KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/14991 E., 2012/19540 K.·Mahkemesi:aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2012
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; davacı reşit evlat üniversite eğitimini devam ettirebilmek için davalı babasından aylık 1.000,00 TL yardım nafakası talep etmiş; mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek aylık 400,00 TL yardım nafakasının davalı babadan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı baba tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.Dava; yardım nafakası talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 364/1 maddesine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğu düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 328/2 maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1998 gün, 1998/656.
688 sayılı ilamında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme terimi çok sıkıntılı bir durumu ve ekonomik şartları ifade eder.
Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca sözkonusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması gerekmez.Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır.
Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun'un 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların baba oğul oldukları. 1989 doğumlu davacının ...
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi iktisat bölümü birinci sınıf öğrencisi olduğu, öğrenci yurdunda kalıp yurda aylık 350,00 TL ödeme yaptığı, davalı babanın ise emekli olup aylık 1.131,12 TL emekli maaşı aldığı, adına kayıtlı daireyi kiraya verip, bu daireden aylık 500,00 TL kira geliri elde ettiği, kirada oturup 600,00 TL kira ödediği, üzerine kayıtlı minibüsünün olduğu, davacının dava dışı annesinin de emekli memur olup, aylık 1.002,26 TL gelirinin bulunduğu, adına kayıtlı taşınmazda oturup kira ödemediği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü, nazara alındığında hükmedilen nafaka miktarı fazla olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir. Bu itibarla davalı babanın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/14991, K. 2012/19540, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama