17.04.2001 (icra dairesine ödendiği) tarihten, geri ödemenin yapıldığı (13.03.2003) tarihine kadar, paranın tasarruf edilememesinden kaynaklanan zararın tazmini istenilmiş; mahkemece, asgari yasal faiz gelirine göre hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;

llK.nun 40/2. maddesi uyarınca; bir ilam hükmü icra edildikten sonra bo-zulupta aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesinleşen hükümle sabit olursa ayrıca bir karara gerek kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.

İcranın iadesi yolu ile iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek meblağ, iade alacaklısının icra dairesine ve icra dairesinin de iade borçlusuna ödemiş olduğu paradır. Bunun dışındaki paranın kullanılamamasından doğan gelir kaybı ise ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren karşılanabilir hale gelebilir. Mahkeme ilamına dayanılarak kusursuz olarak elde edilen paranın haksız bir edinim ve kullanıma dayanmadığı ve böylece iade borçlusunun (karar kesinleşmeden) gelir kaybından sorumlu tutulamayacağı, istemin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gözetilmeden istemin tümü hakkında karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Dava dilekçesinde ıslahla 2.467.949.027 lira faiz alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bü

Davada, taraflar arasındaki alacak davası nedeniyle bir kısım alacağa hükmedilmesi üzerine, ilamın icraya konulduğu ve cebri icra nedeniyle paranın ödendiği, sonrasında takibe dayanak kararın temyizi üzerine Yargıtay'ca alacağa ilişkin talebin tümüyle reddi gerektiği belirtilmek suretiyle yerel mahkeme kararının bozulduğu ve mahkemesince bozmaya uyularak istemin tümüyle reddine karar verildiği kararın kesinleşmesi üzerine, ödenen paranın faizi ile geri verilmesi (11.03.2003 tarihinde tebliğ edilen muhtıra ile) istendiği; buna rağmen sadece asıl alacağın (13.03.2003 tarihinde) ödendiği,

faiz talebinin icra müdürlüğünce reddedildiği ileri sürülerek, söz konusu paranın 17.04.2001 (icra dairesine ödendiği) tarihten, geri ödemenin yapıldığı (13.03.2003) tarihine kadar, paranın tasarruf edilememesinden kaynaklanan zararın tazmini istenilmiş; mahkemece, asgari yasal faiz gelirine göre hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;

llK.nun 40/2. maddesi uyarınca; bir ilam hükmü icra edildikten sonra bo-zulupta aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesinleşen hükümle sabit olursa ayrıca bir karara gerek kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.

İcranın iadesi yolu ile iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek meblağ, iade alacaklısının icra dairesine ve icra dairesinin de iade borçlusuna ödemiş olduğu paradır. Bunun dışındaki paranın kullanılamamasından doğan gelir kaybı ise ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren karşılanabilir hale gelebilir. Mahkeme ilamına dayanılarak kusursuz olarak elde edilen paranın haksız bir edinim ve kullanıma dayanmadığı ve böylece iade borçlusunun (karar kesinleşmeden) gelir kaybından sorumlu tutulamayacağı, istemin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gözetilmeden istemin tümü hakkında karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASI-

NA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Çorum İkinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2004 tarih 2004/42 esas, 2004/248 karar sayılı kararı ile davacı C.Ö.'in davalı H.S. hakkında açmış olduğu alacak davasının kabulüne karar verildiği kararın dairemizin 28.03.2006 tarih 2006/3151 karar sayılı kararı oyçokluğu ile bozulmasına karar verildiği, işbu karara aşağıda belirteceğimiz gerekçelerle muhalif kalınmak gerektiği sonucuna varılmıştır.

Davada, taraflar arasındaki alacak davası nedeni ile bir kısım alacağa hükmedil-mesi üzerine ilamın icraya konulduğu ve cebri icra nedeniyle paranın ödendiği, takibe dayanak kararın temyizi üzerine Yargıtay'ca alacağa ilişkin talebin tümü ile reddi gerektiği belirtilmek suretiyle Yerel Mahkeme kararının bozulduğu ve mahkemesince bozmaya uyularak istemin tümü ile reddine karar verildiği kararın kesinleşmesi üzerine ödenen paranın faizi ile geri verilmesinin 11.03.2003 tarihinde tebliğ edilen muhtıra ile istendiği buna rağmen sadece asıl alacağın 13.03.2003 tarihinde ödendiği, faiz talebinin İcra Müdürlüğünce red edildiği,

ileri sürülerek söz konusu paranın İcra Dairesine ödendiği 17.04.2001 tarihinden geri ödemenin yapıldığı 13.03.2003 tarihine kadar paranın tasarruf edilememesinden kaynaklanan zararın tazmini istenilmiş, mahkemece ise asgari yasal faiz gelirine göre hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüne karar verilmiştir.

Çoğunluk, icranın iadesi yoluyla iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek meblağ, iade alacaklısının icra dairesine ve icra dairesinin de iade borçlusuna ödemiş olduğu para olup bunun dışındaki paranın kullanılmamasından doğan gelir kaybının ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren karşılanabilir hale gelebileceği düşüncesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Davacı C.Ö.'in icra dairesine yatırdığı para 2 yıla yakın bir süre icra dairesinde kalmış, böylece davacı parayı kullanmaktan mahrum kalmıştır.

llK.nun 40/f-ll maddesinde düzenlenen icranın iadesi prosedürü bir ilama dayanılarak takip borçlusundan alınıp takip alacaklısına ödenen tutarın takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra kurulup kesinleşen bir hükümle saptanması halinde ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi marifetiyle ve gereğinde cebri icra yoluyla geri alınıp takip borçlusuna iadesini temine matuf bir takip hukuku yöntemidir.

Bu prosedür dairesinde takip alacaklısından geri alınabilecek meblağ evvelce kendisine icra dairesince ödenen meblağdan ibaret olup takip borçlusunun takip nedeniyle ödediği paradan uzun bir süre yoksun kalmasından doğan zararın da geri alınmasını icra dairesinden istemesi ve böyle bir talebin icra müdürlüğünce yerine getirilmesi mümkün değildir.

Davamızda da davacı takip borçlusunun takibi nedeniyle ödediği paradan bir süre yoksun kaldığı zarar için söz konusu davayı açmış bulunmaktadır.

Bu durumda Mahkemece davacının mali ve sosyal vaziyeti değerlendirilerek mahrum kaldığı yaklaşık 2 yıl sürede elinde bulundurması halinde ne şekilde değerlendirilebileceği araştırılmak daha fazla nemalandırma olanağının saptanamaması halinde en azından bankaya tasarruf mevduatı olarak yatıracağı benimsenerek o sürede cari mevduat faiz oranları tespit edilerek davacının zararı belirlenmek ve sonucuna göre karar vermek gerekecektir.

Mahkeme de davacının faiz talebi doğrultusunda bilirkişi incelemesi de yaptırarak doğru sonuca ulaşmıştır.

Davacı takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebililir bu zarar davacının parayı icra dairesine yatırdığı tarih ile davalının icra İflas Kanununun 40/1-11 maddesi prosedürüne uygun olarak iade ettiği tarih arasında faizdir. Mahkemenin kararı usul ve yasaya uygundur. Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesinin 22.11.1990 tarih 1989/6774 esas sayılı kararı, Yargıtay Onüçüncü Hukuk Dairesinin 12.06.2003 tarih 2003/3003 esas sayılı kararı da görüşümüzü desteklemektedir.

Tüm bu nedenlerle kararın onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne karşı oydayız.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2006/1386, K. 2006/3151, 28 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/1386
Karar No
2006/3151
Tarih
28 Mart 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/1387 K.2006/4274
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/1387 K.2006/1951
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2006/1387 K.2006/4431
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/1388 K.2006/1774
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2006/1388 K.2006/4430
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/1389 K.2006/2570

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.