KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/11085 E., 2012/14930 K.·Mahkemesi:sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 2200 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; davalıya ait arsayı 35000 TL’ye satın almak üzere anlaştığını, 1500 TL peşin verdiğini, daha sonra da 700 TL verdiğini; ancak, davalı 7 ay geçmesine rağmen arsanın tapusunu devretmediğini, haksız zenginleştiğini ileri sürerek; ödediği 2200 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, cevap vermemiştir.Mahkemece; davanın kabulü ile, 2200 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davalı temyiz dilekçesinde; tarafına dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, davadan kararla haberdar olduğunu ileri sürmektedir.
HUMK.nun 73.maddesi hükmüne göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan, tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Davalıya, davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.
Bu nedenle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır.6100 sayılı HMK'nun 27.md. hükmü ile "Hukuki Dinlenilme Hakkı" Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Bu hak, taraflar dışında müdahiller ve yargılama ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır.Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebliğin yapıldığına ilişkin, tebligat parçasında; tebliğin, Kanun ve Tüzük hükümlerinde aranan şekil şartlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Zira, muhatabın evde bulunmama sebebini bildiren komşunun ismine ve imzasına rastlanılamamıştır. Bu haliyle tebligat usulsüzdür.
Mahkemece yapılacak iş; davalılara yeniden usulüne uygun davetiye çıkartıp, tebliğ etmek olmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/11085, K. 2012/14930, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama