KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/5520 E., 2012/9054 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2012
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde 52.900 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, erkek arkadaşı olan davalı ile Türkiye'de rahat gezebilmek için yabancıların araç alma prosedürünün zorluğu ve başkası kullandığında ceza alacağı hususundaki telkinlerle ... ... Şubesine 12.08.2008 tarihinde 52.900,00 TL para gönderdiğini, bir gün sonra davalının ...plakalı aracı kendi adına tescil ettirdiğini, 2010 yılında aracın kaydını istemesi üzerine davalının vermekten kaçındığını belirterek araç bedeli olan 52.900,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı, davaya cevap vermemiş, son celse kendisini vekil ile temsil ettirmiş, ancak beyanda bulunmak için istenen süre mahkemece reddedilmiştir.Mahkemece, dava konusu paranın banka havalesi ile davalıya gönderildiği ve bu bedel ile davalının adına kayıtlı aracı aldığı,
davalıya çıkarılan isticvap davetiyesine icabet etmeyerek davalının araç bedelinin davacı tarafından ödendiğini ve bu parayı davacıya ödediğini kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.Davalıya isticvap davetiyesi çıkarılarak adına kayıtlı aracın bedeli olan 52.900,00 TL'nin davacı tarafından ödendiği iddia edildiğinden bu hususun açıklanması için duruşmaya gelmesi, duruşmaya gelmediği veya gelip de sorulan sorulara cevap vermediği takdirde araç bedelinin davacı tarafından ödendiği ve bu bedeli ödemekle yükümlü sayılacağına karar verileceği hususu ihtar edilmiştir.
İsticvap duruşmasında davalı, vekil hazır bulundurmuştur.İsticvabın konusu dava ile ilgili belli vakıalardır. (HUMK. m. 280/II) Özellikle isticvap muğlak, müphem ve aydınlanmasına ihtiyaç görülen durumlarda mümkün görülebilir. Böylece davacı veya davalının savunmasının açıklanmasına çalışılır. Kanunun isticvaptan arzuladığı esas amaç bu olmalıdır. Bu nedenle isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilemez.
Kanun aksini emretmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispatla yükümlüdür (MK. m. 6). Buna göre ispat yükü kural olarak davacıya düşer. Davacı, davasını dayandırdığı vakıaları ispat etmekle yükümlüdür. Davacı bunu ispat edince bu defa davalı, savunmasını dayandırdığı vakıaları ispat etmek külfetine girecektir.
İşte yargılamanın bu safha ve aşaması sırasında çıkan aydınlanmaya muhtaç konuların, aydınlanması amacıyla isticvaba müracaat edilmeli, az yukarıda açıklanan ispat kurallarını zedelemeye ve ortadan kaldırmaya yol açacak biçimde kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
Aksi durumda kendisine davada ispat yükü düşen taraf karşı tarafın isticvap edilmesiyle bu yükümünden kurtulmuş olur ki usul hukuku hükümleri ve sistemi bunu üstün görmez.Mahkemece dosyaya toplanan deliller ve yemin delili değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken sadece isticvap davetiyesi esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/5520, K. 2012/9054, 4 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama