KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/15679 E., 2012/21919 K.·Mahkemesi:aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde fazlaya dair hak saklı kalmak kaydıyla 12.000 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili davasında,davalının akıl hastası olan... 'in annesi olduğunu, davalının kızının 12.5.2003 tarihinde davacıya ait ahır ve samanlıkları yaktığını, Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, akıl hastası olması sebebiyle ceza verilmediğini ancak davalı annenin akıl hastası olan kızına karşı özen ve gözetim ödevini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zarardan Medeni Kanunun 369.maddesi gereğince sorumlu olduğunu, 12000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında;davanın zamanaşımı nedeniyle reddini ayrıca davalının ceza davasında taraf olmadığını,mahcurun eylemi ile davalının bir bağlantısının bulunmadığını,davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacının yangının olduğu tarihte zarardan ve failden haberdar olduğu halde bir yıllık süre içerisinde zararın ödenmesini talep etmediği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davalının akıl hastası olan kızının davacıya ait binayı yakması nedeniyle uğranılan zararın aile başkanı olması sıfatıyla davalıdan tahsili talebidir.Medeni Kanun'un 369/1. maddesine göre, ev başkanı ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.Kural olan, kusurlu davranıştan sadece failin sorumlu kılınması ve bundan doğacak sonuçlara da bizzat onun katlanmasıdır.
Cezai sorumlulukta bu ilke "kusurun şahsileştirilmesi" prensibi ile kabul edilmiştir. Aynı ilke, kural olarak hukuki sorumlulukta da geçerlidir. BK. m. 41 'de ifadesini bulan bu ilke gereğince, herkes "Gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp veya tedbirsizlikle haksız bir surette" başkalarına verdiği zararı tazminle yükümlüdür.Bununla beraber pozitif hukuk düzenleri bu tabii hukuk kurallarına bazı istisnalar getirmişlerdir.
Söz konusu istisnalara, daha çok sorumlu kişilerin zarar verenle belirli veya kişisel bir ilişki içinde bulunduğu hallerde yer verilmiştir, işte, hukuk sistemimizde başkasının eyleminden sorumluluğu düzenleyen ayrık hükümlerden biri de MK. m. 369/1 'dir.Somut olaya döndüğümüzde haksız eylemi gerçekleştiren ... 'in davacıya verdiği zarardan babanın ölü olması sebebiyle davalı anne aile başkanı olarak sorumludur.
Borçlar Yasasının 60/1 maddesi gereğince haksız eylem nedeniyle açılacak tazminat davaları 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Ne var ki aynı yasanın 60/2 maddesine göre eylemin suç teşkil etmesi halinde ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Dosya içeriğinden olayın 12.05.2003 tarihinde gerçekleştiği, davalının kızı ... 'in ...
Ağır Ceza Mahkemesinde “kasten süknaya mahsus binayı yakmak suçundan” yargılandığı ve üzerine atılı suçun sabit olmasına rağmen akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ve hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/15679, K. 2012/21919, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama